İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği PKK elebaşı Abdullah Öcalan’a statü verilsin önerisiyle ilgili Dervişoğlu, sert eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, “Abdullah Öcalan bir hükümlü. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm bir kişi. Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne davet edildiğinde, kendisinin cezaevinde tutuklu olduğunu, Ankara’nın Aşağı Ayrancı semtinde oturmadığını, dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne gelebilmesi için öncelikle serbest bırakılmasının gerekli olduğunu anlatmıştım. Şimdi de kendisine bir görev tevdi edilmek isteniyor. Bunun öncelikle hukuken mümkün olmayacağını anlatmaya çalıştım. Bir hükümlüye, resmi bir görevin tevdi edilmesi hem uluslararası zeminde hem de kamu vicdanında Türkiye’yi zor duruma düşürür” dedi.

“SÖYLEDİKLERİM GERÇEKLEŞİYOR”

Terör örgütü ele başı Öcalan'ın, süreci başından bu yana koordine ettiğini savunan Dervişoğlu, “Komisyonun kurulmasını talep eden Abdullah Öcalan, komisyonun İmralı Adası’nda kendisini ziyaret etmesini talep eden Abdullah Öcalan, hukuki zeminde birtakım yasal düzenlemelerin yapılması gerekliliğine işaret eden Abdullah Öcalan. Ama ‘Bu süreç, Abdullah Öcalan tarafından koordine ediliyor’ dediğimde de bana söylemedikleri laf bırakmadılar. ‘Süreci koordine eden Abdullah Öcalan söylüyor, siz yapıyorsunuz; o tak diye talep ediyor, siz de şak diye yerine getiriyorsunuz’ dediğimde bir yığın ithamın muhatabı haline getirilmiştim. Şimdi söylediklerim bir bir gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.

“PKK TERMİNOLOJİSİ İLE KONUŞMAYA BAŞLADI”

Dervişoğlu, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“PKK terminolojisi ile konuşmaya başladı. Barış süreci diyor. Türkiye bir savaşın içinde değil. Türkiye bir terörle mücadele gayreti içerisindeydi. Kurucu önderliği de koordinatörlüğü de buna dahil ediyorum. Başka bunun hukuki boyutu da var. Hem milletimizin yüreğinin incinmemesi hem de devletin aşınmaması için özel surette gayret gösteriyor. Bu yapılan iş doğrudan doğruya suçu ve suçluyu övmektir. Türk, Kürt ayırmadan söylüyorum; 50 bin insanın katiline böyle bir misyonun yüklemiş olması hâli, aslına bakarsanız eksik bile söylüyorum, rezilliğin dik alasıdır. Böyle bir şey olamaz. Ayrıca bu o ağızlardan seslendirilemez. Dolayısıyla bu milletin bir ferdi olarak böyle bir durum karşısında elbette ki birtakım tepkilerimiz olacak. Bunun da makul karşılanması lazım.”

“BİR HÜKÜMLÜYE RESMİ GÖREV TEVDİ ETMEK…”

“Bu çağrıların yapılmasıyla suç mu işleniyor?” sorusu üzerine Dervişoğlu, “Gayet tabii, bir suç işleniyor. Bu çağrıyı yapan, buna alet olan, buna seyirci kalan… Onun için ‘İhanetin zaman aşımı yoktur’ diyorum. Milliyetçi reflekslerle konuşmadığımı en başından beri söylüyorum. Bir kere bu işin hukuki boyutu var. Siz hükümlü birisine, Türk milleti adına karar vermiş bir mahkemenin kararını çiğneyerek, bir hükümlüye resmi bir görev tevdi ediyorsunuz. Bunu yapmak elbette ki bir hukuksuzluktur. 50 bin kişinin katilinden bahsediyoruz. Bir narko terör örgütünün liderinden bahsediyoruz. Sözü İran’daki, Suriye'deki bölücülere geçmeyen -ki onların hepsi şu anda aynı çatı örgütün şemsiyesi altında aynı görevleri deruhte ediyor. ‘Ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ denilen bir süreçte, böyle bir caniye bu tarz iltifatların yönetilmiş yöneltilmiş olması hali kabul edilebilecek bir şey değildir. Dolayısıyla bunun bir delilik olarak tanımlanması gerektiğine işaret ettim” dedi.

“ÖNERMEYLE İLGİLİ KONUŞMASI GEREKEN ERDOĞAN’DIR”

Kendisine “Bu öneriye ne diyorsunuz” şeklinde sorular geldiğine işaret eden Dervişoğlu, “Bu önermeye bir şey demesi gereken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bu suskunluğa farklı anlamlar yüklenebilir. Rol paylaşımı yapılmış olabilir diye de bakabilirsiniz. Tayyip Erdoğan’ı zor durumda bırakacak bir siyasi hamle gözüyle de değerlendirebilirsiniz. O sebeple Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu tarz taleplerin uygunluğu söz konusu değilse, kendisinin buna göstermesi icap eden tepkiyi sergilemesi gerekliliğine işaret ediyorum” ifadelerini kullandı.

