Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) kapsamında Fransa'da bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Avrupa Konseyi'nin tarihsel önemine dikkat çekerek, demokrasi, hukuk ve adalet vurgusu yaptı. Temasları sırasında ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın "müşfik monarşi" imalı sözlerini eleştiren Dervişoğlu, Türkiye'nin demokratik değerleri savunmaya devam edeceğini belirtti.

ABD BÜYÜKELÇİSİ'NİN SÖZLERİNE SERT TEPKİ
Strasbourg'daki temasları sonrası basın toplantısı düzenleyen Müsavat Dervişoğlu, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın demokrasi ile ilgili açıklamalarına sert yanıt verdi. Kendini süper güç olarak tanımlayan bir ülkenin büyükelçisinin, Türkiye'ye "monarşi" yakıştırmasında bulunmasını kabul edilemez bulan Dervişoğlu, bu tavrın ABD'nin niyetini açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Dervişoğlu, büyükelçinin "müşfik monarşi" şeklindeki ifadelerinin Türkiye'nin demokrasi iradesine bir saygısızlık olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE DEMOKRASİ YOLCULUĞUNU SÜRDÜRECEK
Konuşmasında Türkiye'nin yönünün demokrasi, hukuk ve adalet olduğunu yineleyen Dervişoğlu, bu ilkelerden vazgeçilmeyeceğinin altını çizdi. Dervişoğlu, "Demokrasiyi, hukuku, adaleti temin ve tesis etme çabası sergileyen bir ülkeye monarşi öneren aklın Türkiye'den tasfiye edilmesi icap eder" ifadeleriyle, Türkiye'nin rotasının demokratik parlamenter sistem ve hukukun üstünlüğü olduğunu belirtti.

AVRUPA KONSEYİ'NDE TEMASLAR
Fransa'nın Strazburg kentinde yoğun bir diplomasi trafiği yürüten Müsavat Dervişoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) bünyesinde önemli görüşmeler gerçekleştirdi. Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu Başkanı Frank Schwabe ile bir araya gelen Dervişoğlu, AKPM Türk Delegasyonu'nu da ziyaret etti. Ayrıca AKPM Başkanı Petra Bayr ile de temaslarda bulunan Dervişoğlu, Türkiye'nin Avrupa kurumlarıyla olan ilişkilerinde hukuki süreçlerin önemine değindi.
GAZZE VE FİLİSTİN MESAJI
Dünyadaki savaşlar ve artan gerilimlere dikkat çeken Dervişoğlu, Gazze ve Filistin'de yaşananların artık tüm insanlığın ortak yarası haline geldiğini belirtti. Bu yaranın tedavi edilmemesi durumunda uygarlığın zehirlenmeye devam edeceğini söyleyen Dervişoğlu, insan hakları ve demokrasi ilkelerinin, bazı aktörler tarafından kötü emellere kılıf olarak kullanılmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Dervişoğlu, çözümün partizanlıktan uzak, yurttaş eşitliğini esas alan bir hukuk devleti anlayışında olduğunu savundu.




