İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Meclis’te düzenlenen haftalık grup toplantısına katıldı. Dervişoğlu, burada yaptığı konuşmada gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, “Bugün haneler dağılıyorsa, insanlarımız çocuk yapmaktan, hayat kurmaktan korkuyorsa, nüfusumuz da bu yüzden azalıyorsa, Bunun faturasını kime keseceğiz? 25 yıllık bu sanat eserinin sahibi kim Sayın Erdoğan?” diye sordu.
“NE YAPACAKSINIZ DA, ANAYASA YETERSİZ?”
Dervişoğlu, yeni Anayasa tartışmalarıyla ilgili de, eleştirilerde bulunarak şu görüşleri dile getirdi:
“Ben size bir hakikati hatırlatayım, Recep Tayyip Erdoğan’da yetki çok, ama niyeti yok! Sorarsanız eksikleri yeni anayasa. Bunların anayasadan anladığı, Erdoğan’ın hiçbir sınırlandırma olmadan kararlar alması, atamalar yapmasının yazılı hale getirilmesidir. Yani sorun anayasa metninde değil, sorun AK Parti’nin hukuk, demokrasi ve özgürlükleri algılayış biçimindedir. O yüzden bu iktidarın ideal anayasası tek maddeliktir. O madde de, ‘Dediğimiz dedik, çaldığımız düdük’ maddesidir. Ne yapmaya niyetiniz var da Anayasa yetersiz mesela? Terörle mücadele ederken eliniz kolunuz mu bağlandı? Toplumun ahlakını korumanıza engel mi oldu? Savaş uçağı alımını mı engelledi? Nedir o eksiklik mesela? O sebeple, Ağzınızda çiğneyip durduğunuz o kenger sakızını çıkartın da işinize gücünüze bakın. Ettiğiniz yemine sadık kalın, önce anayasaya uymayı, Cumhuriyet’in sahibi değil, ferdi olmayı öğrenin.”
ENFLASYON ÇIKIŞI
Dervişoğlu, TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakımları üzerinden de iktidara yönelik eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, “Gıda enflasyonunu düşürmezsen, hiçbir şeyin enflasyonunu düşüremezsin. Kendi gıdanı üretemezsen, Hiçbir gıdayı ucuza alamazsın. İşte bu yangın yerinde çağrımızı yineliyoruz: Bu nisan enflasyonundan sonra, asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması, bir tartışmanın, mülahazanın, araştırmanın konusu değildir. Bu bir zorunluluktur. İnsani ve vicdani bir zorunluluktur” dedi.
VERGİ DİLİMİ TEPKİSİ
Dervişoğlu, vergi dilimi ile ilgili de çalışanların mağduriyetini dile getirerek, şunları söyledi:
“Türkiye’de vergi dediğimiz şey, kazançtan alınan bir pay olmaktan çıktı. Adeta sabır testi haline geldi. Bu ülkede vergi yükü, haksız kazançtan önce; emekçinin alın terine, çökmektedir. Maaşına zam almış gibi görünür, fakat daha yüksek vergi dilimine girdiği için O zammın önemli bir kısmı daha cebine girmeden erir. İşte bugün yaşanan budur. Bunun adı vergi değildir. Bunun adı çalışanın maaşına ay başında pusu kurmaktır. İşçi de memnun değil. İşveren de memnun değil. Ama devlet, bordronun başında beklemeye devam ediyor. Biz buna razı değiliz. Güçlü devlet vatandaşının cebine göz diken devlet değildir. Onun için bunlar gitmelidir.”
MUTLAK BULTAN ÇIKIŞI
Dervişoğlu, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:
“Birtakım gazeteci görünümlü siyasi aparatlar için mutlak butlan davası, ikiyüzlülüğün son dönemlerdeki ekmek kapısı olmuştur. Çünkü bu kimseler ne partili siyasetçi, ne de basın emekçisi gazetecidir. Sabah ‘mutlak butlan’ kararıyla uyanmakta, gece ‘mutlak butlan’ kararıyla uyumaktadır. Sürecin her aşamasında yeni bir şantaj dalgası geliyor. Sözde sürece, CHP desteğine ihtiyaç duyduklarında mühendislik faaliyetinin şiddetini kısıyorlar. İhtiyaç azaldığında ise, odunu fırına veriyorlar.”
ÖZGÜR ÖZEL’E ÇAĞRI
Dervişoğlu, aylar önce CHP lideri Özgür Özel’e bir çağrı yaptığını anımsatarak, “O masa sizi kurtarmayacak, hepimiz Türk milleit ile ittifak kuracak demiştim. Gelin, geçmişten dersler çıkartarak, birlikte mücadele edelim ve bu otoriter yönetimi mağlup edelim demiştim. Masadan kalktıkları anda yanlarında bizi bulacaklarını söylemiştim. Halen bu sözlerimin arkasındayım. Sözlerimin önü arkası aynıyla budur. Türk Milletinin egemenliği ve Cumhuriyet’in ihyası dışında bir kavgamız yoktur” dedi.
