Hastane koridorlarında sabahlayanlar, acil servislerde dakikalarla yarışanlar, yoğun bakımda yaşam nöbeti tutanlar… Sağlık sisteminin en kritik parçalarından biri olan hemşireler, 12 Mayıs Hemşireler Günü’nde yalnızca kutlamalarla değil, yaşadıkları zorluklarla da gündemde. Türkiye’de yüz binlerce hemşire, artan iş yükü, uzun nöbetler ve sağlıkta şiddet olaylarına rağmen görevini sürdürmeye çalışıyor. Özellikle pandemi döneminde toplumun “sessiz kahramanları” olarak görülen hemşireler, aradan geçen yıllara rağmen birçok sorunun hâlâ çözülmediğini söylüyor.
BİR MESLEKTEN FAZLASI: HAYATA DOKUNAN ELLER
Hemşirelik yalnızca ilaç vermek ya da tedavi sürecini takip etmekten ibaret değil. Birçok hasta için hemşireler aynı zamanda moral veren, korkuyu azaltan ve en zor anlarda yanında duran ilk kişi oluyor. Yoğun bakım servislerinden ameliyathanelere, çocuk servislerinden yaşlı bakım ünitelerine kadar sağlık sisteminin her alanında kritik görev üstlenen hemşireler, kimi zaman bir hastanın son anına tanıklık ediyor, kimi zaman yeni doğan bir bebeğin ilk nefesine eşlik ediyor. Uzmanlar, modern sağlık sisteminin hemşireler olmadan ayakta kalmasının mümkün olmadığını vurguluyor.
PANDEMİDE ALKIŞLANDILAR, SONRA UNUTULDULAR
Koronavirüs pandemisi sırasında toplumun en çok konuştuğu meslek gruplarından biri hemşireler olmuştu. Günlerce evine gidemeyen, çocuklarını göremeyen, koruyucu ekipmanlarla saatlerce çalışan sağlık çalışanları “kahraman” ilan edilmişti. Ancak pandemi sonrasında birçok hemşire aynı sorunlarla baş başa kaldı. Düşük maaşlar, ağır çalışma temposu ve artan mobbing iddiaları sağlık çalışanlarının en büyük şikayetleri arasında yer alıyor. Sağlık sendikaları, özellikle hemşire başına düşen hasta sayısının kritik seviyelere ulaştığını belirtiyor. Uzun nöbetlerin hem çalışan sağlığını hem hasta güvenliğini tehdit ettiğine dikkat çekiliyor.
“ŞİDDET KORKUSUYLA GÖREV YAPIYORUZ”
Hemşirelerin en büyük sorunlarından biri ise sağlıkta şiddet. Acil servislerde ve yoğun bakım ünitelerinde yaşanan saldırılar, sağlık çalışanlarını her geçen gün daha fazla endişelendiriyor. Birçok hemşire görev başındayken hakaret, tehdit hatta fiziksel saldırıya uğradığını anlatıyor. Özellikle son yıllarda sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artması, meslek grubunda ciddi bir tükenmişlik duygusu oluşturmuş durumda. Sağlık çalışanları, “Can kurtarmaya çalışırken kendi can güvenliğimizden endişe ediyoruz” diyerek daha güçlü yasal düzenlemeler talep ediyor.
GENÇLER HEMŞİRELİKTEN UZAKLAŞIYOR
Sağlıkçılara göre ağır çalışma koşulları nedeniyle gençlerin hemşirelik mesleğine ilgisi de giderek azalıyor. Özellikle yurtdışına gitmek isteyen sağlık çalışanlarının sayısındaki artış dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri ve Körfez bölgesinden gelen yüksek maaş teklifleri nedeniyle birçok hemşire Türkiye’den ayrılmayı planlıyor. Bu durum ise sağlık sisteminde personel açığı riskini daha da büyütüyor. Sağlık yöneticileri, önümüzdeki yıllarda hemşire eksikliğinin sağlık sisteminin en büyük sorunlarından biri haline gelebileceği uyarısında bulunuyor.
FLORENCE NİGHTİNGALE’DEN BUGÜNE UZANAN MÜCADELE
12 Mayıs tarihi, modern hemşireliğin kurucusu kabul edilen Florence Nightingale’in doğum günü nedeniyle tüm dünyada “Hemşireler Günü” olarak kutlanıyor. Kırım Savaşı sırasında gece lambasıyla yaralı askerleri ziyaret ettiği için “Lambalı Kadın” olarak anılan Nightingale, hemşirelik mesleğinin sembol isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aradan geçen yüzlerce yıla rağmen hemşirelik hâlâ fedakârlık, sabır ve insan hayatına adanmışlıkla özdeşleşiyor.
HASTANELERİN GÖRÜNMEYEN GÜCÜ
Doktorlardan sonra hastalarla en fazla temas kuran sağlık çalışanı olan hemşireler, sağlık sisteminin görünmeyen omurgası olarak tanımlanıyor. Hastanelerde bir gün bile hemşire eksikliği yaşanmasının sistemi ciddi şekilde aksatabileceği belirtiliyor. 12 Mayıs Hemşireler Günü’nde yapılan kutlamalar kadar, sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlar da yeniden gündeme taşınıyor. Çünkü beyaz önlüklerin ardında, yalnızca bir meslek değil; büyük bir mücadele, ağır bir sorumluluk ve çoğu zaman görünmeyen bir emek yatıyor.
“HEMŞİRE OLMAYANLAR DA İSTİHDAM EDİLİYOR!”
Hemşireler Derneği Başkanı Azize Atlı Türkinform’dan Beyza Coşkun’a özel yaptığı açıklama da, hemşirelerin en çok zorlandığı konulara değindi. Atlı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bizim temel savımız şu; bizler arzu ettiğimiz ve halkımızın hak ettiği ve şu anda ihtiyaç duyduğu hemşirelik bakımını veremiyoruz. Önümüzde engeller var. Nitelikli olarak hemşirelik eğitimini sağlayamıyoruz. Çünkü hemşirelik okullarının sayısındaki hızlı artış nedeniyle kalabalık sınıflarda altyapısı olmadan, uygulama alanı olmadan hemşirelik eğitimi vermek zorundayız. Yıllardır mücadelesini sürdürüyoruz ama hemşirelik dışı öğretim üyesi alımına halen engel olamıyoruz. Çok yakın zamanda Şırnak Üniversitesi'nde de bir örneğini gördük. Veteriner, biyolog, kimyager, ebe, hemşire olmayan kişiler hemşirelik eğitiminde öğretim üyesi olarak istihdam ediliyor. Artık psikologlardan gıda mühendislerine kadar yelpaze genişlemeye başladı. Hemşireler mezun olduktan sonra da ciddi ağır çalışma koşullarında çalışmak zorunda kalıyorlar.”




