Madde bağımlılığıyla mücadelede yürütülen bazı kapsamlı projeler ve genel tıbbi çalışmalar umut veriyor ancak "tedavi sonrası geri dönüşler" en büyük sorun olmaya devam ediyor. Helin Arısan, bağımlılıkla mücadelede başarının anahtarının bilinçaltı değişiminden geçtiğini vurguladı.
Arısan'a göre tıbbi müdahaleler ve hobi aktiviteleri önemli olsa da bireyin zihnindeki "meta davranış kalıpları" değişmediği sürece kalıcı iyileşme sağlanamıyor.

BAĞIMLI BİREYİN ZİZHİNSEL PORTRESİ
Helin Arısan, madde bağımlısı kişilerin bilinçaltı dünyasını şu çarpıcı verilerle özetliyor:
"Yüksek Hassasiyet ve Kırılganlık: Düşük özgüven nedeniyle dış etkenlerden hızla etkilenme.
Duygusal Bağımlılık: Çevresindeki kişilere aşırı bağlanma ve kendi kimliğini yok etme arzusu.
Zaman ve Hedef Belirsizliği: İçsel zaman algısında plansızlık ve hayatın anlamı noktasında derin bir boşluk hissi.
Bedenle Kopuk İlişki: Kendi fiziksel varlığına karşı olumsuz veya duyarsız bir tutum."
DOKUZ TEMEL DAVRANIŞ KALIBI
Arısan, bağımlıların düşünce sisteminde dokuz temel kalıbın hakim olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Bu kalıplar arasında, aşırı sevinç veya yoksunluk, illüzyon korkular, utanç ve suçluluk hissi başı çekiyor. Özellikle "yetersizlik inancı" ve sorumluluktan kaçmak için kullanılan "suçlama" mekanizması, kişiyi tekrar maddeye yönelten en güçlü faktörler olarak öne çıkıyor.
Çözüm: Bilinçaltı Programlama
Bağımlılığın kalıcı olarak son bulması için sadece fiziksel arınmanın yeterli olmadığını kaydeden Arısan, stratejik çözüm yolunu şöyle açıklıyor:
"Kişinin maddeden aldığı rahatlık ve kaygısızlık hissini, kendi zihinsel yöntemleriyle de elde edebileceğini ona öğretmeliyiz. Değişimi sağlayan asıl güç bilinçdışı zihindir. Gerçek gücün ve özgüvenin kendi içinde olduğunu inanç haline getirmeyen bir birey, eski çevresine döndüğünde savunmasız kalacaktır."
Arısan, madde bağımlılığı tedavisinde başarının, beynin eğitilmesi ve duyguların yönetilmesiyle mümkün olacağının altını çiziyor.




