Yeni Yol Grubu adına konuşan Esen, görüşülen düzenlemenin av ve yaban hayatı için alınan katılım paylarının tahsil yöntemini yeniden düzenlediğini hatırlatarak, doğa koruma alanlarının finansmanı konusunda daha kapsamlı bir perspektife ihtiyaç olduğunu vurguladı. Doğa koruma politikalarının güçlü mali kaynaklara ihtiyaç duyduğunu belirten Esen, ancak finansman modelinin koruma anlayışını da şekillendirdiğine dikkat çekti. “Hiçbir koruma politikası arkasında sürdürülebilir bir finansman olmadan uzun süre ayakta kalamaz. Ancak burada asıl tartışmamız gereken konu, bu finansmanın hangi ilkeye dayanacağıdır” diyen Esen, finansman modelinin zamanla koruma politikalarının yönünü belirlediğini ifade etti.
“KORUMA İLE KULLANIM ARASINDAKİ DENGE BOZULABİLİR”
Bu modellerin ortak bir tartışma yarattığını belirten Esen, doğa korumayı finanse etmek için doğanın kullanımına dayalı sistemlerin uzun vadede riskler barındırdığını söyledi. Esen, “Koruma bütçesi doğanın kullanımından elde edilen gelirlere bağımlı hâle geldiğinde, sistem zamanla o geliri üreten faaliyetleri sürdürmeye ihtiyaç duyar. Böylece koruma ile kullanım arasındaki hassas denge farkında olmadan tersine dönebilir” değerlendirmesinde bulundu.
“KAMU SORUMLULUĞU”
Milli parklar ve yaban hayatı alanlarının ekonomik kaynak üretmek için var olan alanlar olmadığını vurgulayan Esen, bu alanların sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkının somut karşılığı olduğunu anımsattı. Esen, “Doğa koruma politikalarının temel finansmanının doğanın ekonomik kullanımına dayanması uzun vadede koruma anlayışını da dönüştürebilir. Doğayı korumak bir sektör politikası değil, bir kamu sorumluluğudur” diye konuştu. Esen, düzenlemenin bu perspektifle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.




