ABD'li yetkililere dayandırılan habere göre, Washington, İsrail'in diplomatik süreçlerin en kritik aşamasında üst düzey İranlı yetkilileri hedef almasından endişe duydu. Planın deşifre olması üzerine devreye giren ABD yönetimi, hem İsrail'e baskı yaparak planın durdurulmasını sağladı hem de İran tarafına güvence verilmesi için bölge ülkelerini arabulucu olarak kullandı.

Vatikan'dan 6 din adamına aforoz
Vatikan'dan 6 din adamına aforoz
İçeriği Görüntüle

"SUİKAST, MÜZAKERELERİ TAMAMEN BİTİREBİLİRDİ"

New York Times gazetesinin haberine göre, İsrail'in suikast girişimi, ABD ile İran arasındaki hassas ateşkes görüşmelerini bir anda çıkmaza sokma potansiyeli taşıyordu. ABD'li yetkililer, Erakçi ve Kalibaf gibi İran devlet mekanizmasının kilit isimlerinin hedef alınmasının, sadece müzakere masasını değil, bölgesel istikrarı da telafisi imkansız bir şekilde zedeleyeceğinden endişe ettiklerini belirttiler.

A B D İran1

WASHINGTON'DAN TEL AVİV'E: "GERİ ADIM ATIN"

İddiaya göre Washington yönetimi, suikast hazırlığından haberdar olur olmaz İsrail tarafıyla irtibata geçerek operasyonun durdurulması yönünde ciddi bir baskı oluşturdu. ABD'nin bu müdahalesi, müttefiki olan İsrail'in bölgesel hedefleriyle, kendi diplomatik öncelikleri arasındaki derin ayrılığı bir kez daha gözler önüne serdi. Washington'ın ayrıca bölge ülkeleri üzerinden Tahran'a dolaylı yoldan güvence sağladığı da öne sürüldü.

TAHRAN'DAN ABD'YE "GÜVENCE" TALEBİ

Sürecin Tahran ayağında ise büyük bir güvensizlik hakim. Habere göre İran tarafı, İsrail'in niyetini öğrendikten sonra ABD'li yetkililerden doğrudan ve dolaylı kanallar üzerinden kendi liderlerinin güvenliğine ilişkin somut güvenceler talep etti. Buna rağmen, Doha'da gerçekleşen ve "verimli" olarak nitelendirilen müzakerelerin, bu gergin atmosferin gölgesinde nasıl bir sonuç vereceği büyük bir merak konusu.

DİPLOMASİ Mİ, SAHA OPERASYONLARI MI?

İddialar, İsrail'in bölgesel stratejisinde diplomasiye duyulan inancın azaldığını ve hedef odaklı suikastların "birincil araç" haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlar, İsrail'in müzakere süreçlerini kendi askeri hedefleriyle eş zamanlı olarak yürütme çabasının, bölgesel bir savaş riskini her an tırmandırabilecek bir "kontrollü kaos" yarattığı konusunda hemfikir.

Kaynak: AA