Artan yaşam maliyetleri karşısında tüketicilerin kredi kartına yönelmesi ekonomi gündemindeki yerini koruyor. Kredi kartı borçluluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, mevcut tabloda asıl sorunun kredi kartı limitleri değil, gelirlerin harcamaların gerisinde kalması olduğunu vurguladı. Alkin, faizlerin düşmesinin tek başına borç sorununu çözmeye yetmeyeceğini ifade etti.
SADECE FAİZ DEĞİL, KREDİBİLİTE DE KAYBEDİLİYOR
Kredi kartı borcunun yalnızca asgari tutarının ödenmesinin ya da ödemelerin aksatılmasının sadece faiz maliyeti oluşturmadığını vurgulayan Alkin, bunun kredi notu açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Bankaların kendi risk değerlendirme sistemlerine göre hareket ettiğini belirten Alkin, ödeme problemlerinin tekrarlanması halinde kart kullanımının sınırlandırılabileceğini ifade etti.
"İnsanlar sadece ödeyeceği faize odaklanmamalı. Kredibilite kaybı yaşandığında kredi kartını kullanamama riski de ortaya çıkıyor" diyen Alkin, bunun günlük yaşamı doğrudan etkileyebileceğini dile getirdi.
"KREDİ KARTIYLA GÜNÜ KURTARMAYA ÇALIŞIYORLAR"
Kredi kartlarının artık birçok kişi için ek gelir gibi kullanılmaya başladığını belirten Alkin, bunun temel nedeninin gelirlerin ihtiyaçları karşılamaya yetmemesi olduğunu söyledi.
İnsanların gelirlerinden daha fazla harcama yapmak zorunda kaldığını ifade eden Alkin, kredi kartlarının bu açığı kapatmak amacıyla kullanıldığını belirtti.
Ancak bu yöntemin sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Alkin, kredi kartı limitlerinin de tükenmesi halinde vatandaşların çok daha zor bir tabloyla karşılaşabileceğini söyledi.
"Bugün piyasada uygulanan ekonomik program nedeniyle dolaşımdaki para da sınırlı. İnsanların sağdan soldan borçlanarak hayatını sürdürme imkânı da eskisine göre daha zayıf. Bu nedenle birçok kişi adeta bir yaşam mücadelesi veriyor." ifadelerini kullandı.
"ASIL SORUN KREDİ KARTI LİMİTİ DEĞİL, GELİR YETERSİZLİĞİ"
Kredi kartı borçluluğunu artıran temel unsurun yüksek limitler olmadığını belirten Alkin, esas problemin gelirlerin fiyat artışlarının gerisinde kalması olduğunu söyledi.

"Fiyatlar ve ücretler kişinin gelirinden daha fazla yükseliyorsa insanlar bu farkı kredi kartıyla kapatmaya çalışıyor" diyen Alkin, vatandaşların kredi kartını lüks tüketim için değil, yaşamlarını sürdürebilmek amacıyla kullandığını ifade etti.
Alkin, "İnsanların kredi kartı limiti yüksek olduğu için sıkıştığını düşünmüyorum. Kartlarını yaşamak için kullanıyorlar. Meselenin özü bu." değerlendirmesinde bulundu.
FAİZLER DÜŞSE BİLE HIZLI BİR RAHATLAMA BEKLEMİYOR
Önümüzdeki dönemde kredi kartı borçluluğuna ilişkin beklentilerini de paylaşan Alkin, tüketicilerin artık kredi kartı kullanırken faiz oranına bakarak karar vermediğini söyledi.
"İster yüzde 5 olsun ister yüzde 55, insanlar kredi kartı limitini yaşamak için kullanıyor." diyen Alkin, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında şu an konuşulmakta olan ateşkesin ya da barış ihtimalının biraz daha artmasının merkez bankalarına politika faizini düşürme imkanı vereceğini söyledi. Bu gelişmenin de kredi kartı faizlerine yansıyabileceğini belirtti.
Buna rağmen faizlerin hâlâ yüksek seviyelerde bulunduğunu hatırlatan Alkin, 2003-2013 dönemindeki düşük enflasyon ve düşük faiz ortamından uzak olunduğunu ifade ederek kısa vadede kredi kartı borçlularını rahatlatacak büyük bir iyileşme beklemediğini söyledi.





