Hamburg’da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Von der Leyen, Avrupa’nın genişlemesini “jeopolitik bir zorunluluk” olarak tanımlarken dikkat çeken bir çıkış yaptı. AB’nin kıtayı tamamlaması gerektiğini vurgulayan Komisyon Başkanı, aksi halde Avrupa’nın Russia, China ve Türkiye gibi aktörlerin etkisi altına girebileceğini söyledi. Bu sözler, Türkiye’nin aday ülke statüsüne rağmen AB tarafından bir “rakip güç” olarak konumlandırıldığı yönünde yorumlandı.
"RUSYA VE ÇİN İLE AYNI SEVİYEDE"
Açıklamalar kısa sürede tartışma yarattı. Özellikle Türkiye’nin NATO üyesi ve resmi aday ülke olmasına rağmen Rusya ve Çin ile aynı çerçevede anılması, diplomatik çevrelerde tepkiyle karşılandı. Brüksel’de ise sözlerin yarattığı etkiyi sınırlamak için hızlı bir iletişim trafiği başladı.

TEPKİLER ÜZERİNE BATI BALKANLAR DEDİ
Gelen tepkiler üzerine Avrupa Komisyonu Sözcüsü Paula Pinho, ifadelerin yanlış anlaşıldığını savundu. Pinho, Türkiye’nin aday ülke statüsünü hatırlatarak, Ankara’nın bulunduğu bölgede önemli bir rol oynadığını ve bu etkinin göz ardı edilmediğini belirtti. Tartışmalı sözlerin özellikle Batı Balkanlar bağlamında değerlendirildiğini ifade eden Pinho, Türkiye’nin AB değerleri çerçevesinde hareket etmesinin beklendiğini de ekledi.
"ARTIK SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL"
Von der Leyen’in konuşmasının arka planında ise Avrupa’nın son yıllarda yaşadığı stratejik bağımlılıklar yer alıyor. AB’nin uzun süre Rusya'dan enerji, Çin'den ucuz üretim gücü ve ABD’den güvenlik desteği sağlayan bir model izlediğini belirten Komisyon Başkanı, bu yapının artık sürdürülebilir olmadığını vurguladı. Bu nedenle Avrupa’nın kendi güvenlik ve ekonomik kapasitesini yeniden inşa etmesi gerektiğini dile getirdi.
Tüm bu gelişmeler, AB’nin Türkiye’ye bakışındaki ikili yaklaşımı bir kez daha gözler önüne serdi. Bir yanda aday ülke olarak tanımlanan Ankara, diğer yanda Avrupa’nın jeopolitik rekabetinde bir “etki odağı” olarak değerlendiriliyor. Bu çelişkili yaklaşımın önümüzdeki dönemde AB-Türkiye ilişkilerinde yeni tartışmalara yol açması bekleniyor.





