Ahbap Dernegi'ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınarak "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimligine sevk edilen Oğuzhan Uğur'un savcılık ifadesi ortaya çıktı. Uğur, 2023 deprem döneminde yurtdışından bağış yapmak isteyenleri özellikle AFAD'a yönlendirdiklerini belirtirken, Haluk Levent ile yakın bir çalışma içerisinde bulunmadığını söyledi. Uğur, Levent hakkında çeşitli dedikodular duyduğunu ve "benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim" dedi.
9 ŞÜPHELİNİN TAMAMI TUTUKLANDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklama talebiyle İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimligine sevk edilen 9 şüphelinin sorgusu tamamlandı. Hakimlik; Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Ersin Gökgün, Fatih Eke, Gülgün Öztürk, Hüseyin Küçük, Muharrem Karataş, Oğuzhan Uğur ve Suzan Düşküner Mintaş'ın ayrı ayrı tutuklanmasına karar verdi. Kararda; şüpheli ifadeleri, telefon ön inceleme tutanakları, arama ve el koyma belgeleri, emniyet fezlekesi, TÜRMOB durum tespit raporları, özel inceleme raporları, banka hesap hareketleri ve diğer soruşturma evrakının kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller arasında değerlendirildiği belirtildi.
Şüphelilerin sorgusunda denetçiler, Ahbap hakkında hazırlanan raporların bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını araştırmayan yüzeysel çalışmalar olduğunu anlattı. Eski saymanın avukatı, Haluk Levent'in yönetimi değiştirdikten sonra çek, senet ve gayrimenkul borçlanmasına girdiğini, "kötü alışkanlıkları nedeniyle derneğin parasına dokunduğunu" söyledi. Bir başka savunmada ise Haluk Levent'in sınırlı raporları kamuoyuna kapsamlı denetim gibi sunarak "şeffaflık algısı" oluşturduğu belirtildi. Oğuzhan Uğur para hareketlerinin belgeli olduğunu savunurken, Ahbap muhasebe çalışanı Suzan Düşküner Mintaş, "Benim sorumluluğum Haluk Levent'ten aldığım talimatları yerine getirmekti" dedi.
"HALUK LEVENT, KÖTÜ ALIŞKANLIKLARI NEDENİYLE PARAYA DOKUNDU"
Ahbap'ın 2022-2024 yılları arasındaki eski saymanı Hüseyin Küçük, derneğe eşinin Haluk Levent'in menajeri olması nedeniyle girdiğini söyledi. Soruşturma konusu eylemlerin büyük bölümünün kendisinin Mayıs 2024'te ayrılmasından sonra gerçekleştiğini savunan Küçük, herhangi bir menfaat elde etmediğini söyledi.
Küçük'ün avukatı ise çok daha ağır iddialar dile getirdi. Haluk Levent'in eski yönetimin ayrılmasından sonra yönetime sözünü geçirebileceği kişileri seçtiğini öne süren avukat, Levent'in bu tarihten sonra çek, senet ve gayrimenkul üzerinden borçlanmaya başladığını söyledi. Savunmada, "Bunların sebebi Haluk Levent'in kötü alışkanlıklarıdır. Bu aşamadan sonra derneğin parasına dokunmuştur" ifadeleri kullanıldı.
1,5 MİLYON DOLARLIK ŞAHSİ ALACAĞA KARŞILIK OKUL TEKLİFİ
İş insanı Fatih Eke de Haluk Levent'ten alacaklı olduğunu belirterek suçlamaları reddetti. Eke, 1,5 milyon dolarlık alacağına karşılık Haluk Levent'in Samandag'da kendi adına bir okul yaptırmayı teklif ettiğini anlattı. Bu teklifin Ahbap'ın sosyal medya hesaplarında da duyurulduğunu belirten Eke, okulun yapıldığını düşündüğünü ancak söz verildiği halde okula kendisinin veya babasının adının verilmediğini söyledi.
