Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkıp Milli Mücadelemizi başlatmasının üzerinden tam tamına 107 yıl geçti.

ESERİN YAZILIŞ AMACI VE TASARI
-Nazan Hanım Milli Mücadelemizin isimsiz kahramanlarından Arifzade Şahap Azmi Öçalır adını taşıyan hatıratı biyografik bir roman şeklinde kaleme almışsınız. Bu kitabın içeriğini bizimle paylaşır mısınız?
"Öncelikle böylesi bir anlamlı dönemde kitabımı sayfalarınıza taşıdığınız için teşekkür ederim. Biz Adanalı bir aileyiz. Dedem Arifzade Şahap Azmi, Birinci Dünya Savaşı’na katıldığımız 1914 yılında Padişah V. Reşad’ın seferberlik çağrısıyla askere alınmış, Filistin-Gazze Cephesinde savaşmış, Mersin Limanı’nın korunmasında görev almış sonrasında da Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasıyla silah bırakmış bir yedek subaydır. Tarihin bizzat içinde yaşamış ve aldığı notları bir hatırata çevirmiş dönemin okumuş ve aydın iki yabancı dili anadili gibi konuşan bir gencidir."
"Osmanlı Devletinin yenik sayılmasını onuruna yedirememiş Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında yerini alarak Adana’nın Kurtuluşu için cephe gerisinde Türk Ordusuna un ve bulgur yetiştirmek için üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Bu kitap Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 100. yıl dönümünde Türk Gençlerine armağan olarak yayınlandı."
-Kitabınızdaki dönüm noktalarını sıralamak isterseniz neler söylerdiniz?
"Elbette öncelikle Seferberlik ve Cihad ilan edilmesi, liseyi henüz bitirmiş bir gencin bile askere davet edilmesi, İstanbul’dan kilometrelerce uzakta olan vatan toprağı Gazze’de yaşanılan olaylar, demiryollarının yetersizliği, askerin aç kalması, Mondros Mütarekesi, Milli bir hareketin başlaması, halkın kenetlenmesi, cephe savaşından topyekün savaşa yönelme ve başarı sağlanarak yeni bir devletin kurulması.
Burada Osmanlı Devletinin yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulması tarihte bir Türk devleti yıkılırsa küllerinden yeniden bir Türk Devleti kurulur gerçeğini doğruluyor. Bu halk için bir geçiş dönemidir. Değişim ve dönüşümdür. Çağa uyum sağlamaktır. İmparatorluğun yıkılıp ulus devletlere bölünmesidir.
Öte yandan Mondros Mütarekesi sonrası Osmanlı Ordusunun geri çekilmesi tarihte pek de işlenmemiş bir konudur. Geri çekilen ordunun terhis edilene kadar içinde bulunanlardan biri de dedem Arifzade Şahap Azmi’dir. Tanıklığı önemlidir. Onun gözünden geçmişin fotoğrafını çekmek benim için de heyecan verici oldu."
HATIRATIN DÖNÜŞTÜRÜLME AŞAMASI
-Hatıratı neden biyografik romana çevirdiniz de olduğu gibi yayınlamadınız?
"Çok güzel ve yerinde bir soru. Aslında ben hatıratı tarihteki yerine oturttum. Yer ve zaman bilgisiyle destekledim. Aile hikayemizle besledim. Böylelikle bir bütün oluşturdu.
-İkinci baskı hazırlıkları içinde olduğunuzu biliyorum. Burada kitabın içine neleri eklediniz diye merak ediyorum doğrusu.
Geliştirilmiş ikinci baskısının hazırlık çalışmalarını tamamladım. Uzun süre Osmanlı arşiv çalışmaları ve Gazete taramaları yaptım. Birçok makale ve araştırmanın içinde ailemizi bulmaya çalıştım. Kaynakları ise özellikle kitabıma ekledim.
Tarihi, bir hikaye olmaktan çıkaran aslında araştırma, soruşturma, inceleme ve yerinde tespit etmektir. Tabii ki de o günlerden günümüze ne kalmış ise.
Bölgenin tanınmış aristokrat bir ailesi olarak birçok haberimiz zaten gazetelere yansımıştı. Bunları araştırıp ortaya çıkarmak bir bilmeceyi çözer gibi heyecan vericiydi. Aile hikayemizi derlemek de hiç tanımadığım kuzenlerimle kucaklaşmama sebep oldu. Bunun mutluluğunu da tarif edemem. Kaybolan aile bağlarımızı yeniden kurmak soy ağacımızı ete kemiğe büründürmek müthiş bir duyguydu. Yaşamadığımız yılların özlemiyle fotoğraf albümlerini ortaya dökmek, bilgilerimizi tazelemek harika bir şeydi. Bilmem her insan bundan zevk alıyor mu? Ama beni köklerime daha çok bağladı.
Geliştirilmiş ikinci baskıda bol bol yeni keşiflerimle karşılaşacaksınız. Biraz da sürpriz diyelim mi? Mesela “Cumhuriyet Sonrasında Ne Oldu” sorusunun cevabı gibi."
-Peki o zaman bu sorunun cevabını da geliştirilmiş ikinci baskınızda okuyalım. Gerçekten dinlerken bile heyecanlandım. Sizin son bir mesajınız var mı?
"Elbette var. Tarihten ders almak ve aynı hataları tekrarlamamak bizim en önemli görevimiz olmalı. Bu arada bu güzel sohbeti dedemin bize ve Türk Gençlerine emanet ettiği sözleri ile tamamlamak isterim.
“Kendi evlatlarımıza ve Türk gençlerine tavsiyelerimiz, Kurtuluş Savaşları gibi olaylar zuhurunda, memleketin halas ve selameti için yapılan teklifler arasından, yapabileceğin kadarını reddetmeyerek, mevcudiyetin pahasına da olsa başarmaya çalışmanızdır. Türk büyükleri ve Türk'ün çok büyük Allah’ı, Türk çocuklarından ancak böyle hizmetler bekler.”




