Ankara’nın Mamak ilçesindeki Hüseyin Gazi Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde görev yapan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Gülfidan Keleş Erdağ, okul kütüphanesindeki kitap sayısının öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamadığını fark etti. Yaklaşık 14 yıllık okulun kütüphanesinde yalnızca 500 civarında kitap bulunuyordu. Raflarda birkaç sıra halinde duran kitaplar, öğrencilerin ilgisini çekecek zenginlikte değildi. Erdağ, bu tabloyu değiştirmek için okul yönetiminin kapısını çaldı. Aklında ise yalnızca rafları kitaplarla doldurmak değil, öğrencilerin severek vakit geçireceği bir alan oluşturmak vardı.
“KÜTÜPHANEYİ ÖĞRENCİLERİMİZİN YAŞAM ALANI YAPMAK İSTEDİM”
Kütüphanenin mevcut durumunu yeterli bulmayan Gülfidan Keleş Erdağ, okul müdürüyle görüşerek projesini anlattı. Erdağ, o süreci şöyle anlattı:
“Yaklaşık 500 kitabımız vardı ve raflarımızda 2-3 sıra halinde kitap bulunuyordu. Bir gün okul müdürümün yanına gidip, müsaadeniz olursa bu kütüphaneyi güzelleştirmek, doldurmak ve öğrencilerimizin yaşam alanı haline getirmek istediğimi söyledim.” Okul yönetiminden destek alan öğretmen, ardından kolları sıvadı. Ancak önünde yalnızca kitap toplamak değil, doğru kitapları seçmek, bağışları düzenlemek, gelen eserleri kontrol etmek ve kütüphaneyi baştan aşağı organize etmek gibi uzun bir süreç vardı.
ÖNCE BİNLERCE KİTAPTAN OLUŞAN LİSTE HAZIRLADI
Gülfidan Keleş Erdağ, kampanyaya rastgele kitap istemekle başlamadı. Öğrencilerin yaş gruplarını ve okul mevzuatını dikkate alarak kapsamlı bir kitap listesi hazırladı. İlk etapta yaklaşık 3 bin ila 3 bin 500 kitaplık bir hedef belirledi. Hazırladığı listeyi sosyal medya hesabından paylaşarak çevresinden destek istedi. İlk başta sınırlı sayıda kişiye ulaşan çağrı, kısa süre içerisinde beklenmedik şekilde büyüdü. Takipçisi yüksek bir tanıdığının da kampanyayı paylaşmasıyla birlikte öğretmenin çağrısı daha geniş kitlelere ulaştı. Sonrasında okulun kapısına kitap kolileri gelmeye başladı.
SOSYAL MEDYADA BAŞLAYAN ÇAĞRI KİTAP YAĞMURUNA DÖNÜŞTÜ
Kampanyaya destek veren hayırseverler, hazırlanan listedeki kitapları temin ederek okula göndermeye başladı. Gün geçtikçe gönderilen kitapların sayısı arttı. Başlangıçta birkaç yüz kitapla sınırlı olan kütüphane koleksiyonu, kısa sürede binlerce esere ulaştı. İlk hedef olan 3-3 bin 500 kitap da aşıldı. Çalışmanın sonunda kütüphanedeki kitap sayısı 5 bin 500’e yükseldi. Böylece okulun daha önce yaklaşık 500 kitaptan oluşan kütüphanesi, binlerce eserin yer aldığı kapsamlı bir eğitim ve kültür alanına dönüştü.
AYNI KİTAPLAR GELMESİN DİYE TEK TEK EŞLEŞTİRDİLER
Kitap bağışlarının artması bu kez farklı bir sorunu beraberinde getirdi. Çok sayıda kişinin aynı anda kitap göndermesi, aynı eserlerin tekrar tekrar gelmesine neden olabilirdi. Gülfidan Keleş Erdağ bu nedenle kendisine gönderilen her kitabı ve bağışçıyı tek tek takip etmeye başladı. Bir ajanda oluşturan öğretmen, ihtiyaç listesindeki kitaplarla bağışçıları eşleştirdi. Bir bağışçıya ilk kitaplar verilirken, sonraki kitaplar başka destekçilere yönlendirildi. Bu yöntem sayesinde hem gereksiz tekrarların önüne geçildi hem de kütüphanenin eksik bölümleri sistemli şekilde tamamlandı.
KARGOLAR GELDİKÇE İKİNCİ BÜYÜK EMEK BAŞLADI
Kitapların okula ulaşmasıyla kampanyanın en zahmetli aşamalarından biri başladı. Kütüphaneye gönderilen kitaplar tek tek açıldı, kontrol edildi ve tasnif edildi. İçeriği bilinen kitaplar ayrılırken, hakkında yeterli bilgi bulunmayan eserler araştırıldı. Öğrencilerin gelişim düzeyine ve okulun ihtiyaçlarına uygun olmayan kitaplar ise koleksiyona dahil edilmedi. Ardından binlerce kitap belirli kategorilere ayrıldı. Kütüphanede; Türk edebiyatı, Türk klasikleri, dünya klasikleri, tarih, dinî eserler, popüler kültür, üniversite sınavına hazırlık kaynakları gibi farklı bölümler oluşturuldu. Böylece binlerce kitabın bulunduğu kütüphane, öğrencilerin aradıkları esere kolayca ulaşabileceği düzenli bir yapıya kavuştu.
