Kutlu Parti Aile ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nazan Öçalır, konuya ilişkin değerlendirme yaparak şu sözleri kaydetti: "Son yıllarda gençlerin evlilikten giderek uzaklaşması, evlilik yaşının kızlarda ve erkeklerde artması, evlilik sürelerinin kısalması ve boşanmaların artması karşısında toplumsal yapının temelinden sarsıldığını ve ailelerin hızla dağıldığını gözlemliyoruz.

Yapılan istatistikler kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, şehit aileleri ve gaziler derken eşinden boşanmış ve çocuğuna bakmak zorunda olan kadınların da toplumun dezavantajlı grupları içerisine girdiğini göstermekte."

-Boşanmış kadınların sorunlarıyla ilgili çalışmalar yaptığınızı öğrendik. Öncelikle istatistiklerden yola çıkarak mevcut durum hakkında genel bir bilgi verir misiniz?

Öncelikle Kutlu Parti olarak aile birliğinin korunmasından yana olduğumuzun bilinmesini isterim. Ancak alınan tüm tedbirlere rağmen bu birlik korunamıyorsa eşinden ayrılan ve çocuğunun velayetini alan kadının yanında olmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz.

Türkiye İstatistik Kurumu TUİK 2025 yılı verilerine göre; ülkemizde boşanmış birey sayısı 3.5 milyonu aşmış durumda... Boşanan bireylerin yüzde 5.7’sini kadınlar oluşturuyor. Ne yazık ki en çok boşanma evliliğin ilk beş yılında gerçekleşiyor ve bu arada en az bir çocuk da dünyaya gelmiş oluyor. Evliliğinin ilk beş yılında boşananların sayısı yüzde 34 ki bu oran azımsanmayacak düzeyde... Elbette boşanmaların birden çok sebebi var. Bunları daha sonra ele alacağımızı düşünerek çocukların velayetinin yüzde 76’sının anneye verildiğini söylemek durumundayım."

Images (20)-17

YAYGIN NEDENLER NEDİR?

-Hazır yeri gelmişken soralım, evlilikler hangi sebeplere dayanarak son buluyor?

Yapılan sosyolojik araştırmalar evliliklerin en çok da şiddetli geçimsizlik nedeniyle son bulduğunu ortaya koyuyor. Şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelden sarsılması, eşler arasındaki iletişim eksikliği, sadakatsizliğe dayanan güven sorunları, fiziksel ve duygusal şiddet, ekonomik sorunlar ve mali anlaşmazlıklar, ilgisizlik, sevgisizlik, ailelerin yeni evli çiftin hayatına müdahale edip onları yönetmeye kalkması, kültürel ve yöresel yetişme farklılıkları, eşlerin ev içi sorumluluklarını yeterince paylaşmamaları, alkol, kumar ya da madde bağımlılığı gibi kötü bir alışkanlığın varlığı, cinsel uyumsuzluklar, erken yaşta evlenenler arasında olgunlaşma eksikliğinden kaynaklanan geçimsizlik başlıca faktörler arasında sayılabilir.

VELAYET GENELDE KİME VERİLİR?

Ülkemiz kanunlarında 0-7 yaşındaki çocuklar boşanma sırasında aksi bir durum söz konusu olmadığı sürece annesine verilir. Hakim çoğu zaman çocuğa bir de nafaka bağlar. Yedi yaşından büyük çocukların velayeti ise eşlerin anlaşmasına, eşlerin bakım güçlerine göre ya da çocuğun talebine göre hakim tarafından “çocuğun üstün yararı gözetilerek” ya anneye ya da babaya verilir. Ülkemizde boşanan kadınların yüzde 76’sı çocuğu yanına alıyor.

Yaz tatilinde teknoloji öğrenmeye var mısın? Bakanlık duyurdu: DENE YAP başlıyor!
Yaz tatilinde teknoloji öğrenmeye var mısın? Bakanlık duyurdu: DENE YAP başlıyor!
İçeriği Görüntüle

- Peki neden boşanan kadının dezavantajlı olduğunu düşünüyorsunuz?

Kadın evlilik birliği içinde çalışmıyorsa bile evini ayırdıktan sonra çalışmak, geçimini sağlamak durumundadır. Bu durum kadına evin tüm masraflarını tek başına karşılama yükünü getirir. Öte yandan aklını işine verebilmesi için bakıma ve sevgiye ihtiyacı olan çocuğunu güvenilir insanlara emanet etmek durumundadır. Ülkemizde bu güvenilir kişiler genelde aile bireyleri oluyor. Eğer onlar destek vermezse yuva, kreş gibi gündüz bakımevleri devreye girer ki bu da anneye ek bir maliyet yükler. Bunlar da olmazsa evde ücretli bir bakıcının bulunması gerekir ki bunun da maliyeti vardır. Sonuçta; asgari ücret ya da onun biraz üstü maaş alan bir kadın için bu masrafları karşılamak çok güçtür. Babanın çocuğa yardımı ise genelde hakimin verdiği nafakanın üstüne çıkmamaktadır. Haliyle çocuklu dul bir hanımın bir desteğe ihtiyacı vardır. Düşünün ki çocuk eğer bebek ise bez, mama, süt parası derken giderler bir kat daha artar. Boşanmış kadın bu kadar gideri nasıl karşılayacak? Hep birlikte bir düşünelim. Boşanmasın da şiddet görmeye devam etsin de diyemeyiz. O halde sorunları çözmek zorundayız.

- Sorun sadece ekonomik mi?

Elbette sorun sadece ekonomik değil. Bunun yanı sıra kadın çocuğuna göstermesi gereken anne ilgisini ve sevgisini de sınırlı zamanlarda vermek durumunda kalıyor. Bu durum da kadını ikilemde bırakıyor. Bir yandan hayata tutunma çabası diğer yandan iyi anne olma isteği... Sonuçta hem anne hem de çocuk mutsuz oluyor.

-Peki sizin öneriniz nedir?

Kutlu Parti olarak biz mutlu annelerin geleceğin mutlu gençlerini yetiştireceğini düşünerek boşanmış kadınların ve çocukların her anlamda devlet tarafından desteklenmesinden yanayız.

Hükümetimiz ve belediyelerimiz sınırlı sayıda insana ulaşsa da bez, mama, süt gibi temel ihtiyaçları karşılama konusunda büyük çabalar gösteriyor. Ulaşım kartları vererek bir yerden bir yere gitmelerini sağlayabiliyor. Ancak bu görev hükümet ve belediyelere bırakılmayacak kadar önemlidir. Sürekli olmayan ve herkese eşit olarak verilemeyen hizmetler sorunları kökünden çözmeye yetmiyor.

Boşanmış kadınlar için devlet kadrolarında pozitif ayrımcılık yapılarak bazı iş kollarında kadınların çalışmalarına öncelik verilebilir. Boşanmış kadınların çocuklarına ücretsiz kreş imkanı sağlanabilir.

Birçok Avrupa ülkesinde devlet çocuğu olan anneye belli bir yaşa kadar “çocuk yardımı” adı altında maaş bağlıyor. Biz de yukarıda saydığım ihtiyaçları dikkate alarak çocuğu ve anneyi destekleyebiliriz.

Muhabir: Hazal Ergen