Adana’da Furkan Vakfı’na yönelik operasyonun ardından, vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul’un birkaç gün önce yaptığı konuşma yeniden gündeme geldi. Kuytul, konuşmasında özellikle Süleymancılar üzerinden cemaatlere yönelik operasyonları değerlendirdi. Hükümete muhalif olduğunu savunduğu yapıların farklı dönemlerde soruşturmalarla karşı karşıya kaldığını öne süren Kuytul, operasyonların yalnızca açıklanan suçlamalar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Kuytul, bazı yapıların siyasi iktidarla ilişkilerinin değişmesinin ardından daha önce yöneltilen suçlamaların da gündemden düştüğünü ileri sürerek, “Ortada suç var mıdır, yok mudur? Onu benim bilmem mümkün değil” dedi.
“SÜLEYMANCI OLSAYDILAR BAŞLARINA BUNUN GELMEYECEĞİNDEN EMİNİM”
Kuytul, konuşmasının başında Süleymancıların siyasi tercihleri üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Kuytul, “Süleymancılar yıllardır hükümete oy vermediler. Bir ara CHP'yi desteklemişlerdi. Bu operasyonda bunun çok önemli olduğu kanaatindeyim. Şayet Süleymancılar AK Partili olsaydılar, başlarına bunun gelmeyeceğinden adım gibi eminim. Ortada suç var mıdır, yok mudur? Onu benim bilmem mümkün değil. Ama nedense suç işleyenler hep hükümete muhalif olanlar oluyor" dedi.
Kuytul, geçmiş dönemlerde DEM Parti belediyelerine kayyum atanmasını da hatırlatarak, siyasi gelişmelerle birlikte suçlamaların ve kamuoyundaki algının değiştiğini öne sürdü. Kuytul, “Bir ara DEM Parti'nin bütün belediyelerine kayyum atanmıştı. O zaman onlar çok suçluydular. Sonra hükümetle işte bu çözüm süreci, terörsüz Türkiye süreci başlatıldı. Hiç suçları kalmadı. DEM Parti'nin bütün belediyeleri tertemiz oldu bir anda, suçsuz insanlara dönüşüverdiler" diye konuştu.

“SONRA CHP’NİN BELEDİYELERİ SUÇLU OLDULAR”
Kuytul, konuşmasında daha sonra CHP’li belediyelere yönelik operasyon ve kayyum tartışmalarına değinerek, “Sonra CHP'nin bütün belediyelerine kayyum atanmaya başlandı, birçok belediyesine; ve onlar suçlu oldular. Bunu gören bazı CHP'li belediye başkanları AK Parti'ye geçtiler korkularından. AK Parti'ye geçen operasyondan kurtuluyor" ifadelerini kullandı.
Kuytul, bu örneklerin siyasi iktidarla ilişkilerin soruşturma süreçlerinde etkili olup olmadığı yönündeki tartışmaları beraberinde getirdiğini savundu.
“BU GERÇEKTEN MALİ BİR SUÇ VAR DA ONA KARŞI YAPILMIŞ BİR OPERASYON MU?”
Kuytul, Süleymancılara yönelik operasyonun gerekçesinin gerçekten mali suçlar olup olmadığının soruşturma sonucunda ortaya çıkabileceğini belirterek şöyle konuştu:
“Bu gerçekten mali bir suç var da ona karşı yapılmış bir operasyon mu, yoksa muhalif oldukları için, hükümeti desteklemedikleri için onlara verilen bir ceza mı? Suç varsa da yoksa da onu ben bilemem ama suç olmasa da bu yapılacaktı. Devlet isterse buluyor. Kesin bir delil olmadıkça ben hiçbir devlet raporuna inanmıyorum. Bizim mahkemelerimizin birinde Adli Tıp'tan sahte rapor aldılar ve biz bunu mahkemede ispat ettik, şahıs da itiraf etti.”

