Yapılan yazılı açıklamada, yasaya onay verenler arasında hakkında tutuklama kararı bulunan Başbakan Netanyahu'nun da yer aldığı hatırlatıldı. Örgüt, askeri mahkemelerin adil yargılanma ilkelerini hiçe sayarak 90 gün içinde infaz yetkisi almasının, yaşam hakkının keyfi olarak gasp edilmesi anlamına geldiği uyarısında bulundu.
APARTHEID SİSTEMİNE YASAL DESTEK
Guevara-Rosas, onaylanan kararın İsrail'in Filistinlileri sistematik olarak insanlıktan çıkarma girişiminin son halkası olduğunu belirtti. Mevcut ayrımcı yasalar zincirine eklenen bu yeni düzenlemenin, işgal altındaki topraklarda kurulan baskıcı rejimi yasal bir zemine oturtarak uluslararası hukuku temelinden sarstığı vurgulandı.

ASKERİ MAHKEMELERE SINIRSIZ İNFAZ YETKİSİ
İdam yetkisinin, Filistinli sanıkları %99 oranında mahkum etmesiyle bilinen askeri mahkemelere devredilmesi tepkilerin odağına yerleşti. Adli güvencelerin yok sayıldığı bu mahkemelerin, nihai karardan sadece 90 gün sonra infaz gerçekleştirme yetkisiyle donatılması, "sınırsız ve denetimsiz bir şiddet aracı" olarak tanımlandı.
"BU KARAR BİR SAVAŞ SUÇUDUR"
Uluslararası Af Örgütü, işgal altındaki topraklarda uygulanacak her türlü idam cezasının doğrudan bir "savaş suçu" teşkil edeceğini duyurdu. Yaşam hakkının bu şekilde ihlal edilmesinin uluslararası toplum tarafından kabul edilemez olduğu belirtilerek, İsrail üzerindeki baskının azami düzeye çıkarılması çağrısı yapıldı.
İDEOLOJİK NİYET VE HEDEFTEKİ FİLİSTİNLİLER
Yasanın içeriğindeki "ideolojik niyet" şartı, düzenlemenin doğrudan Filistinlileri hedef aldığının kanıtı olarak gösterildi. Pratikte sadece direniş gösteren Filistinli esirleri kapsayacak şekilde tasarlanan yasanın, bölgedeki yargısız infaz kültürünü resmileştirdiği ve cezasızlık zırhını güçlendirdiği ifade edildi.




