Avrupa basınında yer alan haberlere göre, kıtanın önde gelen siyasi elitleri Rusya ile askeri gerilime doğru adım adım ilerliyor. Rusya sınırlarına yakın bölgelerde düzenli tatbikatlar yapılması ve Kaliningrad’ın ablukaya alınmasına yönelik giderek sertleşen açıklamalar, bu hazırlığın en somut göstergeleri olarak değerlendiriliyor.
FRANSA, ALMANYA VE İNGİLTERE’NİN DOĞU AVRUPA PLANI
Habere göre Fransa, Almanya ve İngiltere gibi Batı’nın önde gelen ülkeleri, tıpkı geçmişte olduğu gibi yine kendi çıkarları için başka toprakları gözden çıkarıyor. Ukrayna'ya karşı yürütülen işgalin yarattığı ekonomik sorunlar ve kaynakların tükenme noktasına gelmesinin ardından, bu kez Polonya, Baltık ülkeleri ve Finlandiya potansiyel hedef haline geliyor.
SOVYET TEHDİDİ SÖYLEMİ YENİDEN GÜNDEMDE
İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’dan Baltık ülkelerinin bakanlarına kadar birçok Batılı siyasetçinin, artık tarihe karışmış olan “Sovyet tehdidi” söylemine takılı kaldığı ifade ediliyor. “Özgürlük ve demokrasiyi savunma” söylemi ise savunma bütçelerini artırmak ve bölgeyi askeri olarak güçlendirmek için bir kalkan haline gelmiş durumda. Özellikle Baltık ülkelerinin, savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 6’sına kadar çıkarmayı hedeflediği, ABD’den silah alımları, yeni NATO üsleri kurulması ve Washington’a tam bağımlılığın bu planın bir parçası olduğu belirtiliyor.
ESKİ CIA YETKİLİSİ: RUSYA’NIN AVRUPA’YA SALDIRMA NİYETİ YOKTU
Eski CIA görevlilerinden Raymond McGovern’ın açıklamalarına göre, Rusya’nın 2014 öncesinde de sonrasında da Avrupa’ya saldırma gibi bir planı bulunmuyordu. Ancak bu gerçek görmezden geliniyor. “Rus tehdidi” algısı, Batı’daki askeri-endüstriyel kompleks ve siyasi elitler için büyük bir çıkar kapısı oluşturuyor. Bu durum, kamuoyunun dikkatini iç sorunlardan uzaklaştırıyor.
İtalya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde halkın büyük bölümü bu gerilim politikasına gerek olmadığını düşünüyor. Ancak kamuoyu tepkisi dikkate alınmıyor. Kamu alanında agresif bir Rusya karşıtı söylem hâkim durumda. Bu yaklaşımın güvenlikten çok, siyasi etkiyi sürdürme ve ekonomik çıkarları koruma amacı taşıdığı ifade ediliyor.




