Yunnan Endemik Hastalık Kontrol ve Önleme Enstitüsü'nde dört yıl süren araştırmada, 10 farklı yarasa türüne ait 142 örnek incelendi. Genetik dizileme sonucu 20'si daha önce tanımlanmamış olmak üzere toplam 22 virüs tespit edildi. Özellikle yeni keşfedilen iki henipavirüs, insanlar için yüksek risk taşıyan Nipah ve Hendra virüsleriyle benzerlik gösteriyor.
İlaç Ya Da Aşı Yok
Şu anda bu yeni virüslere karşı geliştirilmiş bir ilaç ya da aşı bulunmuyor. Bilim insanları, virüslerin özellikle meyve bahçelerine yakın bölgelerde yaşayan meyve yarasalarında tespit edildiğini ve idrar yoluyla çevreye yayılabildiğini belirtiyor. Kontamine olmuş meyve ya da su yoluyla insanlara bulaşma riski taşıdığı ifade ediliyor.
Enfeksiyon uzmanından açıklama: “Endişeleri artırmaya gerek yok”
Habertürk’e konuşan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Süda Tekin, “Bu iki yeni virüs şu an ciddi yayılım göstermemektedir. Yerel bulaş riski var ancak endişeleri artırmanın şu an için anlamı yok” dedi. Tekin ayrıca, bu virüslerin doğrudan temas ya da yarasa dışkısı ve tükürüğüyle kirlenen gıdalar üzerinden insana geçebildiğini hatırlattı.
İklim Krizi Etkili Olabilir
Prof. Dr. Tekin, iklim değişikliğinin de bu tür zoonotik hastalıkların yayılmasında rol oynadığını belirterek, “Küresel ısınma ve çevresel değişiklikler sonucunda hayvandan insana geçen hastalıklar daha sık görülebilir. Bu virüsler mutasyonla insanlara geçme potansiyeli kazanabiliyor” şeklinde konuştu.
Pandemi Riski Düşük Ama Hazırlık Şart
Yeni virüslerin daha çok temas yoluyla bulaştığına dikkat çeken Tekin, bu nedenle COVID-19 gibi solunumla bulaşan pandemilere dönüşme riskinin düşük olduğunu ifade etti. Ancak yine de olası salgınlara karşı tüm ülkelerin kendi korunma ve kontrol planlarını oluşturması gerektiğini vurguladı.
DSÖ Verileri Yakından İzliyor
Dünya Sağlık Örgütü’nün olası küresel tehditlere karşı dünya genelinden veri topladığını belirten Tekin, “Salgınlara kısmen hazırlıklıyız ancak solunum yoluyla bulaşan virüslerin kontrolü her zaman daha zordur. Aşıyla korunulabilir hastalıklara karşı bağışıklamanın önemi de unutulmamalıdır” dedi.