“ÖCALAN’IN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN ÖN HAZIRLIK İZLENİMİ VAR”

Dervişoğlu, açıklamalarına şu sözlerle devam etti:

Nihayet: Muhsin Yazıcıoğlu davasında sona doğru
Nihayet: Muhsin Yazıcıoğlu davasında sona doğru
İçeriği Görüntüle

“Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü… Nerede siyasallaşacak? Hangi süreci yönetecek? Sekreteryası olacak mı? Bu, cezaevinde hükmü infaz edilen bir kişinin yapabileceği bir iş değil. Bu, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasının temin edilmesi noktayı nazarından bir ön hazırlık izlenimi yaratıyor. Meclis kürsüsüne davet de koordinatörlük görevini kendisine tevdi edilmesi de böyle. Ayrıca dikkatinizi çekiyorum; PKK terminolojisi ile konuşmaya başladı. Onların diliyle konuşuyor. Bunu kapsamlı bir şekilde herkesle tartışmaya da hazırım. PKK’nın ve terör örgütünün uzantısı olan siyasi partinin temsilcilerinin diliyle konuşuyor. Onlar bir kere bile Terörsüz Türkiye lafını telaffuz etmedi. Çünkü verdikleri silahlı mücadeleye terör yakıştırması yapılmasını bile kabullenmiyorlar.”

“TÜRK MİLLETİNİ YOK SAYMA HALİNDELER”

Dervişoğlu, “Komisyonu isteyen Abdullah Öcalan’dı. İmralı’da ziyaret edilmeyi isteyen Abdullah Öcalan’dı. Statü arayışına giren Abdullah Öcalan’dı. Bütün bunların yasal düzenlemelerle farklı bir çizgiye taşınmasını talep eden Abdullah Öcalan’dı. Demokratik değilmişiz gibi demokratik Cumhuriyet talebini gündeme getiren Abdullah Öcalan'dı. Bu süreç zaten onun koordinasyonunda yürütülüyordu. Bu yeni bir şey değil. Ama bunun bir hükümlü üzerinden. Türkiye Cumhuriyeti Devleti mahkemelerinin cezalandırdığı bir cani üzerinden, yaşama geçirilmeye kalkışması hâli Türk milletini yok sayma halidir. Benim asıl isyanım da bunadır. ‘Önünüze ne koyarsam, onu yiyeceksiniz’ demek anlamına gelir. Dolayısıyla kabul edilebilecek bir yanı yoktur” değerlendirmesini yaptı.

“İNSAN BUNLARI SÖYLERKEN UTANIR”

“Dünyanın hangi hukuk sisteminde, hangi ülkesinde cezaevinde hükmü infaz edilen bir caninin yol göstericiliği ile resmi bir süreç tanzim edilir? Bu durum hukuk devletlerinde kabul edilebilecek bir şey mi?” diye soran Dervişoğlu, “Şimdi bana gelmiş ‘Emperyalizme hizmet ediyor, terörden besleniyor’ diyor. Bazı partilerin temsilcileri resmî açıklama yapıyor. Ben ne zaman böyle bir ilişkinin içerisinde olmuş olabilirim ki? Siz beni tanımıyor musunuz? Benimle ilgili bu kelamları sarf edenler, 50 yıllık mücadele geçmişimin şahitleri. İnsan bunları söylerken utanır. Kendi ihanetlerinin, vurdumduymazlık ya da makam, mevki aşklarının bir doğal sonucudur bu. Yoksa ben onların hepsinin karakterini biliyorum. Böyle şeylere rıza gösterecek insanlar değildir onlar.” dedi.

“ÖCALAN CANİSİNİ BİZE KİM GETİRDİYSE..."

Terör örgütü elebaşı Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edildiği dönem Başbakan olan Bülent Ecevit’in, “Bu acaba bize neden teslim edildi, hâlâ anlayabilmiş değilim” dediğini hatırlatan Dervişoğlu, şunları söyledi:

“Teslim edildi. Şimdi bunun üzerinden bir süreç koordine ediliyor ve dolayısıyla güncellenmiş büyük Orta Doğu projesinin bir aparatı haline getirilmeye çalışılıyor. Onu bize kim getirdiyse, onu burada kim idam ettirmediyse bu sürecin doğrudan doğruya içindedir. Bu süreci okumak için onun hem geçmişinin hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı vermiş olduğu hain silahlı mücadelenin hem yakalandığı süreçte yaşadıklarının hem yakalanmadan önce Suriye'de yaşadıklarının ve kurduğu ilişkilerin doğru bir biçimde ele alınması ve Türkiye'deki suç ortaklarının da kimler olduğunun ortaya çıkarılması gerekir. Onun için diyorum ki ihanetin zaman aşımı yoktur. Ayrıca suçu ve suçluyu övmek, ona mecliste olmayan makamları ihdas ederek sunmaya kalkışmak hem çılgınlıktır hem deliliktir hem de rezilliktir.”

“İHANETİN ZAMAN AŞIMI YOKTUR”

Gelişmeler karşısında sert konuştuğu şeklindeki yorumlara da değinen Dervişoğlu, “Ne konuşayım ben şimdi buna? Yumuşak mı konuşayım? Doğru iş mi yapıyorsunuz diyeyim? Suça seyirci mi kalayım? Ayıbın üstünü örtelim, ihaneti görmezden mi geleyim? Ben çıkıp, ‘İhanetin zaman aşımı yoktur. Cenabı Allah nasip ederse bütün bunların hesabını sizden soracağım’ diyorum. Bu sert bir ifade değil. Sarf edilmesi gereken cümleleri sarf ediyorum” açıklamasında bulundu.

Dervişoğlu, programın devamında CHP’ye yönelik butlan davası, erken seçim tartışmaları ve ekonomiye dair de değerlendirmelerde bulundu.

Kaynak: HABER MERKEZİ