Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kulisleri, 2023 yılında Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 38. Olağan Kurultay’ın iptali için açılan ve "mutlak butlan" davası olarak bilinen yargı sürecindeki yeni iddialarla çalkalanıyor.
DAHA ÖNCE REDDEDİLMİŞTİ, ŞİMDİ NE DEĞİŞTİ?
Aslında Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, 24 Ekim 2025 tarihinde bu davayı "husumet yokluğu" gerekçesiyle reddetmişti. Ancak kulislerde, istinaf sürecinde veya yeni deliller ışığında davanın seyrinin değiştiği ve bu kez yönetimin el çektirilmesine yönelik bir kararın çıkabileceği konuşuluyor.
KURULTAY DAVASINDA MUTLAK BUTLAN İDDİASI
CHP kulislerini hareketlendiren iddiaya göre, 2023 yılındaki kurultay sürecine ilişkin yargılamada kritik bir aşamaya gelindi. TGRT Haber Ankara Temsilcisi Fatih Atik, davanın Ramazan Bayramı sonrasında netleşeceğini belirterek, mahkemenin "mutlak butlan" kararı vereceğini öne sürdü. Bu karar, hukuki açıdan kurultayın ve orada alınan kararların geçersiz sayılması anlamına geliyor.
KILIÇDAROĞLU’NUN DÖNÜŞÜ VEYA GEÇİCİ HEYET
Söz konusu kararın çıkması durumunda partide yaşanacak senaryolar da netleşmeye başladı. Yapılan açıklamalara göre mahkeme kararıyla ya Kemal Kılıçdaroğlu doğrudan görevine iade edilecek ya da partiyi yeni bir kurultaya hazırlamak üzere bağımsız bir geçici heyet görevlendirilecek. Her iki durum da mevcut CHP yönetiminin tamamen değişmesi anlamına geliyor.
RAMAZAN BAYRAMI SONRASI İŞARET EDİLDİ
Davanın sonuçlanması ve kararın açıklanması için 2026 yılı Nisan ayının başındaki Ramazan Bayramı sonrasına işaret edildi. Siyasi çevrelerde büyük yankı uyandıran bu iddia, Özgür Özel liderliğindeki mevcut genel merkezin meşruiyetinin yargı yoluyla tartışmaya açılacağı şeklinde yorumlanırken, partinin iç dengelerinin bu karardan nasıl etkileneceği merak konusu oldu.
YENİ NESİL YÖNETİMİN GELECEĞİ BELİRSİZ
Eğer mutlak butlan kararı kesinleşirse, Özgür Özel’in genel başkanlık sıfatı ve Parti Meclisi’nin tüm yetkileri hukuken geçersiz kalacak. Mevcut yönetimin bu iddialara karşı nasıl bir hukuki strateji izleyeceği henüz bilinmezken, davanın sonucu sadece CHP içindeki liderlik yarışını değil, Türkiye’nin ana muhalefet yapısını da kökten değiştirebilecek bir potansiyel taşıyor.





