ABD’de savunma ve istihbarat çevrelerinde son haftalarda öne çıkan başlıklardan biri, İran merkezli krizlerin ardından Washington yönetiminin dikkatini yeniden Asya-Pasifik hattına çevirmekte zorlanması oldu. Pentagon kaynaklı değerlendirmelerde, özellikle Tayvan Boğazı çevresindeki askeri dengelerin hızla değiştiği ve Çin’in artan askeri kapasitesinin ABD’nin uzun vadeli stratejik planlamasında yeni alarm seviyelerini tetiklediği belirtiliyor.

Amerikan savunma bürokrasisinde hazırlanan son analizlerde, Çin’in sadece bölgesel bir güç olmaktan çıkarak küresel ölçekte askeri etki alanını genişletmeye çalıştığı, bunun da ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinde kapsamlı güncellemeleri zorunlu hale getirdiği ifade ediliyor. Pentagon’un son raporlarında, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun deniz, hava, siber ve uzay alanlarında eş zamanlı kapasite artışına gittiği vurgulanıyor.

PENTAGON TAYVAN SENARYOLARINI YENİDEN MASAYA YATIRDI

Washington’daki güvenlik kaynaklarına göre Pentagon, Tayvan çevresinde oluşabilecek olası kriz senaryolarını yeniden değerlendirmeye başladı. Özellikle Çin donanmasının son aylarda Tayvan çevresindeki devriyelerini artırması ve Birinci Ada Zinciri boyunca daha geniş çaplı faaliyet göstermesi ABD’de dikkatle izleniyor. Çin savaş gemilerinin ve hava unsurlarının bölgedeki yoğun hareketliliği, askeri planlamacılar tarafından “uzun vadeli baskı stratejisi” olarak değerlendiriliyor.

Askeri uzmanlar, Çin’in artık yalnızca doğrudan bir çıkarma operasyonuna değil, ekonomik kuşatma, deniz ablukası ve hibrit savaş yöntemlerine yönelik hazırlıklarını da geliştirdiğini belirtiyor. Bu nedenle Pentagon’un klasik savunma planlarının ötesinde çok katmanlı caydırıcılık modelleri üzerinde çalıştığı ifade ediliyor.

YENİ NESİL DENİZ MAYINLARI VE GEMİ SAVAR SİSTEMLERİ GÜNDEMDE

ABD Hint-Pasifik Komutanlığı tarafından Kongre’ye sunulan son değerlendirmelerde, Çin’e karşı kullanılabilecek yeni nesil deniz mayınları, uzun menzilli gemi savar mühimmatlar ve otonom saldırı sistemlerinin hızlandırılması talep edildi. Raporda özellikle Çin donanmasının Tayvan çevresindeki hareket alanını sınırlandırabilecek sistemlerin öncelikli hale geldiği görülüyor.

Savunma kulislerinde konuşulan bilgilere göre Washington, olası bir çatışma durumunda Çin donanmasının hareket kabiliyetini azaltabilecek "denial defense" olarak adlandırılan yeni savunma konseptini genişletiyor. Bu model kapsamında Filipinler, Japonya ve Pasifik'teki bazı ileri üs bölgelerinde yeni konuşlandırmaların değerlendirildiği belirtiliyor.

İRAN KRİZİ PENTAGON’DA STRATEJİ TARTIŞMASI BAŞLATTI

ABD savunma çevrelerinde son dönemde en fazla tartışılan konulardan biri de İran merkezli gelişmelerin Pentagon kaynaklarını ne ölçüde tükettiği oldu. Bazı güvenlik raporlarında, Orta Doğu'daki olası yeni gerilimlerin ABD'nin Hint-Pasifik bölgesine ayırdığı askeri kapasiteyi sınırlayabileceği uyarıları yer alıyor.