Eke'nin avukatı, müvekkilinin Ahbap Dernegiyle bir bağı bulunmadığını, Haluk Levent'le ilişkisinin yalnızca ticari alacaktan kaynaklandığını savundu. Ayrıca başka bir yargılamada Eke'nin Haluk Levent'ten alacaklı olduğuna ilişkin karar bulunduğu ileri sürüldü.
"HALUK LEVENT'TEN GELEN TALİMATLARI YERİNE GETİRDİM"
Ahbap'ın muhasebe çalışanı Suzan Düşküner Mintaş ise savunmasında doğrudan Haluk Levent'i işaret etti. Mintaş, herhangi bir imza veya karar verme yetkisinin bulunmadığını söyledi. Dernekte yalnızca maaşlı çalışan olduğunu ifade eden Mintaş, "Benim sorumluluğum Haluk Levent'ten aldığım talimatları yerine getirmekti" dedi.
Mintaş'ın avukatı da müvekkilinin borçlandırma veya harcama kararı verme yetkisinin olmadığını belirtti. Hesabına gelen paraların maaş, bayram ve doğum günü harçlıkları ile Ahbap araçlarına kesilen trafik cezalarına ilişkin masraf ödemelerinden oluştuğunu savundu.
"KENDİ ŞİRKETLERİMİZ VEYA ŞAHSİ HESAPLARIMIZ ÜZERİNDEN BAĞIŞ TOPLAMADIK"
Soruşturma kapsamında tutuklanan şüpheliler arasında yer alan Oğuzhan Uğur'un da savunmasında para hareketlerinin belgeli olduğunu savunduğu belirtildi. Savcılık ifadesinde 2023 deprem dönemindeki bağış süreçlerine ilişkin konuşan Uğur, yurtdışından bağış yapmak isteyenlerin AFAD'a yönlendirildiğini söyledi. Uğur, "2023 deprem döneminde yurtdışından bağış yapmak isteyenleri özellikle AFAD'a yönlendiriyorduk. Zira gönderilecek paraların yasa dışı vb. olabileceği ihtimalini gözetiyorduk. Kendi şirketlerimiz veya şahsi hesaplarımız üzerinden herhangi bir bağış toplamadık. Bunun yasal olmadığını biliyorduk" ifadelerini kullandı.
"HALUK LEVENT İLE YAKIN BİR ÇALIŞMA İÇERİSİNDE BULUNMADIM"
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay'a gittiğini anlatan Uğur, Haluk Levent ile yakın bir çalışma yürütmediğini savundu. Uğur, "Depremin yaşandığı günden hemen sonra Hatay'a gitmişsem de Haluk Levent ile yakın bir çalışma içerisinde bulunmadım. Kendisinin mali açıdan ne gibi tasarruflarda bulunduğunu bilmiyorum. Dolayısıyla derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir şüphe duymadım" ifadelerini kullandı.
Haluk Levent ile iletişimini neden kestiğine ilişkin de açıklamalarda bulunan Uğur, gazeteci arkadaşı Cansu Şimşek'in kendisini aradığını söyledi. Uğur, savcılık ifadesinde şu sözleri kullandı:
"Gazeteci arkadaşım Cansu Şimşek beni aradı. Kendisi Haluk Levent ile ilgili çeşitli şüpheleri bulunduğunu, süreçten rahatsız olduğunu ve konunun üzerine gidebilmek için belge aradığını söyledi. O dönemde Haluk Levent açıkçası yardımsever ve bir nevi 'kahraman' olarak görülen bir insandı. Herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Ben de kendisine bir süredir Haluk Levent ile görüşmediğimi söyledim ve açıkçası beklemeye başladık. Benim için esas kırılma noktası, gazeteci arkadaşımdan duyduğum hususlarla ilgiliydi. Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim. Bu, Haluk Levent ile aramızdaki kişisel bir konuydu."
