İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’te düzenlenen haftalık grup toplantısına katıldı. Burada gündem ilişkin mesajlar veren Dervişoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, CHP’deki mutlak butlan ile ilgili, “Gelinen noktanın, CHP’nin iç meselesi olmadığını, başından beri Türkiye’de siyasetin nasıl şekilleneceğine ilişkin daha büyük bir arayışın adımı olarak kurgulandığını görüyoruz. İmralı ile yapılan ihanet pazarlığına nasıl ki gafiller ve ahmaklar gibi barış deyip geçmiyorsak, CHP’ye cebren, kapılar kırılarak girilmesine de başına kayyım atanmasına da, bir yargı kararıdır deyip geçmiyoruz” dedi.
“KAYYIM CUMHURİYETİ İSTEMİYORUZ!”
Dervişoğlu, geçmişe atıf yaparak, “Unutmayalım, 1960’daki Yassıada’da verilenler de yargı kararıdır. 1971 muhtırasının kırdığı kalemler de yargı kararıdır. 1980 sonrası yapılanlar, kapatılan partiler, yasaklar, zindanlar, hepsi birer yargı kararıdır. Biz bir kayyım cumhuriyeti istemiyoruz! Biz, bir kişiye biat etmişlerin; birkaç hâkimin, bürokratın, danışmanın değil, milletin sözü üstün olsun istiyoruz. Siyaseti mahkemelerin değil, sandığın belirlediği bir Türkiye istiyoruz. Biz saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz!” diye konuştu.
“ZULME SESSİZ KALAMAM!”
“Bugün siyasetin geldiği halden, hangi seçmen memnundur? Hangi siyasetçi huzurludur?” diye soran Dervişoğlu, “Vatandaşın dertleri siyasetin umurunda değil, fakat siyasetin sorunları vatandaşın sırtındadır. Hiç mi içinizi sızlatmıyor? Çarşıda, pazarda, sokakta yürürken, baktığınız yüzlerde, size bakan gözlerde milletin öfkesini hiç mi görmüyorsunuz? Kimse kusura bakmasın ve herkes bilsin ki, ben zulme sessiz kalmam! Haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmam! Kötü emsali örnek almam! Başkasını ithamla kendimi savunmam! Demokrasiye de darbe yaptırmam. İYİ Parti kadrolarıyla sonuna kadar mücadele edeceğiz” ifadesini kullandı.
“ATANMIŞLARLA UĞRAŞAMAM!”
Dervişoğlu, CHP’deki mutlak butlan ile ilgili de, “Siyaseti mahkeme kararlarıyla, yasaklarla, bir takım demokrasi dışı müdahaleler ile dizayn etmeye çalışanlar, geçici başarılar elde edebilir. Ama milletin iradesine rağmen kalıcı sonuçlar alamazlar. Sandığın çözeceği meseleleri, başka yollarla çözmeye çalışmak, Türkiye’ye sadece yeni krizler üretir. Bir kez daha tekrar ediyorum ki; Bizim durduğumuz yerde meşruiyetin tek kaynağı milletin hür iradesidir. Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi, siyasi muhatap kabul etmem, atanmışlarla da uğraşmam” açıklamasında bulundu.
“ATAYAN DA ATANAN DA BİZİM NAZARIMIZDA MUTLAK BUTLANDIR!”
Dervişoğlu, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:
“İktidar, milletin verdiği yetkiyi, kamu kurum ve kuruluşlarından yargı makamlarına kadar, müdahale edebildiği her organı, bölüp parçalayıp yok etmek için kullanıyor. Ondan geriye kalanı da yutuyor, iç ediyor. Toplumu önce ikiye bölüyor, daha sonra tüm kesimleri de kendi içinde ayrıştırıyor. Böylece oraya buraya kayyım atamaya cüret ediyor. Hepimiz biliyoruz ki, bize devlet projesi diye yutturulmaya çalışılan çözüm süreci de, şu anda yürütülen seçim stratejisi de iktidar hesabının bir parçasıdır. Milletin yüzde 90’ı Terör hükümlüsü Öcalan’ı muhatap kabul eden bu sürece karşıyken, devlet aklı masalı gündeme gelmiş ve halka rağmen bu söylemler devam ettirilmiştir. İlk kayyım bundan 10 sene önce atanacağı yere atanmıştır. O kayyım da terör hükümlüsü Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya kalkmıştır. Şimdi de sıra CHP’ye gelmiştir. Devleti, milleti, egemenliği yok sayan kayyımlığa karşı duruşumuz tavizsiz ve nettir. Atayan da atanan da bizim nazarımızda mutlak butlandır! Sakattır! Yok hükmündedir!”
“SAFIMIZA GELEN HERKES BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YER BULUR”
Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye sürecine de değindi. Dervişoğlu, “İmralı canisi ile demokrasi pazarlayanları, buna da yüce Meclis’i alet etmeye çalışanları meşrulaştırmayın, demiştim. Bilin ki sitem etmiyorum, ben sadece Türk Milleti’nin doğrularını söylüyorum. Başından beridir ikaz eden ve haklı çıkan birisi olarak şimdi yine söylüyorum, gelin bu Cumhuriyeti elbirliğiyle savunalım. Gelin bu ablukayı beraber dağıtalım. Gelin demokrasi için safları sıklaştıralım. Artık sahte çözüm masalarının aslında bir hanedan tuzağı olduğunu idrak edin. Biz, millet iradesine sahip çıkmaya her şart ve halde, sonu ne olursa olsun, pes etmeden devam edeceğiz. Biz dağ gibi burada duruyoruz, sırtını yaslamak isteyen varsa buyursun gelsin. Safımız Cumhuriyet ve demokrasi. Safımıza gelen buyursun gelsin. Safımıza gelen herkes başımızın üstünde yer bulur” çağrısında bulundu.
