DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dış politika, ekonomi ve güncel siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Babacan şunları söyledi:

"Yerel seçimlerin üzerinden iki yıl geçti. O günden bu yana birçok belediyede sorunlar büyüdü. Kaynaklar ranta ve yolsuzluğa gömüldü, siyasi hesaplar millete hizmetin önüne geçmiş durumda. İktidar sandıkta alamadığı belediyelerle ilgili üç yönteme başvuruyor. Öte yandan ana muhalefetin yönettiği belediyelere bakıyoruz. Skandal üstüne skandal görüyoruz. Bazı belediyelerde yolsuzluk almış başını gitmiş durumda. Üstelik kendileri de bu durumu kabul ediyorlar çünkü bazı belediyelerde savunulacak bir tablo yok. Görüyorsunuz bir tarafta, iktidarın yargı sopasıyla belediyelerin el değiştirmesi diğer tarafta muhalefetin hesapsızlığı, denetimsizliği ve iş bilmezliği. İktidarla ana muhalefet, mesele belediyelerse tam tencere kapak olmuştur. Olan o şehirlerde yaşayan vatandaşa oluyor. Belediye hizmetlerine baktığımızda tüm Türkiye'de bir gerileme var. Kimi korku altında kimi de menfaat şebekelerinin içinde kendi işlerine bakmıyor belediye başkanları.”

"İFŞA SARMALININ İÇİNE DÜŞTÜ"

Babacan, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile CHP arasındaki "tapu" tartışmasına ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bir tapu kavgası haftalardır gidiyor. İktidarla muhalefet kimin daha çok tapusu var tartışmasına tutuldu. Biz polemikler üzerinden siyaset yapmayız ama şunun da altını özellikle çizmek zorundayız; bunlar bu kavgayı yaparken milletimiz hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bırakın tek bir tapuyu, kirada yaşayabilmek için gecesini gündüzüne katıyor. Çok üzgünüz… Siyaset dosyacılık ve ifşa sarmalının içine düştü. Siyaset üretemeyenler; çözümü düşmanlık üretmekte buluyor. Siyaset üretemeyenler; çözümü kirli operasyonlarda, ifşalarda, şantajlarda buluyor. İktidar da, ana muhalefet de vatandaşın derdinden uzak, kendi çıkarının peşinde."

MHP İstanbul'da kongre heyecanı
MHP İstanbul'da kongre heyecanı
İçeriği Görüntüle

“TRUMP'IN İPİYLE KUYUYA İNMEYİN"

Babacan İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye bu büyük krizin ortasında sadece izleyen değil, barışın ve istikrarın inşacısı bir aktör olmak zorunda. Dış politika şahsi dostluklarla anlık iç siyaset münazaralarıyla yapılmaz. Dış politika kurumsal hafızaya, uluslararası hukuka ve ülkemizin çıkarlarına uygun yapılır. Bölgenin tamamını kapsayan bu kriz hattında da Türkiye'nin dengeleyici rolü her zamankinden daha kritiktir. Trump'ın açıklamalarını hepimiz yakından takip ediyoruz. 'Rejimi değiştireceğiz' dedi, olmadı. 'Bazı grupları rejime karşı ayaklandıracağız' dedi, o da olmadı. Bir gün 'vurulacak hedef kalmadı' diyor, ertesi gün hedef sayısını artırıyor. Savaş öncesi açık olan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açabilmek için, destek vermedikleri gerekçesiyle diğer ülkeleri tehdit ediyor. En tehlikelisi ise şu; Orta Doğu'nun köklü bir değişim içinde olacağını vurguluyor. Tüm bu mesajların içinde, Avrupa'dan yalnızca bir lidere teşekkür ediyor. O da Sayın Erdoğan… 'Ne dediysek onu yaptı' diyor. Biz de buradan soruyoruz; Sayın Erdoğan, Trump size ne dedi, onun dediğini gerçekten yapıyor musunuz? Bunu açıklamak durumundasınız. Türkiye'nin dış politikasını acaba başka ülkeler mi yönlendiriyor? Sakın ha Trump'ın ipiyle kuyuya inmeyin."

Kaynak: HABER MERKEZİ