İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’te düzenlenen haftalık grup toplantısına katıldı. Dervişoğlu, burada yaptığı konuşmada gündeme ilişkin mesajlar verdi. Dervişoğlu, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutlayarak, “Bayramını kutlamaya hazırlandığımız o gençliğin omuzlarındaki yükü, kalbindeki endişeyi, zihnindeki belirsizliği görmezden gelemeyiz. Bugünün genci, ‘Ben ailemin sahip olduğu olanaklara ulaşabilecek miyim?’ diye soruyor. Bu soru yalnızca gençlere has da değildir. Bu soru, annelerin, babaların ve bu ülkenin geleceğini düşünen herkesin yüreğine düşmüş bir endişedir” dedi.
“İŞTE ZİHNİYET FARKI…”
Dervişoğlu, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:
“Yaklaşık her dört gençten biri, hayatın iki ana kanalının da dışında bırakılmış durumda. Okulda değil. İşte değil. Üretimde değil. Geleceğe hazırlıkta değil. Evde bekliyor. 21.yüzyılda askıda yaşayan gençlerimiz var. Nerede 10 yılda 15 milyon genç yaratan genç Cumhuriyet, nerede? 25 yılda, 6,5 milyon ev genci yaratan Cumhur koalisyonu. İşte zihniyet farkı budur. İşte resmettikleri tablo bundan ibarettir. 18-34 yaş arası gençlerimizin yaklaşık üçte ikisi, kendi yaşam standardının anne-babasından daha kötü olduğunu söylüyor. Bir gelecek kurabilecekler ki? Emekli olabilecekler mi? Endişeliler ve son derece haklılar… Gözlerimizin önünde, bir kuşak kırılıyor.”
“SİYASİ SORUMLUSU…”
Bugünkü genç kuşakların AK Parti iktidarında doğup büyüyüp, okuduğunu ve iş aradığını anımsatan Dervişoğlu, “Bu kuşak, hayatının bütün yollarında bu iktidarın izleriyle karşılaşmış kuşaktır. O yüzden buradan açıkça söylüyorum: Bu gençlerin yaşadığı iyiliğin de, kötülüğün de umudun da umutsuzluğun da imkânın da, imkânsızlığın da siyasi sorumlusu, Recep, Tayyip Erdoğan’dır” ifadesini kullandı.
Dervişoğlu, gençlere seslenerek, “Bugün size söylüyor ve devrediyorum: Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin!” dedi. Gençler salonda “Ne mutlu Türk’ün diyene” sloganları attı.
GENERAL TEPKİSİ
Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararıyla atanan 33 yaşındaki tümgeneral ile ilgili de eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Bu liyakat meselesi sadece gençlerin iş aradığı zaman değil, Devletin en kritik makamlarında da karşımıza çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla, 33 yaşında bir kaymakam, Millî Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne atandı. Kamuoyunda bu atama, ‘33 yaşında tümgeneral’ tartışmasıyla gündeme geldi. Aslında düşününce, içinde bulunduğumuz sistemde, Hayli liyakatli atama da diyebiliriz. Atananın memleketi Güneysu, soy ismi de Erdoğan! Mesele, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal kültürünü, Hiyerarşisini ve motivasyonunu ne kadar önemsediğiniz meselesidir. Milletin evladı sınav kapısında beklerken, birilerinin önüne devletin en kritik kapıları açılıyorsa orada adalet yoktur. Adaletin olmadığı yerde de gençlerin devlete güven duymasını bekleyemezsiniz. Çünkü meşru refah yolları daraldıkça, Gayrimeşru vaatler büyür.”
“SARAYDA GEÇİM DERDİ YOK!”
Dervişoğlu, ekonomi ile ilgili de eleştirilerde bulunarak, “Üretici, tüketici, esnaf, emekli, genç yanıyor. Krizin uğramadığı tek yer var: Saray. Çünkü Saray’da kriz yok. Saray’da tasarruf yok. Saray’da fedakârlık yok. Saray’da geçim derdi yok. Saray’da tencere kaynatma derdi yok. Ama milletin evinde her gün hesap var. Her gün zam var. Her gün yeni bir kaygı var. Her gün hayat kavgası var. Tarlada üretimi sürdürülebilir kılamayan bir ülke, mutfaktaki yangını söndüremez. Çiftçisini toprağa küstüren bir iktidar, Millete ucuz gıda vaat edemez. Enflasyonu düşüremez, sermayeyi de Türkiye’ye getiremez” diye konuştu.
