66 YILLIK RADYOAKTİF LEKEYE İLK MÜDAHALE
Fransa’nın 13 Şubat 1960’ta Sahra Çölü’nde başlattığı ve Hiroşima’ya atılan bombadan 5 kat daha güçlü olan "Gerboise Bleue" (Mavi Çölsıçanı) denemesinin yıl dönümünde, Cezayir yönetimi tarihi bir operasyon başlattı. Tamanrasset vilayetinde bulunan "Taurirt Tan Afella–In Ekker" sahasında yürütülen çalışmalar, bölgedeki nükleer atıkların temizlenmesi için başlatılan ilk kapsamlı ve "ulusal" girişim olma özelliğini taşıyor.
CEZAYİRLİ UZMANLAR SAHADA: "ZORLUKLARIN KALBİNDEKİLER"
Cezayir Savunma Bakanlığı, bu kritik süreci yayımladığı bir belgeselle dünyaya duyurdu. Fransız arşivlerinin ve haritalarının eksikliğine rağmen, Cezayirli nükleer fizikçiler ve uzmanlar, Sezyum-137 ve plütonyum gibi kalıcı radyoaktif maddelerin izini sürüyor. Operasyon kapsamında kurulan "kısmi dekontaminasyon kampı", nükleer atıkların özel tasarlanmış beton konteynerlerde güvenli bir şekilde depolanmasını sağlıyor.
FRANSA'NIN "KARA LEKESİ" VE KAYIP HARİTALAR
Cezayir makamları, 1960-1966 yılları arasında gerçekleştirilen en az 17 nükleer denemenin çevresel etkilerini ortadan kaldırmaya çalışırken, Fransa'nın teknik arşivleri ve topografik haritaları teslim etmemesi en büyük engel olarak duruyor. Cezayir Meclisi'nin Aralık 2025'te sömürgeciliği suç kapsamına alan yasayı onaylamasıyla birlikte, bu nükleer atıklar artık resmen "insanlığa karşı işlenmiş suç" olarak tanımlanıyor.
TAZMİNAT VE ADALET BEKLEYİŞİ SÜRÜYOR
Cezayir, temizlik çalışmalarını kendi öz kaynaklarıyla yürütürken bir yandan da Fransa’dan hem çevresel yıkım hem de radyasyona maruz kalan mağdurlar için tazminat talep etmeye devam ediyor. Bölgede hâlâ yüksek seyreden kanser vakaları ve ekosistemdeki tahribat, bu "nükleer suçun" etkilerinin sadece geçmişte kalmadığını, bugünü ve geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor.