Özellikle mühimmat stokları, hava savunma sistemleri ve uzun menzilli füze envanterlerinin aynı anda iki büyük kriz alanını desteklemekte zorlanabileceği değerlendiriliyor. ABD merkezli stratejik araştırma kuruluşları da Washington’un aynı anda hem Avrupa hem Orta Doğu hem de Pasifik'te yüksek yoğunluklu kriz yönetmesinin ciddi lojistik baskılar oluşturduğuna dikkat çekiyor.

ASYA MÜTTEFİKLERİNE SAVUNMA HARCAMASI ÇAĞRISI

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Singapur’da düzenlenen güvenlik zirvesinde yaptığı açıklamalarda Çin’in askeri büyümesinin bölgesel dengeleri değiştirdiğini belirterek Asya’daki müttefik ülkelerin savunma bütçelerini artırmaları gerektiğini söyledi.

Washington yönetimi, Çin’e karşı kurulacak caydırıcılık hattının yalnızca ABD askeri gücüyle sürdürülemeyeceğini, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Filipinler gibi ortakların daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Pentagon, Pasifik'te daha geniş ve kendi kendine yeterli bir savunma ağı oluşturmayı hedefliyor.

TAYVAN’A SİLAH PAKETİ BELİRSİZLİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR

Öte yandan Washington’da tartışma yaratan bir diğer konu ise Tayvan’a yönelik milyarlarca dolarlık silah paketinin geleceği oldu. ABD yönetiminin yaklaşık 14 milyar dolarlık yeni silah paketine ilişkin nihai kararını henüz vermemesi, Tayvan yönetiminde ve bölgedeki müttefiklerde endişe oluşturdu.

Asya-Pasifik güvenlik çevrelerinde, silah teslimatlarındaki gecikmelerin Çin tarafından stratejik fırsat olarak değerlendirilebileceği yorumları yapılıyor. Pentagon içerisindeki bazı değerlendirmelerde ise İran krizinin ardından mühimmat önceliklerinin yeniden gözden geçirildiği belirtiliyor.

Amerikan güvenlik bürokrasisinde giderek güçlenen görüşlerden biri, Çin’in doğrudan bir çatışmadan çok uzun vadeli baskı ve yıpratma stratejisi izlediği yönünde. Uzmanlara göre Pekin yönetimi, askeri kapasitesini büyütürken aynı zamanda diplomatik, ekonomik ve teknolojik araçları da kullanarak bölgedeki güç dengelerini kendi lehine çevirmeye çalışıyor.

Irak'ta tarihi yolsuzluk operasyonu: Siyasetçiler ve milletvekilleri gözaltında
Irak'ta tarihi yolsuzluk operasyonu: Siyasetçiler ve milletvekilleri gözaltında
İçeriği Görüntüle

Bu nedenle Pentagon’un son dönemde hazırladığı raporlarda yalnızca askeri tehditlere değil, tedarik zincirleri, yarı iletken üretimi, siber güvenlik ve yapay zekâ tabanlı savunma sistemlerine de geniş yer veriliyor. Özellikle Tayvan merkezli yarı iletken üretiminin küresel ekonomi açısından taşıdığı kritik önem nedeniyle, olası bir Tayvan krizinin yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabileceği vurgulanıyor.

PENTAGON’UN YENİ HEDEFİ: PASİFİK’TE GÜÇ DENGESİNİ KORUMAK

Son değerlendirmeler, Washington’un kısa vadede Çin ile doğrudan çatışma istemediğini ancak Pasifik’teki güç dengesinin değişmesine de izin vermek istemediğini ortaya koyuyor. Pentagon’un yeni savunma planlamalarında Tayvan Boğazı, Güney Çin Denizi ve Birinci Ada Zinciri merkezli senaryoların daha fazla ağırlık kazandığı belirtilirken, ABD savunma çevrelerinde “Çin dosyasının” önümüzdeki yılların en kritik güvenlik başlığı olarak görülmeye devam ettiği ifade ediliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