“MİLLETLE BARIŞMAYANLAR, NE İDÜĞÜ BELİRSİZ VARLIKALRLA BARIŞIYOR!”
Dervişoğlu, iktidara, “Terörün finansmanı, silah, uyuşturucu veya insan ticareti gibi yasa dışı faaliyetlerden elde edilmiş varlıkların, bu kapsamda meşrulaştırılmaması için bakanlığınız hangi denetim ve önleme mekanizmalarını işletmektedir?” diye sordu.
Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili de eleştirilerde bulunarak, “Teröristlerle yürüttüğünüz pazarlık süreciyle bir kısım gedikli teröristin, Türkiye’ye dönmesi de pazarlığın bir unsuru olarak açıkça konuşuluyorken, bu düzenlemenin PKK’nın yurt dışındaki kaynaklarının Türkiye’ye sokulmasıyla bir ilgisi var mıdır? Bu sorular o gün de cevapsızdı, bugün de cevapsızdır. Milletle barışamayanlar, Milli varlıklarla barışamayanlar, hep yabancının ne idüğü belirsiz varlığıyla barışıyorlar. Bu sorularım kalsın, İlgilileri bana değil, millete cevaplarını versinler!” görüşünü dile getirdi.
“KÖYLÜYÜ BOĞDULAR!”
Dervişoğlu, “Anadolu toprakları kaderine terk edilmesin. Bunlar, köyleri büyükşehire bağladılar. Köyü, köylüyü, çiftçiyi boğdular. Halbuki köy nefes alamazsa, şehirler boğulur. Bugün bunu yaşıyoruz. Halbuki mesele köyün, 200 kilometre ötedeki belediyeden çöp hizmeti alması oraya vergi ödemesi değildi. Oraya muhtaç kalmadan, ayakta kalması, üretim yapmasıydı. İktidarın ekonomi programı Balıkesir’e, Diyarbakır’a, Trabzon’a, Adana’ya değil sadece, Londra, New York ve Dubai bankerlerine çalışıyor” dedi.
“HAYRINIZA MI YAPIYORSUNUZ?”
Dervişoğlu, iktidarı de eleştirerek, konuşmasında şu ifadeler eyer verdi:
“Füze üretiyoruz, uçak yapıyoruz! Yahu bunları kim yapmış da, sofrasında eti sütü ekmeğinden olmuş? Sonra politbüro deyince kızıyorlar, Türkiye’yi Sovyetler birliği gibi idare ediyorlar deyince kızıyorlar. Kızıl meydanda füze yürütüp, vatandaşını çürük patatese mahkûm eden hiçbir rejim ayakta kalamaz. Devletin görevi; güvenliği, eğitimi, sağlık hizmetini, üretimi, huzuru, refahı, sosyal güvenliği, vatandaşına eş zamanlı sunmaktır. Benim işçim de köylüm de esnafım da emeklim de memurum da en iyi gömleği giyecek, en güzel eti de, sebzeyi de yiyecek, en güzel arabaya da binecek! İskele babası değilsiniz ya, elbette bu vatanın yeri de göğü de savunulacak! Yok, yol yaptım, köprü yaptım, tünel yaptım… Hayrınıza mı yapıyorsunuz arkadaş? Tabii ki yapacaksın. Saatte 2 milyar vergi topluyorsun.”
ENGELLİ HAFTASI VURGUSU
Dervişoğlu, Engelliler haftası ile ilgili de, “Engelli vatandaşlarımız ayrıcalık istemiyor. Kazanılmış haklarının korunmasını istiyor. Erişilebilir bir hayat istiyor. Çalışma hayatına adil biçimde katılmak istiyor. Bakım hizmetlerinde insan onuruna yaraşır destek istiyor. Kamu hizmetlerinden herkes gibi yararlanmak istiyor. Biz erişilebilirliği kâğıt üstünde bırakmayacağız. Denetlenebilir, yaptırımlı ve bağlayıcı hâle getireceğiz” diye konuştu.