DEVLET AKLI ÇIKIŞI
Dervişoğlu, devlet aklı kavramının, kanun düzeninin işleyişi olduğuna dikkat çekerek, “Devlet adamı dediğiniz kimse de o akılla, o düzeni işletmeye gayret eden kimsedir, bunu namusu belleyen kimsedir. Konu hangi devlet olursa olsun, o devletin derininde, o nizamın asıl sahibi olan millet vardır. Biraz daha derine bakarsanız, orada da o milleti vücuda getiren ortak ahlakı görürsünüz. Bunun dışında başka bir derinlik arıyorsanız, yahut bulduğunuzu zannediyorsanız veya kendinize öyle bir sıfat devşiriyorsanız, orada milletin aklını değil ancak birilerinin zaafları bulursunuz” ifadesini kullandı.
“BAŞKA BAŞKENTLERİN HESABINI DEVLET AKLI DİYE PAZARLAYANLAR…”
Dervişoğlu, “Bir devleti yönetenler, derinlik laflarına ne kadar sığınıyorsa, o devlet, akıldan da ahlaktan da o kadar uzaklaşmış demektir. Bir memlekette beka ne kadar dile düşmüşse, orada hesap vermeyenler, hesap vermek istemeyenler, oturduğu makamdan kalkamayanlar, kalkmak istemeyenlerin çırpınışları var demektir. Her keyfi ve şüpheli işin arkasında, devlet aklı aransın isteniyorsa, orada başka hesapları işletenler var, başka başkentlerin hesabını, devlet aklı diye pazarlayanlar var demektir. Kendine, ailesine, çevresine İmtiyaz isteyenler, kul hakkını yiye yiye bitiremeyenler var demektir” açıklamasında bulundu.
“CUMHURİYETİ YIKANLARIN HARFİYATÇILIĞINI YAPIYORSA…”
Dervişoğlu, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:
“Muhafazakâr olduğunu iddia edenler, aile kurumunu yıkıyorsa; Milliyetçilik nutukları atanlar, millet düşmanlarının değirmenine su taşıyorsa; Cumhuriyetçiyiz diye iddia edenler, cumhuriyeti yıkanların hafriyatçılığını yapıyorsa; Demokrasi diye haykıranlar, diktatörlük sevdalarının borazanlığına soyunuyorsa siyasi ahlaktan söz edemeyiz. Bunların siyaseti duygunun, düşüncenin vicdanın mahsulü değildir. Bunlar menfaatin emrinde olanlardır. Bunların tek derdi, kendi şahsi menfaatleri, rahatları ve zevkleridir. Bunlar, kendi menfaatlerini devlet projesi diye satar. Yaptıkları bütün hokkabazlıkları, riyakarlıkları ve fenalıkları demokratız diye izaha kalkarlar.”
“DEVLET AKLI DOKUNULMAZLIK ZIRHI DEĞİLDİR!”
Dervişoğlu, eleştirilerde bulunarak, “Liyakat yerine sadakat yerleştirilince, devlet aklı deniliyor. Milletin kaderini ilgilendiren meseleler şeffaflıktan kaçırılınca, devlet aklı deniliyor. Terör örgütünün kurucusuna siyasal rol yükleyen bir süreç işletilince, yine devlet aklı deniliyor. Hatta bir siyasi partinin iç tartışmaları üzerinde yürütülen hesaplar bile, devlet aklı diye pazarlanabiliyor. Devlet aklı, iktidarın her yaptığına sonradan giydirilen dokunulmazlık zırhı değildir. Devlet aklı, bir partinin menfaatini devletin menfaati gibi sunma kurnazlığı değildir. Devlet aklı, yanlışların sorgulanmasını engelleyen sis perdesi hiç değildir” ifadesini kullandı.
HODRİ MEYDAN!”
Dervişoğlu, konuşmalarını şu sözlerle tamamladı:
“Devlet aklı, terör örgütünün kurucusunu siyasal merkeze taşıyanların örtüsü değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ iradesinde vardır. Çeyrek asırdır kurdukları ortaklıklarla devletin aklını başından alanlardan, alacağımız bir devlet adamlığı dersi yoktur. Herkes iyi bilsin ki, artık ders verme zamanıdır. Devleti devlet, milleti millet yapan kıymet hükümlerine zarar verenlerle de sonuna kadar mücadele edeceğiz. Halkımızın sefaletine, sefahatle yaklaşanlara, adaletsizlikten dolayı ızdırap duyanlara, oh çekenlere, milletimizin üzüntüsüne alaycı kahkahalarla cevap verenlere haykırıyoruz! Riyakarlığı meziyet sananlara, dürüstlüğün asaletini göstereceğiz. Halep ordaysa arşın buradadır. Hodri meydan!”




