Piyasada satılan şekerli, asitli ve gazlı içeceklerin halk sağlığı ve bireysel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dair geniş çaplı bir araştırma raporu yayımlandı. Yürütülen ve binlerce hastanın verilerinden derlenen klinik çalışmaların sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı. İçeriğinde yüksek miktarda fruktoz şurubu, yapay tatlandırıcı, renklendirici ve koruyucu asit barındıran bu ürünlerin, insan bedeninde geri döndürülemez fizyolojik hasarlara yol açtığı klinik bulgularla kanıtlandı. Hastanelerin endokrinoloji, kardiyoloji ve nefroloji servislerine başvuran hastaların geçmiş tüketim alışkanlıklarının incelendiği araştırmada, söz konusu sıvıların düzenli tüketiminin karaciğer yağlanması, kalp damar hastalıkları, insülin direnci ve böbrek fonksiyon bozuklukları üzerinde doğrudan etkili olduğu aktarıldı.
"PANKREASI ŞOKA SOKARAK DEVASA İNSÜLİN SALINIMINA NEDEN OLUYOR"
Araştırma kurulunda yer alan uzmanların hazırladığı raporda, tüketim sonrası vücuttaki ilk reaksiyonlara dair detaylı veriler paylaşıldı. Tüketimin hemen ardından başlayan sürecin fizyolojik boyutu hakkında, "Gazlı içecekler vücuda girdiği ilk on dakika içinde pankreası şoka sokarak devasa bir insülin salınımına neden oluyor. Bu durum sadece kan şekerini bozmakla kalmıyor, aynı zamanda karaciğerin bu fazla şekeri anında yağa dönüştürmesine yol açıyor." ifadelerine yer verildi.
"BU İÇECEKLER KELİMENİN TAM ANLAMIYLA ORGANLARI İÇTEN İÇE ÇÜRÜTÜYOR"
Raporda, asit ve yapay tatlandırıcıların sindirim sistemi üzerindeki uzun vadeli tahribatı da ayrıntılı olarak işlendi. Kimyasal sürecin mide, bağırsaklar ve diğer iç organlara olan kalıcı etkisine dair hazırlanan raporda tıp uzmanları, "Yapay asitler ise mide zarına yapışarak florayı tamamen yok ediyor. Bu içecekler kelimenin tam anlamıyla organları içten içe çürütüyor. Geri dönüşü olmayan bir yıkım başlatıyor." dedi.
"HASTALARIN BİRİKİMLERİNİ AYLAR İÇİNDE ERİTİYOR"
Gazlı içecek tüketimine bağlı gelişen ve kalıcı hale gelen kronik hastalıkların bireyler ve aileler üzerindeki ekonomik boyutları da sağlık ekonomistleri ve yetkililer tarafından detaylıca incelendi. İnceleme raporunda yüksek sağlık harcamalarının ulaştığı nokta, "Kronik hastalıkların tedavi süreci inanılmaz derecede maliyetlidir. Diyabet ilaçları, diyaliz seansları ve kalp ameliyatları hastaların birikimlerini aylar içinde eritiyor." sözleriyle aktarıldı.
"TEDAVİ MASRAFLARI AİLELERİ İFLASA SÜRÜKLÜYOR"
Maddi kayıpların hane halkı bütçelerinde yarattığı uzun vadeli etkilere ilişkin istatistikler ve vaka örnekleri de kamuoyu ile paylaşıldı. Hayat boyu sürecek hastalıklarla mücadele sürecinin ekonomik bilançosu raporun sonuç bölümünde, "Erken yaşta bu alışkanlığı edinen bireyler, kırklı yaşlarına geldiklerinde sağlıklarını kaybettikleri gibi tüm mal varlıklarını da hastane masraflarına harcıyorlar. Tedavi masrafları aileleri iflasa sürüklüyor. Bu sadece tıbbi değil, sosyoekonomik bir krizdir." şeklinde ifade edildi.