45 MİLYON LİRALIK ÖDEMENİN GEREKÇESİNİ ANLATTI
Savcılıkta bilirkişi raporuna ilişkin sorular da yöneltilen Uğur, Babala TV'ye yapılan 45 milyon liralık ödemeler hakkında açıklama yaptı. Uğur, "Babala TV şirketine, Gain Medya Anonim Şirketi tarafından çeşitli parçalar halinde toplam 45 milyon TL tutarındaki ödemeler, 'PİNÇ' ve 'Mevzular Açık Mikrofon' isimli programların hakedişlerine ilişkindir" ifadelerini kullandı.
"ÇEKMEKÖY'DEKİ TAŞINMAZI BABALA TV ADINA ALDIK"
Emin Altuğ Özkan'a yapılan 25 milyon liralık ödeme hakkında da konuşan Uğur, söz konusu ödemenin ve Çekmeköy Ömerli'deki taşınmazın satın alınma sürecinin ayrıntılarını anlattı.
Uğur, "Biz Gain Medya ile yaptığımız anlaşma kapsamında yaklaşık 13 milyon TL tutarında peşin ödeme aldık. Devamında, kalan kısmı karşılamak amacıyla kredi çektik ve Çekmeköy Ömerli'deki taşınmazı şahıslarımız adına alamadığımız için Babala TV adına satın alabildik. Yeterli hesap bakiyesi olmadığı yönündeki bilirkişi tespiti doğru değildir" dedi.
"SADECE BANKAYA YATAN PARALARA BAKTIK"
Dönemin TÜRMOB Başkanı Emre Kartaloğlu da Ahbap'ın yazılı talebi üzerine bir inceleme başlattıklarını anlattı. Kartaloğlu, çalışmanın 6 Şubat-30 Haziran 2023 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan sınırlı bir tespit raporu olduğunu söyledi. İncelemede yalnızca VakıfBank ve İş Bankası hesaplarına yatırılan paraların kontrol edildiğini belirten Kartaloğlu, kendisinin denetim ekibinde yer almadığını, yalnızca gelen talebi ilgili ekibe yönlendirdiğini savundu.
"SUİSTİMAL DENETİMİ YAPMADIK"
Yeminli mali müşavir Ersin Gökgün, yaptığı tek işin mesleğini icra etmek olduğunu söyledi. Ahbap hakkında hazırlanan raporda ne kadar bağış toplandığına, paraların hangi başlıklar altında harcandığına ve banka hesaplarında kalan bakiyeye bakıldığını ifade eden Gökgün, şu savunmayı yaptı:
"Biz burada bir suistimal denetimi yapmadık. Öyle bir imkanımız da yoktu."
Gökgün, raporun yalnızca 6 Şubat-30 Haziran 2023 arasını kapsadığını, kapsamlı bir usulsüzlük incelemesi için bütün yılın denetlenmesi gerektiğini söyledi. Gökgün'ün avukatı da incelemenin yalnızca Ahbap tarafından sunulan bilgi ve belgeler üzerinden yapıldığını, verilen belgelerin gerçeğe aykırı çıkmasından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savundu.
"RAPORU PAYLAŞMAYIN DEDİK"
Mali müşavir Gülgün Öztürk'ün savunması, raporların kamuoyuna nasıl sunulduğuna ilişkin tartışmayı daha da büyüttü. Öztürk, Ahbap için hazırladıkları raporun hem tarih hem de içerik bakımından yüzeysel olduğunu anlattı. Yalnızca verilen belgelerle muhasebe kayıtlarını eşleştirdiklerini ve sözleşmelere baktıklarını söyleyen Öztürk, raporun Ahbap tarafından paylaşılmamasını istediklerini belirtti.
Öztürk'ün avukatı ise söz konusu belgenin güvence veya aklama raporu olmadığını vurgulayarak, Ahbap yöneticilerinin raporu sanki kapsamlı bir denetim yapılmış gibi kamuoyuna sunduğunu ileri sürdü.Savunmada, Ahbap yönetiminin sınırlı raporu kullanarak toplumu "Dernek denetlendi ve aklandı" algısına inandırmaya çalıştığı belirtildi.