“ÖNCE HER YALAN SÖYLENİYOR, KAMUOYUNUN KAFASI DOLDURULUYOR”
Kuytul, soruşturma ve operasyon haberlerinin yargı sürecinden önce kamuoyuna yansımasının kişiler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu. Kuytul sözlerini şöyle sürdürdü;
“Önce her yalan söyleniyor, kamuoyunun kafası dolduruluyor. Ondan sonra siz iki sene sonra kendi suçsuzluğunuzu ispat etseniz bile kimse duymuyor. Zaten herkes o şekilde duymuş, kafalar doldurulmuş, insanlar buna ikna edilmiş ve siz iki sene sonra aklansanız, beraat etseniz artık sizi insanlar öyle biliyor.”
Kuytul, bu durumun yargısız infaza dönüşebileceğini ileri sürerek, soruşturma sürecindeki kişilerin henüz mahkeme önüne çıkmadan kamuoyunda suçlu ilan edilmemesi gerektiğini söyledi. Kuytul, “Devlet böyle olmaz. Yargısız infaz. Adam mahkemeye bile çıkmamış, daha emniyette ifade bile vermemiş. Ama bunlara bir yerlerden haber geliyor; 10 tane, 15 tane gazeteci başlıyorlar bilir bilmez konuşmaya. Belli ki her şey önceden planlanmış.” dedi.
“BİZ CEMAATLERE YAPMIYORUZ, BU KİŞİYE YAPIYORUZ DENİLİYOR”
Kuytul, operasyonların cemaatlerin tamamına yönelik olmadığı, yalnızca belirli kişiler hakkında yürütüldüğü yönündeki açıklamalara da değindi. Kuytul, “‘Efendim biz cemaatlere yapmıyoruz, biz bu kişiye yapıyoruz, bunun mali suçları var.’ Vallahi onu bilmem var mı yok mu ama ben sizin bitirmek istediğiniz kimselere nasıl iftiralar attığınızı yaşamış biriyim" dedi.
Kuytul, siyasi iktidarla ilişkisi bulunmayan kişilerin daha fazla soruşturma ve operasyonla karşı karşıya kaldığını savunarak, “Bugüne kadar bu ülkenin bütün suç işleyenleri hep AK Partili olmayanlar. Bu normal mi? Hiç onlara bir mahkeme açılmaz mı ya? Hiç onların yerine kayyum atanmaz mı?” değerlendirmesinde bulundu.
“SUÇSUZLARSA MÜCADELE ETMELİLER”
Kuytul, suçlamaların doğru olması durumunda yargı sürecinin işletilmesi gerektiğini, ancak suçsuz olduklarını düşünen kişilerin de kendilerini savunmaları gerektiğini söyledi. Kuytul, “Eğer suçlularsa olay çıkartmalarına gerek yok ama eğer suçsuzlar ise mücadele etmelidirler. Teslim olmasınlar" şeklinde konuştu.
Cemaatlere yönelik müdahalelerin sınırları konusunda da değerlendirmede bulunan Kuytul, devletin dini veya sosyal yapıların yönetimlerine müdahale etmemesi gerektiğini savundu. Kuytul, sözlerine şöyle devam etti;
“Devlet de hükümet de her cemaati susturamayacağını öğrenmeli. Her yere kayyum atayamayacağını öğrenmeli. Cemaatin başına kimin geçeceğine devlet mi karar verecek? Çok fena alıştılar kayyum atamaya.”
“BİZE YAPILAN BUNCA ZULME RAĞMEN BİR GÜN AÇIKLAMALARINI DUYMADIK”
Kuytul, konuşmasında geçmişte Furkan Vakfı ve kendisi hakkında yaşanan süreçlerde diğer cemaatlerin yeterince destek vermediğini savunarak, “Bugüne kadar bizim başımıza bir sürü olay geldi. Bir gün bir çıtlarını duymadık. Bize yapılan bunca zulme rağmen bir gün bir açıklamalarını duymadık" dedi.
