28 Şubat 2026 sabahı, İran’ın başkenti Tahran patlama sesleriyle sarsıldı. Yetkililer, operasyonun Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail tarafından koordineli şekilde gerçekleştirildiğini bildirdi. Hedefler arasında askeri tesislerin yanı sıra, İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in residansının bulunduğu bölgenin de yer aldığı öne sürüldü. İran basını, söz konusu alanın yakın çevresinde yoğun bombardıman yaşandığını aktardı.
HAMANEY'İN EVİNİN UYDU GÖRÜNTÜLERİ SERVİS EDİLDİ
Saldırının ardından sosyal medyada paylaşılan ve bağımsız güvenlik analistleri tarafından incelenen uydu görüntüleri, en çarpıcı detay olarak öne çıktı. Görüntülerde, Hamaney’in konutuna komşu alanlarda en az yedi farklı noktada füze isabetine işaret eden izler dikkat çekiyor. Bu tür netlikte bir uydu kaydının kamuoyuna yansıması, operasyonun boyutuna dair soru işaretlerini artırdı.

Uluslararası medya kuruluşları, yayımlanan harita ve uydu analizlerine geniş yer verdi. Özellikle Iran International ve The Guardian, hedef alınan noktaların coğrafi dağılımına ilişkin detaylı değerlendirmeler paylaştı. Türkiye merkezli Başka Gazete ise konut çevresine düşen füze sayısına dikkat çekti.
OPERASYONUN KAPSAMI
İlk bilgilere göre; Başkent merkezinde ve çevre ilçelerde eş zamanlı patlamalar yaşandı. Hava unsurları ve uzun menzilli füzeler kullanıldı. Sağlık kurumları alarm durumuna geçirildi. Yaralı ve hasar bilançosuna ilişkin net tablo henüz açıklanmadı. Yetkililer, stratejik hedeflerin seçildiğini belirtirken, saldırının askeri kapasiteyi zayıflatmaya yönelik olduğu ifade ediliyor.
DİPLOMATİK CEPHEDE GERİLİM HAKİM
Washington ve Tel Aviv yönetimleri operasyonu “önleyici güvenlik hamlesi” olarak tanımlarken, Tahran yönetimi saldırıyı “açık bir saldırganlık eylemi” şeklinde niteledi. Uzmanlara göre uydu görüntülerinin kamuoyuna sızması, askeri hamlenin psikolojik ve diplomatik etkisini artırıyor. Bölgedeki tansiyonun tırmanmasıyla birlikte uluslararası toplumdan itidal çağrıları yükseliyor.
Gelişmelerin seyrinde, yeni uydu verilerinin yayımlanıp yayımlanmayacağı ve diplomatik temasların hız kazanıp kazanmayacağı belirleyici olacak gibi görünüyor.




