Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında gündeme dair geniş kapsamlı açıklamalarda bulundu. Konuşmasının merkezine Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan, 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan okullardaki şiddet olaylarını alan Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle eğitim politikalarının baştan aşağı gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Gençlerin yalnızca sınavlara ve çoktan seçmeli sorulara hapsedilmesine karşı çıkan MHP lideri, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçe kullanımından dijital dünyanın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine ve öğretmenlerin zedelenen itibarına kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

"TÜRK GENÇLİĞİ TEST İLE TOST ARASINA SIKIŞMIŞ"

Eğitimin sadece bir bilgi aktarımı olmadığını ve karakter inşası safhası olduğunu belirten Bahçeli, sınav sistemini şu sözlerle eleştirdi:

"Yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Türk gençliği test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır. Türk gençliği, cebri bildiği kadar besteyi de duyan, fiziği kavradığı kadar edebiyattan anlayan, teknolojiyle büyüyen fakat sanattan kopmayan, dünyayı tanıyan fakat kendi köküne yabancılaşmayan bir anlayışla yetiştirilmelidir."

"GEREKİRSE BİR EKMEĞİ BÖLÜŞÜRÜZ"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçesinin kullanım alanlarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, fiziki binalardan ziyade sanata, spora ve ruh sağlığına yatırım yapılması gerektiğini ifade etti:

"Milli Eğitim Bakanlığı'mızın bütçesinin, fiziki yatırımlar kadar çocuklarımızın ruhlarına, karakterlerine ve kabiliyetlerine nasıl dokunduğunu konuşmamız gerekmektedir. Kaynaklar tuğlaları yükselttiği kadar ufukları da genişletmelidir. Yeni sınıfların kapısını açtığı kadar genç nesillerin ruh ve beden sağlığını da önceliklendirmelidir. Sıraları dizdiği kadar şahsiyetleri de inşa etmelidir. Gerekirse bir ekmeği bölüşürüz, gerekirse lokmamızı küçültürüz. Ancak çocuklarımızı okumak istedikleri kitaplardan, araştırma yapacakları, zanaat öğrenecekleri atölyelerden, milli sporcu olarak yetişecekleri spor sahalarından, Türkçe şarkıları yükseltecekleri sahnelerden mahrum bırakamayız. Matematikle parlayan zihinler kadar şiirle çözülen dillere, sporla disiplin kazanan bileklere, sahnede cesaret kazanan yüreklere alan açmalıyız."

"PANSUMAN TEDBİRLER BİZİM MEŞGALEMİZ DEĞİLDİR"

Okullarda yaşanan ve 10 kişinin hayatını kaybettiği şiddet olaylarının ardından alınan güvenlik önlemlerinin yetersizliğine dikkat çeken Bahçeli, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Çözüm, yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı değildir. Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir."

"ÖĞRETMENİ MEMUR KONUMUNA SÜRÜKLEMEK GAFLETTİR"

Öğretmenlik mesleğinin ve okuldaki eğitmen otoritesinin korunması gerektiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Öğretmeni ikinci bir ana-baba sayan, yücelten, baş tacı eden, hürmet gösteren bir gelenekten kopup ders anlatan bir memur konumuna sürüklemek izahı mümkün olmayan bir gaflettir. Öğretmenin itibarının zedelendiği, sözünün değersizleştirildiği, sınıf içindeki otoritesinin aşındırıldığı bir düzende ne sağlam bir eğitim nizamı kurulur ne de milli ve manevi kıymetlerle yoğrulmuş bir nesil inşa edilir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz."

Nihayet: Muhsin Yazıcıoğlu davasında sona doğru
Nihayet: Muhsin Yazıcıoğlu davasında sona doğru
İçeriği Görüntüle

"TOPLUM HAYATINI ZEHİRLEYEN BİR FESAT DÜZENİ"

Sosyal medyanın ve denetimsiz dijital mecraların gençler üzerindeki etkilerini eleştiren Bahçeli, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olayların akabinde yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, çok sayıda Telegram grubunun kapatılması ve onlarca şahıs hakkında adli işlem başlatılması; dijitalleşmenin denetimsiz kaldığında yalnız bireyi değil, toplum hayatını da zehirleyen bir fesat düzenine dönüşebildiğini açıkça göstermiştir."

Kaynak: HABER MERKEZİ