İşgalci İsrail yönetimi, İran ile savaşı bitirmek için zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılmasını kırmızı çizgi olarak belirledi. ABD destekli bu sert talebe İran cephesi "aşırı istekler" diyerek tepki gösterirken, diplomatik yolların tıkanması gerilimi tırmandırıyor.
URANYUM STOKLARINA EL KOYMA PLANI
Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran'ın nükleer projesini tamamen durdurmak için zenginleştirilmiş uranyumun İran dışına çıkarılmasının şart olduğunu savundu. Holokost Anma Günü’nde konuşan Katz, bu maddenin İran’ın elinde bulunmasının nükleer silah üretim riskini her zaman masada tuttuğunu öne sürerek, ABD ile bu konuda tam mutabakata vardıklarını dile getirdi. Bu hamle, uluslararası kamuoyunda İran'ın egemenlik haklarına doğrudan bir müdahale ve dayatma olarak nitelendiriliyor.
NÜKLEER TESİSLERE YÖNELİK SALDIRI İTİRAFI
Katz, açıklamasında sadece şartlarını sunmakla kalmadı, geçtiğimiz yıl haziran ayında ve şubat sonunda başlayan saldırıların İran’ın nükleer altyapısını hedef aldığını da açıkça itiraf etti. Yapılan operasyonların İran’ın nükleer silah üretme yeteneğini yok ettiğini ileri süren Bakan, askeri harekatla elde edilen bu baskının, uranyumun tamamen teslim edilmesiyle kalıcı hale getirilmek istendiğini vurguladı.
PAKİSTAN'DAKİ DİPLOMATİK ÇIKMAZ
8 Nisan’daki geçici ateşkesin ardından Pakistan’da gerçekleştirilen kalıcı barış görüşmelerinin neden başarısız olduğu, Katz’ın bu açıklamalarıyla daha net bir şekilde ortaya çıktı. Yaklaşık 21 saat süren maraton görüşmelerde, Washington ve Tel Aviv’in sunduğu bu "uranyum teslimi" şartının Tahran tarafından reddedildiği belirtiliyor. İranlı yetkililer, masanın devrilmesine gerekçe olarak ABD ve müttefiklerinin uzlaşmadan uzak, saldırgan ve aşırı taleplerini gösteriyor.
BÖLGESEL SAVAŞ VE BELİRSİZ GELECEK
İşgalci İsrail'in bu tavizsiz tutumu, nisan başında sağlanan geçici ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşme ihtimalini zayıflatıyor. Nükleer güç dengesinin ötesinde bir egemenlik mücadelesine dönüşen bu süreçte, uranyum şartının barış için bir anahtar mı yoksa yeni bir saldırı dalgasının bahanesi mi olduğu tartışılıyor. Uluslararası aktörler, nükleer silahsızlanma kisvesi altında yürütülen bu stratejinin bölgedeki tansiyonu daha da artırmasından endişe duyuyor.