5 BİN 500 KİTAP TEK TEK DİJİTAL SİSTEME İŞLENDİ
Kütüphanedeki dönüşüm yalnızca raflarla sınırlı kalmadı. Kitapların takibini kolaylaştırmak amacıyla barkod sistemi kuruldu. Eserler dijital ortama aktarılırken, kitapların ödünç verilmesi ve geri dönüşlerinin takip edilmesi de daha kolay hale getirildi. Bu sistem sayesinde kütüphane klasik anlamda yalnızca kitapların bulunduğu bir oda olmaktan çıktı. Öğrencilerin aktif olarak kullandığı modern ve işlevsel bir eğitim alanına dönüştü.
ÖĞRETMENİN BABASI ATIL TAHTALARI MASAYA ÇEVİRDİ
Kütüphanenin dönüşümündeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise masa yapımında yaşandı. Öğrencilerin ders çalışabilmesi için kütüphanede masa ihtiyacı ortaya çıkınca yeni masa satın almak yerine okulda kullanılmayan tahta parçaları değerlendirildi. Gülfidan Keleş Erdağ’ın marangoz olan babası, atıl durumdaki tahtaları işleyerek öğrencilerin kullanabileceği masalara dönüştürdü. Böylece kullanılmayan malzemeler yeniden hayat bulurken kütüphaneye de yeni çalışma alanları kazandırıldı. Bir öğretmenin başlattığı proje, ailesinin emeği ve hayırseverlerin desteğiyle adeta ortak bir okul projesine dönüştü.
OKUL YÖNETİMİ DE PROJEYE OMUZ VERDİ
Hüseyin Gazi Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Birkan Tanrıkut da çalışmanın her aşamasında projeye destek verdi. Tanrıkut, başlangıçta öğrencilerin ilgisini çekmekte zorlanan kütüphanenin zaman içerisinde büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. Öğretmenlerin, öğrencilerin, okul aile birliğinin, hayırseverlerin ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün katkılarıyla kapsamlı bir çalışma yürütüldü. Okula her yeni kitap kolisi geldiğinde yaşanan mutluluğun kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Tanrıkut, ortaya çıkan sonuçtan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
KÜTÜPHANENİN KAPISI ARTIK TÜM ÖĞRENCİLERE AÇIK
Okulun üçüncü katında bulunan kütüphanenin tüm öğrenciler tarafından kullanılabilmesi için erişim konusunda da düzenleme yapıldı. Engelli öğrencilerin kütüphaneye ulaşabilmesi için asansör sistemi kullanıma sunuldu. Öğrenciler kartlı sistemle asansörü kullanabilirken gerektiğinde öğretmenler de öğrencilere destek oluyor. Böylece yenilenen kütüphaneden okulun tüm öğrencilerinin eşit şekilde faydalanabilmesi amaçlandı.
ÖĞRENCİLER TENEFFÜSLERDE BİLE KÜTÜPHANEYE GİDİYOR
Kütüphanedeki değişim, öğrencilerin kullanım alışkanlıklarına da yansıdı. Eskiden sınırlı sayıdaki kitap nedeniyle yeterince kullanılmayan alan, artık teneffüs ve öğle aralarında öğrencilerin uğradığı noktalardan biri haline geldi. Bazı öğrenciler kitap okurken bazıları ders çalışıyor, özellikle sınava hazırlanan öğrenciler sessiz ortamdan yararlanıyor.
“SINIFTA DERS ÇALIŞMAK ZOR, BURADA DAHA İYİ ODAKLANIYORUM”
Okulun 12’nci sınıf öğrencilerinden Ömer Faruk Karabuğa da yenilenen kütüphanenin özellikle sınava hazırlık sürecinde kendisine büyük katkı sağladığını belirtti. 2027 YKS’ye hazırlanan Karabuğa, sınıf ortamında ders çalışmanın zaman zaman zor olduğunu, kütüphanedeki sessiz ortamın ise konsantrasyonunu artırdığını ifade etti. Kütüphanede farklı alanlarda binlerce kitaba ulaşabildiklerini belirten Karabuğa, özellikle edebiyat alanındaki zenginliğe dikkat çekti.
“HOCAMIZIN VESİLESİYLE KİTAP OKUMAYA BAŞLADIM”
Karabuğa’nın sözleri, projenin yalnızca kitap sayısını artırmadığını da ortaya koydu. Daha önce çok kitap okuyan biri olmadığını söyleyen öğrenci, öğretmeninin çabası sayesinde kütüphaneyi kullanmaya ve kitap okumaya başladığını anlattı. Kütüphanedeki kaynakların Divan edebiyatından Cumhuriyet edebiyatına kadar geniş bir yelpazeye sahip olduğunu belirten Karabuğa, ders çalışırken yorulduklarında ise kütüphanenin manzarasına bakarak dinlendiklerini söyledi.
500 KİTAPTAN 5 BİN 500 KİTABA UZANAN HİKÂYE
Mamak’taki Hüseyin Gazi Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde başlayan bu hikâye, bir öğretmenin “daha iyi bir kütüphane” hayaliyle başladı. Önce yaklaşık 500 kitabın bulunduğu raflar vardı. Ardından sosyal medyada yapılan bir çağrı, hayırseverlerin desteği, okul yönetiminin katkısı, öğretmenlerin ve öğrencilerin emeği geldi. Sonunda ise 5 bin 500 kitaplık, barkod sistemiyle takip edilen, farklı kategorilere ayrılmış, öğrencilerin ders çalışabildiği ve kitap okuyabildiği modern bir kütüphane ortaya çıktı. Gülfidan Keleş Erdağ’ın başlattığı çalışma, bir okul kütüphanesinin yalnızca kitap sayısıyla değil, öğrencilerin hayatında oluşturduğu değişimle de değer kazandığını gösterdi.




