Günümüz dünyasında teknolojinin ve maddiyatın ön plana çıkması aile kurumunu sarsarken, Sosyolog-Yazar Cemil Arslan sevgi, saygı ve hoşgörü ekseninde ailedeki ahlaki erozyona dikkat çekti. Arslan, "Teknoloji ve hazcılık insani hasletleri yerle bir ediyor" diyerek çarpıcı uyarılarda bulundu.
SEVGİ VE SAYGI OLMADAN TOPLUMSAL AHENK VAR OLAMAZ"
Aile içinde ve toplumsal yaşamda korunması gereken 3 temel kavramın altını çizen Sosyolog-Yazar Cemil Arslan, "Sevgi yahut muhabbet kavramı; insani ve toplumsal değerlerin başında gelir. İnsanın gerek psikolojik yaşamda gerekse sosyal hayatta varlığını sürdürebilmesi için mutlaka belirli bir ölçüde sevgiyi içselleştirmesi elzemdir. Sevgi zaten insanın doğasında yaratılıştan itibaren vardır, önemli olan onu ortaya çıkarmak, yeşertmek ve büyütmektir.
Sevgi; karşılıksız, bedelsiz, çıkarsız, yalansız, dolansız, aldatmasız, korkusuz, cesur yürekli, doğal, içten, samimi olmalı, yapmacıklıktan ve yüzeysellikten uzak olmalıdır. İnsanı adeta robotlaştıran, sanki sıradan bir meta, eşya, mal gibi tahayyül eden hedonizm veya hazcılık akımı neredeyse temel bir düşünce olarak yeryüzü gezegeninde ekseriyetle kabul görmüştür. Bu tip anlayış, akım ve yaklaşımlar insani hasletleri yerle bir etmiş, sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışlarımız hep geri planda bırakılmıştır" dedi.
"BİRİ EKSİK OLURSA DİĞERLERİ DE NOKSAN KALIR"
Sevginin yanında saygı ve hoşgörü kavramlarının etle tırnak gibi bir bütünlük oluşturduğunu belirten Arslan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
Saygı yahut hürmet kavramı; sevginin en temel kavramları arasında yer alır. Sevgi-saygı birbirleri ile karşılıklı statüdedir. Sevgi olmadan saygı, saygı olmadan da sevginin hayat bulması, yeşermesi, büyümesi, insanlığı kuşatması olanaklı değildir.
İnsani değerlerimiz zaten hep iç içe, etle tırnak misali bir bütünlük içerisinde bir arada bulunmaktadır. Biri eksik olur veya olmazsa, diğerleri de eksik, nakıs, noksan olur, vücudiyet bulamaz. Hoşgörü için hepimiz, tüm toplum fedakârlıkta bulunmalı, başkasından beklemek yerine önce kendimiz başkalarına karşı müsamahakâr, sabırlı ve metanetli davranmalıyız.
AİLE İÇİ DEĞERLERİ TEHDİT EDEN 3 BÜYÜK FAKTÖR
Aile içerisinde sevgisizlik, saygısızlık ve hoşgörüsüzlüğe sebep olan faktörleri sıralayan Sosyolog Cemil Arslan, günümüzdeki sosyolojik kırılmaları şu sözlerle özetledi:
1) Teknolojinin hızla gelişmesi ve anormal bir şekilde ilerlemesi sonucu insani ve sosyal değerlerimizin geri planda kalması.
2) Maddi değerlerin önemli ölçüde referans olarak kabul edilmesi sonucu manevi değerimizin zayıflaması.
3) Akrabalık bağları, komşuluk ilişkilerinin zayıflaması neticesinde sosyalleşmenin ve toplumsal ilişkilerin dejenere olması. Dolayısıyla toplumsal yaşamda karşılaşılan bu dramatik ve menfi sonuçlar ailemizi ve değerlerimizi doğrudan etkilemektedir."
"TRT DIŞINDA AİLEYİ KORUYAN BAŞKA TV PROGRAMI GÖREMEDİM"
Çözüm yollarına ve medya eleştirilerine de değinen Arslan, dijital haber sitelerine özel yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
Eğitim sistemimizde karşılaşılan bazı açmazlar; biz eğitimciler, sosyologlar veya psikolog arkadaşlarımız sorunları tespit etmek ve çözüm yolları sunmakta yetersiz ve çaresiz kaldık. Çünkü çağımız hızla değişmekte, modern teknolojiler ve yenilikler tüm dünyayı kasıp kavurmakta, insanlığı tümüyle bir sosyal felakete doğru sürüklemektedir. Bütün bu oluşumlara karşı yepyeni perspektifler ve stratejiler geliştirmek zorundayız.
Televizyonlarda ailevi değerleri ön plana çıkaran ve aileyi önemli bir değer olarak telakki eden film, belgesel veya programların yayınlanması gerekiyor. Burada bir durum tespiti yapmak istiyorum: TRT dışında aileyi koruyan, kollayan ve ailevi değeri referans olarak gösteren başka TV programları ne yazık ki göremedim. Hatta bazı kanallar, ailenin temellerine adeta dinamit patlatırcasına aileyi kökten yok etmeye çalışmaktadırlar.
Kısa filmler, slaytlar, simülasyonlar, kamu spotları, afiş ve dövizlerle insani değerlerimizi pekâlâ duyurabiliriz ve yaygınlaştırabiliriz. Keza insan olmamız nedeniyle; empati yapmak, sevgi ve saygıyı eksiksiz yerine getirebilmek, birbirimize karşı sınırsız bir şekilde hoşgörülü olmak, hata ve eksiklerimizi güzel bir lisanla, tatlı bir dille can-ı gönülden ve yürekten ifade edebilmeliyiz.





