Batı medyasının uzun yıllardır "ambargolar altında çökmek üzere olan teokrasi" olarak resmettiği İran portresi, 40 günlük ABD-İsrail askeri harekatının ardından köklü bir dönüşüm geçiriyor. 6 hafta süren savaş sonrası özellikle ABD medyasının İran’a bakışı adeta topyekün değişti. ABD’de savaş sonrası yazılan haberlerde bu paradigma değişikliği net olarak görülürken, bugün New York Times’ta yer alan bir analiz ise tespiti perçinledi.

İRAN BÖLGESEL BİR DEV

Dünyanın en prestijli yayın organlarından The New York Times'ta yer alan son analiz, sadece bir saha raporu değil; aynı zamanda ABD ana akım medyasının İran'ın askeri ve stratejik direnci karşısında duyduğu "şok edici" takdirin ve değişen paradigmanın bir belgesi niteliğini taşıyor.

Haberin satır aralarına sızan en çarpıcı gerçek ise ABD medyası artık İran’ı "yıpranmış bir aktör" olarak değil, dünyanın en modern ve “en güçlü” iki ordusunun topyekûn saldırısına dayanabilen bir bölgesel dev olarak tanımlıyor.

KABULLENME EVRESİNE GİRDİ

İsrail askeri istihbaratının eski İran masası şefi Danny Citrinowicz'in New York Times'a verdiği demeçteki şu ifade, Batı’daki bakış açısının nasıl bir "kabullenme" evresine girdiğini kanıtlıyor:

"Onlar, kendi görüşlerine göre, iki süper gücü alt etmeyi başardılar."

Suudi Arabistan'da Aramco helikopteri düştü: 14 can kaybı
Suudi Arabistan'da Aramco helikopteri düştü: 14 can kaybı
İçeriği Görüntüle

Bu cümle, sadece Tahran’ın özgüvenini değil, Pentagon ve Tel Aviv’in askeri üstünlük teorilerinin İran sahasında nasıl bir çıkmaza girdiğini de itiraf ediyor.

NÜKLEER SİLAH ARTIK İKİNCİ PLANDA

ABD medyasının yeni bakışında dikkat çeken bir diğer unsur ise İran’ın elindeki "ekonomik silah"ın nükleer programdan daha korkutucu hale gelmesi olarak görülüyor.

Hava kuvvetleri ve donanması ağır darbe alan bir ülkenin, hâlâ dünyanın en kritik su yolu olan Hürmüz Boğazı'nı kontrol edebiliyor olması, Washington’da "pazarlık gücünün el değiştirmesi" olarak yorumlanıyor.

Bu değişim, ABD medyasının İran’ı "devrilmek üzere olan bir rejim" olarak görmeyi bıraktığını, bunun yerine "her türlü saldırıya rağmen konsolide olan ve bölgesel denklemi belirleyen bir güç" olarak kabul ettiğini gösteriyor.

Muhabir: Yalçın Taşbaşı