Mevlevilik, 13.yüzyılda Konya’da yaşayan büyük tasavvuf eri ve filozof Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin takipçileri tarafından ortaya çıkarılmış bir İslam sufi tarikatıdır. Tarikatın mensuplarına “Mevlevi” denilir.
Mevlevilik, Mevlana’nın oğlu Sultan Veled tarafından kurumsallaştırıldı. Sultan Veled, Mevleviliğin ikinci piri olarak kabul edildi. Divan edebiyatında önemli eserler veren Sultan Veled’in mistik anlayışı Anadolu’dan başlayarak Afganistan, İran, Azerbaycan gibi ülkelerde yayıldı.
Mahlası Veled’i kullanan şairin divanı, Mevleviliğin temel metinlerini içinde barındıran bir tasavvuf kitabı haline geldi. Sultan Veled’in anlatılarında yer alan ve Mevlevi tarikatı müntesipleri tarafından içselleştirilen kavramlar, Türk diline önemli katkılar sundu.

*Mevlana Tasviri
Mevleviliğin Ritüelleri
Mevleviliğin oldukça geniş bir adap ve kural sistemi vardır. Atılan her adım, yapılan her iş belirli bir daire içindedir. Mevleviliğin kuralları kaşık metaforu ile anlatılır. Ortak yemek yenen bir tabaktan, Mevlevi müntesibi ancak kaşığın bir tarafı ile dokunarak yemek yiyebilir. Kaşığın ağıza değen kısmı asla tabağa dokundurulmaz. Mevleviler, Allah’a şükretmek için kaşıklarını öperek yemeğe başlarlar.
Hayatları baştan aşağı Mevlana ve Sultan Veled tarafından çizilen Mevlevi dervişleri öğretilerini de onların Kur’an-ı Kerim anlatıları üzerine kurar. Ayrıca Mevleviler, yün elbise giyerler. Bu onların maddi ve manevi fakirliğinin dışavurumu olur. Mevleviler, nefisleriyle verdikleri mücadeleyi dışarıdaki insanlara semboller üzerinden aktarır.

*Mevlana'nın en önemli eseri el yazması Divan-ı Kebir
Mevleviliğin Felsefesi
Mevlevilik, anlayışının merkezine iyi insan olma idealini koyar. İyi insan olmanın yolunu ise benlikten sıyrılmak olarak görür. Ferdiyet, bireycilik Mevlevilerin reddettiği bir olgudur. Onlar halka yayılırlar. Sosyal hayatta sınırsız bir sevgi olması için çaba sarf ederler. Güzele ve iyiye doğru bir gidişi güzel ahlak çerçevesinde sergilerler. Mevleviler, dervişane yaşam tarzını gönüllü olarak benimser ve yollarına sahip çıkarlar.
Mevleviliğin Silselesi
İslami tasavvuf yorumlarında her tarikat kendisini bir mürşide dayandırır. Genellikle tarikatlar ilk mürşit olarak Hz. Ebubekir veya Hz. Ali’yi kabul ederler. Mevleviler, ilk ve en büyük pir olarak Hz. Ali’yi kabul eder. Hz. Ali ve devamında gelen mürşitlerin olduğu silsileye “Altın silsele” ismini verirler.
Mevlevilikte Semazen Nedir?
Mevleviler, sufi bir tarikat olduğu için kendine özgü zikir yöntemleri vardır. En bilinen zikirleri Sema gösterisidir. Sema gösterisinde dönerek Allah’a erişmeyi hedefleyen, nefislerinden sıyrılmak için gayret gösteren insanlara Semazen denir. Sema gösterisi asla bir dans, semazenlerde dansçı değildir. Semazenler, ilahi aşkın sırrında kavrulan, nefsini terbiye etmek için Allah’a yönelen kişilerin sevgiliyle buluşarak vecd haline kavuşmuş kişilerdir.

*Sema Gösterisi Yapan Semazenler
Mevlevilik’teki Önemli Kavramlar
Mevleviler, tarikat öğretileri içinde çok sayıda özgün kelime türetmişlerdir. Türk diline birçok kelime Mevlevi dervişlerinin anlayışları ve uygulamalarıyla girmiştir. Mevlevilik’te 17 sayısı kutsal kabul edildiği için 17 Mevlevi kavramını anlatmayı tercih ediyoruz. İşte Mevleviler için mahiyeti derin 17 kavram.
Agâh ol: Kendine gel anlamında kullanılan bir terimdir. Mevleviler, ilk olarak kendilerine gelmek isterler.
Allah derdini arttırsın: Mevleviler, Allah’a kavuşmak için çileye taliptir. Bu yüzden birbirlerine bu şekilde dua ederler.
Asitane: Mevlevi dervişlerinin ibadet ettiği yerdir. Büyük tekke, başşehir anlamlarına gelir. En büyük asitane günümüzde Konya ilinde bulunan Mevlana Türbesidir.
Aşk olsun: Sıklıkla kullandığımız Aşk olsun bir Mevlevi söyleşidir. Mevleviler, tarikata yeni katılan müntesiplere aşk olsun diyerek dostluklarını gösterir.
Aşk vermek, aşk almak: Mevleviler, nefislerini yendikçe aşk verir ve aşk alırlar. Hoş geldin demek yerine bu kavramı tercih ederler.
Avam: Hakikat ehli olmayan, henüz Mevlevi öğretisini içselleştirememiş kişilere denir.
Ayakçı: Mevlevilerde tarikata ilk giren dervişin merhalesidir. Ayak takımı deyimi buradan gelir.
Aynü’l Cem: Sema gösterisi yapılırken kol açmadan yapılan merhaleye bu ad verilir.
Berk-i Sebz: Tarikata gelen müntesip asla eli boş gelmezdi. Hiçbir şey bulamazsa yeşil bir dal yaprağı getirerek otururdu. Bu kavram “yeşil yaprak” anlamına gelir.
Can: Gönül ve ruh demektir. Mevlevilikte, kadın – erkek, zengin – fakir ayrımı yoktur. Herkes Allah’ın en adil kullarındandır.
Can Odası: Mevlana türbesinde bulunan Asitane’de yer alan özel bir odadır. Burada en büyük pir Mevlana’nın ilmi derinlikli risalelerini kaleme aldığı düşünülür.
Cenab-ı Mevlevi: Mevlevi müntesipleri, Mevlana’dan bahsederken asla ismiyle hitap etmezlerdi. Onların hitap şekli Cenab-ı Mevlevi’ydi.
Çerağ: Mevleviler, sema gösterisi sırasında mum ve kandil yakarlardı. Mumlarına verdikleri isim ise Çerağ’dı.
Çile: Farsça kırk anlamına gelen kelime, Mevlevi tarikatına girmek isteyen müntesibin 40 gün piştiği süreye verilen addır.
Şebi Arus: Mevlana’nın vefat ettiği geceye verilen isimdir. Sevgiliye kavuşmak, düğün gecesi anlamına gelir.
Derviş: Yönünü Allah’a dönen, dünya malından uzak olan anlamına gelen bir kelimedir.
Derviş Hırkası: Mevlevilerin giydiği özel hırkanın adıdır. Mevleviler, birbirlerini yün hırkalarından tanırdı.