“HALKIN DESTEĞİYLE AYAKTA KALDINIZ”
Dervişoğlu, İBB davasını da anımsatarak, hükümete yönelik eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Allah aşkına, son 2 senedir Türkiye’yi soktuğunuz bunalımın bir farkına varın. İmamoğlu’nu tutuklayarak, kendi başlattığınız ekonomi programının altına dinamit döşediniz, Mansur Bey’in üzerinde baskıyı arttırarak, sadece muhaliflerin değil, kendi seçmeninizin de yargıya güvenini iyice tükettiniz. Sayın Erdoğan, siz de siyasi kariyeriniz boyunca atlattığınız bütün badirelere rağmen, halkın desteği ve onayıyla ayakta kaldınız. Sizi koruyan en kalın zırh, halkın teveccühü oldu. Halkın desteği sayesinde ittifaklar kurup ittifaklar bozdunuz. Şimdi muhalefeti imha etmeniz, rakibinizi kendiniz belirlemeniz, Türkiye’yi temsil krizine sokmanız, gerçekten size karşı duyulan bu saygının devam etmesini sağlar mı?”
“PUL KADAR DEĞERİNİZ OLMAYACAK!”
Dervişoğlu, AK Parti’ye oy veren vatandaşlara da seslenerek, “Zannetmeyin ki, çıkılan bu tek adamlık yolu sizi de etkilemeyecektir. Hatta en büyük bedeli siz ödeyeceksiniz. Bu bedeli size, oy verdiğiniz ve çalıştıklarınız ödetecek. Demokrasiden uzaklaşmış bir Türkiye’de, emin olun pul kadar değeriniz olmayacaktır. Başkanlık sistemi denilen garabetle, zaten düştüğünüz durumu, siz benden daha iyi biliyorsunuz. Kimseye ulaşamıyor, ulaşsanız da bir yere varamıyorsunuz” dedi.
ÖCALAN’A STATÜ TEPKİSİ
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Öcalan’a statü verilsin önerisi ile ilgili Dervişoğlu, sert eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, “Öcalan’ın İran’da da bir hükmü yoktur. Öcalan, Türkiye PKK’sını da ikna edememiş, Kandil de Öcalan’ın statüsüne yönelik bir adım atılmadıkça, süreci dondurma kararı almıştır. Çünkü beklenen gerçekleşmemiş, İran düşmemiştir. Yeni Büyük Ortadoğu Projesinin meşruiyet pazarında, terörist başına da statü aranmaktadır. Bu nasıl bir önermedir? Dünyanın neresinde bir hükümlüye bir resmi yetki alanı bahşedilebilir? Bu deliliktir! Aklınızı başınıza alın. Dünyayı kendinize güldürmeyin. Siz utanmıyorsunuz ben utanıyorum. Allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın… Bu sorulara cevap verebilmek için benim siyaset değil, doktorluk yapmam lazım” diye konuştu.
“ERDOĞAN NE DÜŞÜNÜYOR ONU SÖYLESİN!”
Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye sürecine itiraz etiklerini tekrar yenileyerek, “Bir teröristin aklıyla iş yapmaya kalkıyorsunuz. İhanet komisyonu onun önerisi… Umut Hakkı onun beklentisi. Barış tarifi onun tarifi. Statü onun talebi. Her şeyi o koordine ediyor dedik. Öcalan tak diye söylüyor, siz şak diye yapıyorsunuz dedik. Hayır, bu süreç devlet aklının süreci dediler. Yanlış hesap Bağdat’tan dönecek. Bugün gelinen noktada, İmralı’daki terör hükümlüsüne önerdikleri görev ortada, koordinatör olsun diyorlar. Bu deliliği durdurun. Ben bu işin arkasında başka şeyler arıyorum. Devlet Bey’in söyledikleri ile ilgili Recep Tayyip Erdoğan ne düşünüyor onu söylesinler” ifadelerini kaydetti.
“HERKESİN STATÜSÜ BELLİ!”
Dervişoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin ulusal güvenliğini Öcalan’ın iki dudağı arasına sıkıştırmak bir rezilliktir. Öcalan’ı Kürtlere kayyım atamaya çalışmak bir rezilliktir. Cumhuriyetin vatandaş ve devlet arasında kurduğu ilişkiyi ortadan kaldırmaya çalışmak, Öcalan gibi komisyonculara paye vermek bir alçaklık ve rezilliktir. Bu eli kanlı katili meclis kürsüsüne davet etmek ve onu bir statüyle korumaya almaya çalışmak bir alçaklık ve rezilliktir. Herkesin statüsü var, herkesin statüsü belli. Bu şarlatanların, bu kalpazanların sonu da belli. Bu milletin onurunu kim nasıl çiğnediyse, bu millet de onu öyle çiğnemiştir!”