"BU BAĞIMSIZ DENETİM DEĞİLDİ"
Bağımsız denetçi Emir Taşar, mahkemedeki savunmasında Ahbap Dernegine yapılan bağışların yüzde 75'ine kadar olan bölümünü incelediklerini söyledi. Ancak yapılan çalışmanın bağımsız denetim, usulsüzlük denetimi veya uygunluk denetimi olmadığını özellikle vurgulayan Taşar, incelemenin yalnızca 6 Şubat-31 Aralık 2023 arasındaki dönemle sınırlı olduğunu ifade etti.
Taşar'ın avukatı ise Ahbap'ın yaptırdığı incelemeyi otomobil ekspertizine benzeterek, müvekkilinden istenen çalışmanın yalnızca "yüzeysel kaporta kontrolü" seviyesinde olduğunu savundu. Savunmada, dosyada Taşar aleyhine yalnızca kendi hazırladığı mutabık kalınmış prosedürler raporunun bulunduğu ileri sürüldü.
"HALUK LEVENT ŞEFFAFLIK RAPORLA ALGISI OLUŞTURDU"
Bağımsız denetçi Muharrem Karataş'ın avukatı da Ahbap Derneğinin rapor sürecini kamuoyuna farklı şekilde yansıttığını savundu. Haluk Levent'in sosyal medya açıklamalarıyla TÜRMOB'un bütün satın alma süreçlerini denetleyeceği izlenimini oluşturduğu belirtilen savunmada, gerçekte derneğin daha dar kapsamlı bir çalışma istediği anlatıldı.
Avukat, Ahbap'ın talebinin yalnızca ne kadar para toplandığı, ne kadar harcandığı ve bu tutarların mali kayıtlarda bulunup bulunmadığıyla sınırlı olduğunu söyledi. Bu incelemenin, derneğin sunduğu evraklar üzerinden yapılan IHS 4400 standardındaki dar kapsamlı bir çalışma olduğu belirtildi. Savunmada, Ahbap yöneticilerinin bu sınırlı çalışmayı kamuoyuna "denetim raporu" başlığıyla sunduğu ve böylece Haluk Levent'in "şeffaflık algısı" oluşturduğu öne sürüldü.
"DERNEK PARASIYLA BAHİS OYNANDI"
Muharrem Karataş'ın avukatı, savunmasında soruşturmanın merkezindeki Haluk Levent hakkında ağır suçlamalarda bulundu. Dernek kaynaklarının kötüye kullanıldığı söyleyen dönemin Karataş'ın rapor hazırladığı tarihlerin dışında kaldığını belirten avukat, asıl mağdurun Ahbap Derneği olduğunu savundu. Halkın o dönemde Ahbap'a güvenerek bağış yaptığını belirten avukat, dernek yöneticisinin yardımların bir bölümünü kötüye kullandığını ifade etti.
Savunmada, bu paraların Ahbap çalışanları üzerinden bahis oynanarak kullanıldığı iddia edilerek, "Burada fail Haluk Levent, yardım eden ise Ahbap çalışanlarıdır" denildi.
"9 ŞÜPHELİ İÇİN ADLİ KONTROL YETERSİZ KALIR"
İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimligi, şüphelilerin savunmalarının ardından dosyadaki delilleri değerlendirdi. Hakimlik kararında; şüpheli ifadeleri, telefon kayıtları, arama ve el koyma tutanakları, emniyet fezlekesi, banka hesap hareketleri, TÜRMOB raporları, özel denetim belgeleri ve diğer kolluk evrakının kuvvetli suç şüphesini gösterdiği belirtildi.
Dosyadaki delillerin henüz tam olarak toplanmadığına işaret edilen kararda, isnat edilen suçların ceza sınırları nedeniyle kaçma şüphesinin bulunduğu kaydedildi. Adli kontrol tedbirlerinin soruşturma bakımından yeterli ve etkili olmayacağına hükmeden mahkeme, 9 şüphelinin ayrı ayrı tutuklanmasına karar verdi. Şüphelilerin tutuklama kararına iki hafta içinde itiraz edebileceği bildirildi.




