Arakçi, uluslararası kamuoyunun gözünün Washington’ın taahhütlerinde olduğunu vurgulayarak, Lübnan’daki katliamlar durmadığı sürece kalıcı bir anlaşmanın zemin bulamayacağını ifade etti.
ABD İÇİN TERCİH VAKTİ: ATEŞKES Mİ SAVAŞ MI?
İran Dışişleri Bakanı, iki haftalık hassas barış sürecinin devam edebilmesi için ABD’nin ikili oynamaktan vazgeçmesi gerektiğini savundu. Bir yandan İran ile masaya oturup diğer yandan İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına yeşil ışık yakılmasının kabul edilemez olduğunu dile getiren Arakçi, "ABD ikisini birden yürütemez. Şartlarımız açık ve nettir" dedi. Bu açıklama, Tahran’ın müzakerelerdeki en büyük önceliğinin bölgesel müttefiklerini de kapsayan bir sükunet olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
LÜBNAN CEPHESİ MÜZAKERELERİN KİLİDİ
Arakçi, İsrail’in Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırılarına dikkat çekerek dünya kamuoyunun bu duruma sessiz kalmadığını belirtti. "Dünya, Lübnan’daki katliamları görüyor" ifadesini kullanan Bakan, İran’ın masada sunduğu şartların sadece kendi topraklarını değil, tüm direniş hattını kapsadığını hatırlattı. Lübnan’da sağlanacak bir ateşkesin, 10 maddelik planın en hayati unsurlarından biri olduğu ve bu konuda esneklik gösterilmeyeceği mesajı verildi.
"TOP ARTIK ABD’NİN SAHASINDA"
İran diplomasisinin başındaki isim, barış sürecinin geleceğinin tamamen ABD’nin atacağı adımlara bağlı olduğunu vurguladı. "Top artık ABD’nin sahasında" diyen Arakçi, Washington’ın İsrail üzerindeki nüfuzunu kullanarak saldırıları durdurup durdurmayacağının test edileceğini söyledi. Tahran’ın taahhütlerine sadık kaldığını ancak karşılık görmediği takdirde sürecin tıkanacağını belirten Bakan, 11 Nisan’daki İslamabad zirvesi öncesi baskıyı artırdı.
ULUSLARARASI KAMUOYUNDAN İZLEME ÇAĞRISI
Arakçi, açıklamasının sonunda küresel aktörlerin de sürece dahil olması gerektiğini belirtti. Washington’ın sözlerini tutup tutmadığının tüm dünya tarafından izlendiğini söyleyen Arakçi, adil bir barış için İsrail’in saldırganlığının dizginlenmesinin şart olduğunu ifade etti. İran’ın müzakere masasında kalma niyetinde olduğunu ancak bunun "her ne pahasına olursa olsun" bir teslimiyet anlamına gelmediğini net bir dille ifade ederek sözlerini tamamladı.




