12. Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen süresiz nafakanın kaldırılması ve boşanma davalarına süre sınırı getirilmesi tartışmaları devam ederken, Avukat Osman Yıldız konuya ilişkin Türkinform muhabiri Sümeyye Aksu’ya açıklamalarda bulundu.

Yıldız, nafaka sisteminin tamamen standart bir yapıya oturtulmasının adalet duygusunu zedeleyebileceğini belirterek, her vakanın kendi koşulları içinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

NAFAKADA TEK TİP MODEL TARTIŞMASI

Nafaka düzenlemelerinde “tek tip model” yaklaşımının doğru olmayacağını söyleyen Yıldız, evlilik süresi, tarafların yaş durumu, eğitim seviyesi, gelir durumu ve çocuk sayısı gibi birçok kriterin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle 20 yıl gibi uzun süren evliliklerle 2–3 yıl gibi kısa süreli evliliklerin aynı nafaka süresine tabi tutulmasının hakkaniyetli sonuçlar doğurmayacağını belirten Yıldız, “Süreli nafaka sistemi mutlaka olmalı ancak bu süre her olayda farklı belirlenmelidir” dedi.

Nihayet: Muhsin Yazıcıoğlu davasında sona doğru
Nihayet: Muhsin Yazıcıoğlu davasında sona doğru
İçeriği Görüntüle

“HÂKİME GENİŞ TAKDİR YETKİSİ TANINMALI”

Yaşlılık, kronik hastalık, engellilik ya da çalışma hayatına katılımı engelleyen özel durumlar olduğunda ise istisnai bir yaklaşım gerektiğini ifade eden Yıldız, bu gibi durumlarda hâkime geniş takdir yetkisi tanınmasının önemine dikkat çekti. Bu kapsamda bazı durumlarda süresiz nafakanın devam edebilmesinin sosyal adalet açısından zorunlu olabileceğini dile getirdi.

“KADINLARIN MAĞDURİYETİNE KARŞI HUKUKİ GÜVENCE GÜÇLENDİRİLMELİ”

Boşanma sonrası ekonomik dengeye de değinen Yıldız, edinilmiş malların paylaşımı konusunda sürecin daha hızlı ve etkin işlemesi gerektiğini belirtti. Evlilik boyunca ortak yaşamın getirdiği emek ve katkının ekonomik olarak karşılığının korunmasının önemine işaret eden Yıldız, özellikle kadınların mağdur edilmemesi için hukuki güvencelerin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“BOŞANMA SONRASI SOSYAL DEVLET DESTEĞİ GÜÇLENDİRİLMELİ”

Sosyal devlet ilkesinin boşanma sonrası süreçlerde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade eden Yıldız, nafaka süresi sona eren veya ekonomik zorluk yaşayan bireyler için destek mekanizmalarının oluşturulabileceğini belirtti. Bu kapsamda meslek edindirme kursları, iş garantili eğitim programları ve istihdamda destekleyici politikaların devreye alınmasının önemine değinen Yıldız, “Amaç yalnızca hukuki bir düzenleme yapmak değil, aynı zamanda boşanma sonrası ekonomik çöküşü engellemektir” dedi.

“GEÇİCİ DESTEKLER BOŞANMA SONRASI GÜVENCE SAĞLAR”

Ayrıca geçici sosyal destek modellerinin de gündeme gelebileceğini ifade eden Yıldız, kira yardımı, kamu konutlarında öncelik tanınması veya belirli süreli yaşam desteklerinin, boşanma sonrası geçiş sürecini daha sağlıklı hale getirebileceğini söyledi. Bu tür uygulamaların, özellikle geliri olmayan ya da düşük gelirli bireyler için önemli bir güvence oluşturabileceğini belirtti.

“PROFESYONEL ARABULUCULUK İLE ÇATIŞMALAR AZALTILMALI”

Boşanma süreçlerinin daha az yıpratıcı hale getirilmesi gerektiğini de vurgulayan Yıldız, tarafların mahkeme aşamasına gelmeden önce profesyonel arabuluculuk mekanizmalarına yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu yaklaşımın hem dava yükünü azaltacağını hem de taraflar arasındaki çatışmayı minimize edeceğini söyledi. Yıldız, “Boşanma bir savaş olmak zorunda değil. Doğru yönetildiğinde tarafların hayatını yeniden kurabileceği bir geçiş süreci olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Sümeyye Aksu