ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş, Türkiye’de akaryakıt fiyatlarına zam ihtimalini güçlendirdi. Brent petrolün varil fiyatı 77 doların üzerine çıkarken, piyasalarda “dev zam” senaryoları konuşulmaya başlandı. Ekonomi uzmanı Gülten, sürecin kısa vadeli dalgalanma mı yoksa kalıcı bir enerji şoku mu olacağının belirleyici olacağını vurguladı.
![]()
KÜRESEL ENERJİ ARZININ DARBOĞAZI
Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrolün geçtiği Hürmüz Boğazı, özellikle Çin, Hindistan ve Avrupa Birliği için hayati öneme sahip. Gülten’e göre boğazın kapanması halinde enerji arzında yaşanacak kesinti, bu ülkelerde üretim maliyetlerini artırarak enflasyon baskısını güçlendirebilir. Kısa süreli bir kapanmanın dahi piyasalarda sert fiyat hareketlerine yol açabileceğini belirten Gülten, uzun süreli bir kapanmanın ise pandemi dönemine benzer küresel bir enflasyon dalgasını tetikleyebileceğini vurguladı.

"TÜRKİYE DOĞRUDAN DEĞİL, DOLAYLI ETKİLENİR"
Gülten, Türkiye’nin petrol ithalatçısı bir ülke olduğunu hatırlatarak, fiyat artışlarının doğrudan cari açığı etkilediğini belirtti. Uzman, konuya dair şunları söyledi:
"Bizim ekonomimiz açısından asıl etkili olan kısım işte petrol fiyatlarının yükselmesi, yani petrolün varil fiyatının yükselmesi bizim için çilekli. Çünkü bizim cari açığımızın mukalemlerinden bir tanesi, petrolü ithal ediyoruz. Kendi petrol üretimimizi tüketimimizi karşılayamadığımız için mecburen petrol almaya devam ediyoruz. Bu yüzden de cari açık rakamlarımızın, yani %40 civarında etkilenme durumu var. Yaklaşık 16 milyar dolara yakın cari açığı artırıcı etkisi olabilir."

ENFLASYON VE BÜTÇE AÇIĞI RİSKİ
Gülten, fiyat artışının Türkiye’de enflasyon ve bütçe dengesini de doğrudan etkileyebileceğini vurguladı. Uzman, bu konuda şöyle değerlendirdi:
"Eğer savaş uzarsa bu, son iki buçuk yıldır hem enflasyonla mücadele hem de mali disiplin programı uyguluyoruz. Onun neticesinde biliyorsunuz enflasyon %31 seviyesine kadar geriledi. Şubat ayı enflasyonunun açıklanacak verilerinin ardından olumlu gelmesi bekleniyordu, ama petrol fiyatlarının artması enflasyon üzerinde olumsuz etkisi olabilir. Bütçe açığını artırabilir, cari açığı büyütebilir."
Gülten ayrıca, mevcut fiyat hareketlerinin kısa vadeli dalgalanmaya işaret ettiğini ancak savaşın kalıcı hale gelmesi durumunda senaryonun tamamen değişebileceğini ifade etti:
"Şu an öngörüler kısa vadeli dalgalanmaya işaret ediyor, ama uzarsa bunu bir daha analiz etmek ve değerlendirmek gerekir. Petrol fiyatlarının artmasının Türkiye üzerine doğrudan etkili olabileceği olumsuzluklar var."

"SAVAŞ UZARSA AKARYAKIT ZAMLARI KAÇINILMAZ"
Boğazın uzun süreli kapanması halinde enerji maliyetlerindeki kalıcı artışın küresel ölçekte üretim ve lojistik giderlerini yükselteceğini belirten Gülten, bunun yeni bir enflasyonist süreci beraberinde getirebileceğini söyledi. Pandemi dönemindeki tedarik zinciri kırılmalarını hatırlatan Gülten, savaşın uzaması ve enerji geçiş yollarının kalıcı biçimde aksaması halinde benzer bir küresel ekonomik baskının yeniden yaşanabileceğine dikkat çekerek şunları ekledi:
"Mevcut fiyat hareketleri kısa süreli dalgalanma olarak görünüyor. Ama çatışmaların kalıcı hale gelmesi durumunda hem küresel enerji piyasalarında hem de Türkiye’de akaryakıt fiyatlarında daha sert artışlar gündeme gelebilir."
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı’ndaki olası bir kapanma dünya ekonomisi açısından yüksek risk taşırken; Türkiye’nin etkilenme düzeyi daha çok küresel ticaret ve fiyat kanalı üzerinden şekillenecek gibi görünüyor.





