Olayın başlangıcı, Şili'nin Los Lagos Bölgesi'ndeki somon çiftliklerinde zararlı mikroalgaların yol açtığı kitlesel balık ölümleri oldu. Milyonlarca somonun telef olmasının ardından karadaki bertaraf tesisleri yetersiz kalınca yetkililer, yaklaşık 4 bin 700 ton çürümüş balığın Chiloé Adası'nın yaklaşık 75 deniz mili açığında Pasifik Okyanusu'nun derin sularına dökülmesine izin verdi.
HAFTALAR SONRA DENİZ KIRMIZIYA BÜRÜNDÜ
Balıkların denize boşaltılmasının ardından bölgede, Alexandrium catenella adlı toksik mikroalgaların neden olduğu zehirli "kırmızı gelgit" hızla yayıldı. Deniz ürünlerinde tehlikeli toksin seviyeleri tespit edilince balıkçılık ve kabuklu deniz ürünü avcılığı durduruldu. Bu gelişme, binlerce balıkçının gelirini kaybetmesine neden olurken Chiloé Adası'nda günler süren protestolar düzenlendi.
BİLİM İNSANLARI HÂLÂ NEDENİNİ ARAŞTIRIYOR
Araştırmacılar, çürüyen somonlardan açığa çıkan yüksek miktardaki organik maddelerin denize azot ve fosfor taşıyarak toksik alglerin çoğalmasını hızlandırmış olabileceğini değerlendiriyor. 2020 yılında yayımlanan bilimsel bir çalışma da uygun deniz akıntıları sayesinde bu besin maddelerinin kıyıya ulaştığını ve kırmızı gelgiti beslemiş olabileceğini ortaya koydu. Ancak uzmanlar, felaketin yalnızca somon dökümüne bağlanamayacağını; El Niño, deniz suyu sıcaklıkları ve iklim koşullarının da süreçte etkili olduğuna dikkat çekiyor.
ÇEVRE KADAR EKONOMİ DE AĞIR DARBE ALDI
Yaşanan çevre krizi yalnızca deniz yaşamını değil, bölgenin ekonomisini de derinden sarstı. Av yasağı nedeniyle binlerce aile gelirini kaybederken, balıkçılık sektöründe uzun süre toparlanamayan ekonomik kayıplar yaşandı. 2026 yılında yayımlanan araştırmalar da Chiloé krizinin yalnızca ekolojik değil, sosyal ve ekonomik açıdan da uzun vadeli etkiler bıraktığını ortaya koydu.
DERS NİTELİĞİNDE ÇEVRE FELAKETİ
Aradan yaklaşık on yıl geçmesine rağmen Chiloé'de yaşanan somon krizi, Şili'deki su ürünleri yetiştiriciliğinin çevresel etkilerine ilişkin en çarpıcı örneklerden biri olarak gösteriliyor. Uzmanlar, benzer felaketlerin tekrar yaşanmaması için atık yönetiminin güçlendirilmesi, çevresel denetimlerin sıkılaştırılması ve deniz ekosistemini koruyacak yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.