Buna rağmen Süleymancılara yönelik operasyonu şüpheyle karşıladığını söyleyen Kuytul, ilerleyen dönemde cemaatlerin birbirlerine yönelik dayanışma göstermesi gerektiğini ifade etti. Kuytul, “Olsun, herkes yanında olandan harcar. Ben yine de onlara yapılan bu operasyonu şüpheyle karşıladığımı söylüyorum. İnşallah bundan sonrasında başkaları zulme uğradığında onları da savunmayı öğrenirler" ifadelerini kullandı.
“SİYASİ DOSYALAR OLDUĞUNU ANLAMALIYIZ”
Kuytul, Türkiye’de siyasi gelişmelerin yargı süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunarak vatandaşlara da çağrıda bulundu;
“Artık böyle bir ortamda olduğumuzu anlamalıyız. Siyasi dosyalar olduğunu anlamalıyız ve her lafa inanmamalıyız. Belgelerini gösterin kardeşim. Gerçekten kendi şahsına para mı yemiş? Belgelerinizi ortaya koyun.”
Kuytul, soruşturma dosyalarının televizyon ekranlarında tartışılması yerine yargı makamlarında ele alınması gerektiğini savunarak, “‘Burası mahkeme mi? Bütün belgeleri nasıl ortaya koyacağız?’ O zaman konuşmayın televizyonda; mahkemelerde konuşulsun sadece. Siz her türlü şeyi söyleyebiliyorsunuz ama o adam kendini savunamıyor" şeklinde konuştu.
“DİĞER CEMAATLER SESSİZ KALACAK”
Kuytul, operasyonun yalnızca belirli kişilere yönelik olduğu yönündeki söylemlerin diğer cemaatlerin sessiz kalmasına neden olabileceğini ileri sürdü. Kuytul sözlerine şöyle devam etti;
“Şöyle görmemizi sağlamaya çalışıyorlar: ‘Yani bu cemaatlere karşı değil, size karşı değil, o cemaate karşı da değil. Sadece onların başındaki şu kişiler suç işlemişler, mali suçlar işlemişler, ona karşı yapıyoruz bunu.' Böylece diğer cemaatler sessiz kalacak. Hatta kendi cemaati bile sessiz kalacak; eylem yapmayacak, tweet atmayacak, sosyal medyayı kullanmayacak, mücadele vermeyecek. Çünkü ‘cemaate karşı bir şey yok canım, sadece 30-40 kişilik bir şebekeye karşı bir operasyon.’ Böylece yalnız kalacaklar ve böylece bitecek gidecek o adam hapiste ve yerine kendi adamlarını getirecekler.”
“CEMAATİN SEÇMEDİĞİ BİRİSİ GETİRİLİRSE…”
Kuytul, cemaatlerin kendi içlerinde liderlik ve yönetim konusunda karar verebilmesi gerektiğini savunarak, dışarıdan bir kişinin getirilmesinin baskı anlamına geleceğini ifade etti. Kuytul, “Böyle bir dönemde cemaatin seçmediği, birçoğunun reddettiği birisi getirilirse o adam onların içindeki bir haindir. Dışarıdan birisi getirilirse bu da bir baskıdır, diktatörlüktür" dedi.
“ADLİYEYE YOLU DÜŞMEYEN BUNLARI BİLMEZ”
Kuytul, adli ve idari süreçlerle daha önce karşılaşmamış insanların devlet kurumlarının işleyişine ilişkin farklı bir algıya sahip olabileceğini savundu. Kuytul, “Şimdi bunları bilmeyen, yani adliyeye yolu düşmeyen, emniyete yolu düşmeyen... bunlar bilmez. Bunlar her şeyi güzel falan filan böyle zanneder. ‘Devlet öyle yapar mı ya?’ falan der. Bir gün başına gelirse anlarsın" diye konuştu.
