Çin ekonomisinin yılın ilk aylarında yüksek teknoloji yatırımları ve ihracat desteğiyle dayanıklılık gösterdiğini belirten Dünya Bankası, ikinci çeyrekte zayıflayan iç talebin politika destekleriyle dengelenmeye çalışıldığını ifade etti. Raporda, gayrimenkul sektöründeki sıkıntıların ve temkinli tüketici davranışlarının etkisiyle büyümenin 2027 yılında yüzde 4,3 seviyesine çekileceği öngörülüyor.
İÇ TALEP ZAYIFLIĞI VE GAYRİMENKUL SEKTÖRÜNDEKİ BASKI
Çin ekonomisi, yılın başında güçlü teknoloji yatırımları ve ihracat verileriyle dirençli bir görüntü çizse de iç talepteki yavaşlama büyüme tahminlerini aşağı çekiyor. Gayrimenkul sektörünün konut talebindeki düşüşe uyum sağlama çabaları, tüketicilerin temkinli yaklaşımıyla birleşerek büyüme üzerinde baskı oluşturuyor. Dünya Bankası raporunda, bu sektördeki gerilemenin derinleşmesi durumunda hem tüketici harcamalarının hem de bağlantılı sektörlerdeki yatırımların olumsuz etkilenebileceği konusunda uyarı yapılıyor.
KÜRESEL ENERJİ VE EKONOMİK GÖRÜNÜM RİSKLERİ
Ekonomik görünüme yönelik risklerin genel olarak dengeli olduğu ifade edilen raporda, küresel enerji arzındaki belirsizliklerin azaldığı ve petrol fiyatlarının gerilediği belirtiliyor. Ancak petrol fiyatlarındaki yeniden dalgalanma riskinin hala sürdüğü kaydediliyor. Dünya Bankası, mevcut tahminlerin iyileşme potansiyeline de dikkat çekerek, mali teşviklerin artması veya yapay zeka odaklı yatırımların beklenenden daha güçlü gerçekleşmesi durumunda büyüme oranlarının tahminlerin üzerine çıkabileceğini belirtiyor.
EKONOMİNİN YENİDEN DENGELENMESİ VE 2027 ÖNGÖRÜSÜ
Çin ekonomisinin tüketime dayalı bir yapıya geçişi, Dünya Bankası'na göre kademeli bir süreç izliyor. Bu yapısal dönüşümün hızı ve iç piyasadaki dinamikler göz önüne alındığında, 2027 yılı için büyüme beklentisi yüzde 4,3 seviyesinde belirlenmiş durumda. Ülkenin büyüme hedefleri, hem içsel uyum süreçleri hem de dış piyasalardaki enerji ve yatırım iklimiyle şekillenmeye devam edecek.
POLİTİKA DESTEKLERİNİN BÜYÜME ÜZERİNDEKİ ROLÜ
Raporda, Çin hükümetinin uyguladığı politika desteklerinin, ikinci çeyrekte zayıflayan iç talebi dengelemede kritik bir tampon görevi gördüğü vurgulanıyor. Özellikle yüksek teknoloji sektörüne yöneltilen teşvikler ve küresel enerji arzındaki aksaklıklara karşı oluşturulan önlemler, ekonominin daha ciddi bir yavaşlamadan korunmasına yardımcı oluyor. Gelecek dönemde ise sürdürülebilir büyüme için bu politika araçlarının tüketime dayalı ekonomiyi ne kadar destekleyebileceği önemini koruyor.





