İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’teki grup toplantısına katıldı. Burada gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Dervişoğlu, Nevruz kutlamalarındaki terör propagandalarına tepki göstererek“Bir grup etnik saplantılı şımarık, Türkiye’nin dört bir yanında gövde gösterisi yapıyor. Eli kanlı katili övüyor, cümle aralarında da Türkiye’yi ve Türk milletini tehdit ediyorlar” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ DARBEYLE Mİ TEHDİT EDİYORSUN?”

Dervişoğlu, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:

“Bursa’yı Amed’e çeviririz diyor, provakatif aymaza bak! Bu vatanın Bursa’sını, Diyarbakırın’dan ayırmaya kalkanların cüretine bak! Sıfatı meclis başkanı olan zat da, ‘Bu süreç başarısız olursa, Türkiye’de sivil siyaset bunun altında kalır’ diyor. Laflara bakar mısınız? Attığı taşın düştüğü yere bakar mısınız? Efendi, Sen Türkiye’yi darbeyle mi tehdit ediyorsun? Bunu komisyon kurmakla görevlendiren, sözde meclis başkanvekilini de emireri olarak kullanıyor. Süreciniz batsın, anlayışınız batsın, hainliğiniz batsın! İnsan yakmış adamlar, barış diye nara atıyor olanlara bakar mısınız? Tusaş’ı basanlar, kahraman ilan ediliyor, vaziyete bakar mısınız? Türkiye’yi yakmaya çalışanlar, emin olun her zaman kendini yakmıştır. Türk Milletinin kodlarıyla oynamak da, o mangal oyununa benzemez. Haberiniz olsun.”

“TERÖRİST AKLIYLA…”

Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili de eleştirilerde bulunarak, “Bir teröristin aklıyla süreçler başlatıyorlar. İşleri güçleri Kürtlere vasi tayin etmek. Terörist başına statü aramak. 24 yıllık iktidarları boyunca, 2 defa büyük proje diye, milletin önüne bunu koydular. Kimse alınmasın, bu ülkede vatandaşlık sorunu var, Cumhuriyet mefhumuna düşmanlık güdenlerin, ağacıların, beycilerin, biatçıların, örgütçülerin türlü biçimlerde yol açtığı bir yurttaşlık sorunu var. Yani Türk sorunu var. O sebeple, Türkiye’de kimseye özel bir sorun üretilmiyor. Ama artık hepimizin önemli ve ortak bir sorunu var. Kendimizi eşit hissetmiyoruz. İkinci sınıf hissediyoruz” ifadesini kullandı.

“GÖRÜŞ AYRILIKLARI VAR”

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılana da değinen Dervişoğlu, savaşın yeni bir safhaya geldiğini söyledi. Dervişoğlu, “Bölgesel gerilim, daha geniş çaplı bir yangına dönüşme istidadı kazanmıştır. Türkiye ise böyle bir karmaşa ve belirsizlik ortamına, ekonomisi zaten kırılgan hale gelmişken yakalanmıştır. Dahası ne için başladığı belli olmayan, açık bir siyasi çerçevesi bulunmayan, bu belirsizliği de sürekli jeopolitik gerekçelerle, meşrulaştırılmaya çalışılan, bir sözde çözüm süreciyle yakalanmıştır. Yani Türkiye, bir dış fırtınaya içeride pusulası bulanıklaştırılmış halde girmektedir. Üstelik iktidar blokunun kendi içinde de, ciddi görüş ayrılıkları bulunduğu, saklanamaz hale gelmiştir” dedi.

“KRİZİN İŞARETİ”

Dervişoğlu, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:

“Bir tarafta Erdoğan, Trump yönetimiyle ilişkileri sıcak tutmak adına Uçak ve sıvılaştırılmış doğalgaz anlaşmaları yapmaktadır. Diğer tarafta Bahçeli, Çin ve Rusya ile stratejik iş birliği çağrısı yapmaktadır. Bir yanda Dışişleri Bakanı Fidan, İran’ın Körfez ülkelerine dönük saldırganlığını kınamaktadır. Öte yanda Sayın Bahçeli, Türkiye ile İran’ın aynı ufka baktığından söz etmektedir. Bütün bunlara bir arada baktığımızda gördüğümüz şudur: İktidar sıkışmıştır. İktidarın hareket alanı daralmıştır. İktidarın ne söylediği kadar, birbirine zıt şeyleri aynı anda söylüyor olması da, bir yönetim krizinin işaretidir.”

“MİLLETE CEVEBINI VERMEK ZORUNDASINIZ”

Dervişoğlu, çözüm süreci ile ilgili de iktidara şu soruları yöneltti:

Ergenekon mağdurları için HSK kararı
Ergenekon mağdurları için HSK kararı
İçeriği Görüntüle

“Suriye’de Öcalan’ı dinlemeyen Kürtler, İran’da mı dinleyecek? Böyle bir varsayımın devlet yönetiminde yeri olabilir mi? Böyle bir hayalle, Türkiye’nin Güvenlik politikası inşa edilir mi? Buradan iktidara açıkça soruyoruz: İran’ın olası bir iç savaşa sürüklenme ihtimali nedir? Böyle bir ihtimal varsa, Türkiye bunu önlemek için hangi tedbirleri almaktadır? Diyelim ki İran’da iç savaş başladı. Türkiye, Irak ve Suriye’de olduğu gibi etnik unsurların savaşma karşılığında statü kazanma pazarlıklarına nasıl yaklaşacaktır? Böyle bir tabloda Türkiye’nin alacağı pozisyon nedir? Bunların cevabını bu millete vermek zorundasınız.”

“İHANET SÜRECİNE SON VERİN!”

İran’ın iç savaşa sürüklenmesinin engellenmesi gerektiğini söyleyen Dervişoğlu, “İç savaşın doğuracağı göç dalgası da, terör tehdidi de, en fazla Türkiye’ye zarar verecektir. Böyle bir iç savaş durumunda, ulus aşırı Kürt milliyetçiliğine karşı öncelikle içeride tedbir alınmalıdır. Öcalan ile sürdürülen bu ihanet sürecine derhal son verilmelidir. Ulus kimliğini aşındıracak her adım vakit kaybetmeden askıya alınmalıdır. Türkiye, kendi iç cephesini zayıflatarak dışarıdaki dalgalara direnemez” açıklamasında bulundu.

“ADALETİ ZAYIF ÜLKE GÜÇLÜ DURUŞ SERGİLEYEMEZ!”

Yargı bağımsızlığı için de gerekli adımların atılması gerektiğine dikkat çeken Dervişoğlu, “Parlamenter sistem konusunda ihtiyaç duyulan irade ortaya konulmalıdır. Türkiye, hukuk devleti kimliğine geri dönmelidir. Çünkü içeride adaleti zayıf bir ülkenin dışarıda güçlü bir duruş sergilemesi mümkün değildir” dedi. Dervişoğlu, konuşmasında artan petrol fiyatlarına da sert tepki gösterdi.

Kaynak: HABER MERKEZİ