Kuytul, bu nedenle kamuoyunun resmi açıklamalar ve iddialar karşısında da belgeleri görmeden kesin kanaate varmaması gerektiğini söyleyerek, “O yüzden bunlar ispatlanmadan, belgeler ortaya konmadan hiçbir şeye inanmamak lazım" dedi.
“HER MESLEĞİN İYİSİ VAR, KÖTÜSÜ VAR”
Kuytul, konuşmasında devlet kurumlarında görev yapanların tamamını aynı şekilde değerlendirmediğinin de altını çizdi;
“Yahu her mesleğin iyisi var, kötüsü var. Ben hepsini kötülemiyorum. İçinde elbette ki insan evladı olanlar da var, görevini adam gibi yapan da var, dürüst olan da var. Ama böyleleri de var.”
Kuytul böylece eleştirilerinin bütün kamu görevlilerine yönelik olmadığını, bazı uygulamalara ve belirli kişilere ilişkin olduğunu ifade etti.
“GERÇEKTEN 100 MİLYAR BURADAN GÖTÜRÜLMÜŞ MÜ?”
Kuytul, operasyon kapsamında gündeme gelen mali iddiaların da ayrıntılı şekilde ortaya konulması gerektiğini belirterek, paranın gerçekten usulsüz kullanılıp kullanılmadığının ve kullanıldıysa nereye aktarıldığının araştırılması gerektiğini savundu. Kuytul sözlerini şöyle sürdürdü;
“Yani siyasi bir karar veriliyor; ‘Şunu bitireceksiniz’ diyorlar. Artık alttakiler planlar yapıyor, ‘nasıl bitireceğiz?’ Yalan dolan bir şeyler hazırlıyorlar. Şimdi bakalım bunun da sonu ne olacak? Gerçekten 100 milyar buradan götürülmüş mü? Götürülmüş de mesela kendine mi mal etmiş, yani cebine mi atmış? Cemaat faaliyetlerinde mi kullanıyorlar?”
Kuytul, soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerektiğini vurgulayarak, kamuoyunun iddialar ile kesinleşmiş gerçekleri birbirinden ayırması gerektiğini söyledi.
“İNSANIMIZ HER LAFA İNANMAMAYI ÖĞRENMELİ”
Konuşmasının son bölümünde vatandaşlara seslenen Kuytul, siyasi ve hukuki tartışmaların yoğun olduğu bir dönemde insanların duydukları her iddiaya doğrudan inanmaması gerektiğini savunarak, “Yani bizim insanımız her lafa inanmamayı öğrenmeli. Böyle bir zamanda yaşıyoruz. Sahte belgeler üretiliyor, muhaliflere baskı yapılıyor, susturulmaya çalışılıyor" ifadelerini kullandı.
Kuytul, hükümetle ilişkileri iyi olmayan cemaatlerin yöneticilerine yönelik müdahale yapılabileceğini iddia ederek konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“Hükümetle iyi değilse bir cemaat, ‘onun başındaki adamı hapse atalım, yerine başkasını getirelim’ yöntemi izleniyor. Dediğim gibi eğer suçsuzlar ise mücadeleyi vermelidirler.”
KUYTUL’UN SÖZLERİ OPERASYONUN ARDINDAN YENİDEN GÜNDEMDE
Furkan Vakfı’na yönelik operasyonun ardından Kuytul’un birkaç gün önce yaptığı bu konuşma yeniden sosyal medyada paylaşılmaya başlandı. Konuşmada özellikle cemaatlere yönelik operasyonların siyasi saiklerle yapıldığı yönündeki iddialar, kayyum uygulamaları, yargı süreçleri ve soruşturmalarda kamuoyu algısının oluşturulması gibi başlıklar öne çıktı.
Kuytul’un konuşmasında dile getirdiği iddialar kendi değerlendirmeleri ve savunmaları niteliğinde olurken, operasyonlara konu olan suçlamaların hukuki açıdan kesinleşip kesinleşmediği ilgili soruşturma ve yargı süreçleri sonucunda ortaya çıkacak.




