Savaş alanlarında yalnızca silah ve mermiler kullanılmıyor. Hayati önemdeki gıda, su ve ilaç gibi kaynakların kesilmesi, savaş stratejilerinde giderek artan bir şekilde "açlık" silahı olarak yer alıyor. Bu yöntem, sivillerin temel ihtiyaçlarına erişimini engelleyerek onları zayıflatmayı ve teslim olmaya zorlamayı hedefliyor. Günümüzde Gazze Şeridi gibi bölgelerde bu acımasız uygulamanın ağır sonuçları yaşanıyor.
AÇLIK SAVAŞ STRATEJİSİ OLARAK KULLANILIYOR
Açlık, savaşlarda doğrudan öldürme yöntemlerinden daha az etkili değil. Sivillerin gıda, su ve sağlık hizmetlerine ulaşımının kısıtlanması, onları yaşam mücadelesi vermeye zorlayarak psikolojik ve fiziksel olarak yıpratıyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) raporlarında, Gazze Şeridi’ndeki açlık durumunun "felaketle sonuçlanması muhtemel" seviyede olduğu vurgulanıyor. Mayıs 2025 verilerine göre, bölge nüfusunun dörtte biri kıtlık derecesinde açlık çekiyor. Zaman zaman kınama gibi tepkisel açıklamalar yapılsa da somut olarak bir adım atılmadığı da eleştirilen bir nokta.
TARİHSEL ÖRNEKLER VE UYGULAMALAR
İnsanlık tarihi boyunca aç bırakmak en bilinen ve akla ilk gelen yöntemlerden biri. Tarihte Lübnan Dağı, Bosna-Hersek, Holodomor ve Leningrad Kuşatması gibi birçok örnek bulunuyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren, açlık uygulamalarının sosyal yapıyı bozmak ve toplulukları göçe veya teslim olmaya zorlamak amacıyla kullanıldığı belgeleniyor. Günümüzde ise Gazze, Yemen ve Etiyopya’nın Tigray bölgesi gibi yerlerde benzer politikalar uygulanıyor. İsrail'in Gazze'de uyguladığı baskı, aç bırakma, sistematik saldırılar soykırım olarak nitelendirilebilecek seviyeye gelmiş durumda.
ULUSLARARASI HUKUKTA AÇLIK SİLAHI
Uluslararası hukuk, açlığın savaş silahı olarak kullanılmasını yasaklıyor. Cenevre Sözleşmeleri ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Roma Statüsü, sivillerin yiyecek ve ilaçtan mahrum bırakılmasını savaş suçu olarak tanımlıyor. Ancak hukuki süreçlerde "suç kastının" kanıtlanması güç olduğu için sorumluların cezalandırılması nadiren gerçekleşiyor. Avukat Hasan el-Hattab, siyasi irade eksikliğinin hesap verebilirliği engellediğini ve büyük güçlerin bu durumu etkilediğini ifade ediyor. Bu durum, açlık nedeniyle yaşanan trajedilerin uluslararası arenada yeterince karşılık bulamamasına yol açıyor.
GAZZE’DE AÇLIK KRİZİNİN GÜNCEL BOYUTU
Gazze Şeridi, 2007’den bu yana süregelen abluka ve özellikle 2023 sonrasındaki yoğun çatışmalar nedeniyle ağır bir açlık kriziyle karşı karşıya. BM ve yardım kuruluşları, nüfusun yüzde 90’ından fazlasının temel ihtiyaçlara ulaşmak için mücadele ettiğini belirtiyor. Yardım dağıtım alanları "sadist ölüm tuzakları" olarak tanımlanırken, her yardım girişiminde çok sayıda sivil hayatını kaybediyor veya yaralanıyor. Bu durum, bölge halkının hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük zarar görmesine neden oluyor.
AÇLIĞIN SİLAH OLARAK KULLANILMASININ SONUÇLARI
Açlık silahı, sadece insan hayatını yok etmekle kalmıyor; aynı zamanda toplumsal yapıyı hedef alarak göçlere, demografik değişikliklere ve siyasi etkilenmelere yol açıyor. Tarihçi Dr. Issam Khalifa’ya göre açlık, sadece bir öldürme aracı değil; aynı zamanda toplulukları kontrol etmek, boyun eğdirmek ve siyasi kararları şekillendirmek için kullanılıyor. Bu yöntem, savaşların sosyal ve insani boyutunu derinden etkileyerek kalıcı yaralar bırakıyor.
ULUSLARARASI TOPLUMUN TEPKİSİ
Daha önce de aç bırakma ve temel gıda maddelerine erişimi engelleyen ülkelerle ilgili olarak uluslararası bazı kuruluşlar raporlar da hazırladı. Ancak siyasi çekişmeler, büyük güçlerin müdahaleleri ve karmaşık bölgesel dinamikler nedeniyle etkili yaptırımlar uygulanamıyor. Alınan bazı kararlar bilinçli aç bırakmanın savaş suçu olarak kabul edilmesini öngörüyor. Bu durum, insani krizlerin çözümünü zorlaştırıyor ve mağdurların sayısının artmasına neden oluyor.
GELECEĞE YÖNELİK UYARILAR
Orta Doğu'da hiç bitmeyen savaşlarda bazı orduların kullandıkları yöntemler giderek sertleşiyor. Özellikle İsrail'in Gazze halkı üzerinde kurduğu baskı ve dış dünyadan izole etme çabası tepki topluyor. İsrail'in zaman zaman yardım gemileri ve tırlarına gerçekleştirdiği saldırılar dünya kamuoyundan tepki çekse de İsrail'in geri adım atmaması Gazze'deki krizi büyütüyor. Gazze halkının açlıkla sınanması insani krizin büyümesine neden olurken, ekolojik dengede de bozuklukları beraberinde getiriyor ve bunun ilerleyen yıllarda yeni bir savaş ve krizi yaratacağı tahmin ediliyor.




