Çin ve Hindistan arasındaki rekabet, yalnızca ekonomi alanıyla sınırlı kalmıyor; askeri gerilimler de iki ülke ilişkilerini şekillendiriyor. Haziran 2020’de Galwan Vadisi’nde yaşanan çatışma, onlarca yılın en kanlı sınır olayı olarak kayıtlara geçti. Olayda 20 Hint askeri hayatını kaybederken, Çin tarafındaki kayıplar açıklanmadı. Bu gerginlik, 2020 Mayıs’ında Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) Ladakh bölgesinde yaptığı askeri yığınakla başlamıştı.
SINIRDA SÜREN ASKERİ GERİLİM
İki ülke arasındaki tansiyon, 9 Aralık 2022’de Arunachal Pradesh’in Tawang bölgesinde yeniden yükseldi. Yaklaşık 300 Çin askeri statükoyu değiştirme girişiminde bulununca taraflar arasında yakın temaslı çatışma yaşandı ve her iki tarafta da hafif yaralanmalar meydana geldi. Son yıllarda bu tür karşılaşmaların sayısında artış gözleniyor.
2021’e gelindiğinde Hindistan, sınır bölgesine 50 bin asker ve güçlü bir hava kuvveti konuşlandırırken, Çin’in de 50–60 bin askerini bölgeye sevk ettiği bildirildi. İki ülkenin rekabeti, Hint Okyanusu’na da taşmış durumda. Hindistan, Çin’e ait araştırma gemilerini askeri istihbarat toplamakla suçluyor ve bu gemilerin faaliyetleri nedeniyle bazı füze testlerini ertelemek zorunda kaldığını açıklıyor.
HİNT OKYANUSU’NDA STRATEJİK MÜCADELE
Hindistan, ticaretinin yüzde 95’i ve petrol ithalatının yüzde 80’i Hint Okyanusu üzerinden geçtiği için bu bölgedeki Çin etkisinden endişe ediyor. Pekin’in ticari liman ağını genişletmesi ve donanma varlığını artırması, Yeni Delhi’de “inci dizisi” stratejisiyle çevrelendiği yönünde kaygılara yol açıyor. Hindistan, Çin savaş gemilerini yakından izlemek için “Göreve Dayalı Konuşlanma” stratejisini devreye aldı.
EKONOMİDE KESKİN REKABET
İki ülke, imalat sanayi, altyapı, teknoloji ve Küresel Güney liderliği gibi alanlarda da karşı karşıya. Çin, küresel üretimin yüzde 30’unu gerçekleştirirken, Hindistan’ın payı yüzde 3 seviyesinde. Çin’in Temmuz 2025’te Hindistan’daki Foxconn iPhone fabrikasından 300’den fazla mühendisi geri çağırması, rekabetin sertleştiğinin göstergesi oldu. Buna karşılık Hindistan, Tayvan, ABD, Güney Kore ve Japonya ile iş gücü ve teknoloji alanında iş birliğini güçlendiriyor.
Hizmet sektöründe ise Hindistan, özellikle bilişim teknolojileri ve hukuk hizmetleri alanında küresel ölçekte öne çıkıyor. Çok sayıda uluslararası şirket, operasyonlarını Hint profesyonellere emanet ediyor.
TEKNOLOJİ VE TEDARİK ZİNCİRİ CEPHESİ
2021–2022 döneminde iki ülke arasındaki ticaret 114,2 milyar dolara ulaştı. Çin, Hindistan’ın ithalatının yüzde 30’unu karşılıyor. Ancak artan iş gücü maliyetleri, çevresel kısıtlamalar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle küresel üreticiler tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye yöneliyor. Hindistan, sanayi politikaları ve Quad (ABD, Japonya, Hindistan, Avustralya) girişimiyle öne çıkan alternatif üretim merkezi konumunu güçlendirmeye çalışıyor.
FARKLI ASYA VİZYONLARI
Stratejik düzeyde Hindistan, çok kutuplu bir düzen hedeflerken; Çin, Pekin’in merkezde olduğu tek kutuplu bir Asya vizyonu savunuyor. Hindistan’ın dış politika anlayışı, artık “stratejik özerklik” olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşım, egemenlik ve kendi kararlarını alma özgürlüğünü önceleyerek, farklı ülkelerle konu bazlı iş birlikleri kurmayı öngörüyor.
RUSYA İLE İLİŞKİLER ABD İLE ENGEL OLUYOR
Hindistan’ın Rusya ile olan enerji ve savunma iş birliği, ABD ile tam uyumun önündeki en büyük engellerden biri. Moskova, Hindistan’ın ham petrol ithalatında yüzde 36 paya sahip. 2022’de Ukrayna savaşı sonrası artan enerji ticareti, Washington’da rahatsızlık yarattı. Temmuz 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın bu alımları kamuoyu önünde eleştirmesi, ilişkilerde tansiyonu yükseltti.
ABD İLE İLİŞKİLERDE SINIRLI UYUM
Hindistan, ABD-Çin rekabetinde taraf olmaktan kaçınıyor. Yeni Delhi’nin uzun vadeli hedefi, çok kutuplu dünyada bağımsız bir güç merkezi olmak. ABD ile iş birliği, Çin’in Hint Okyanusu’ndaki faaliyetlerini dengelemek veya tedarik zincirlerini çeşitlendirmek gibi alanlarda ilerlese de Hindistan’ın tamamen Washington’ın etki alanına girmesi beklenmiyor.




