Dışişleri Bakanlığı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanmasının 90. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Türkiye'nin Türk Boğazları üzerindeki egemenlik haklarının temel dayanaklarından biri olan sözleşmenin 90 yıldır tarafsızlık, şeffaflık ve titizlik ilkeleri doğrultusunda uygulandığı belirtilirken Türkiye'nin Montrö rejimini aynı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceği vurgulandı.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİ'NİN STRATEJİK ÖNEMİNE VURGU
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Türkiye açısından tarihi ve stratejik önem taşıdığı ifade edildi.
Açıklamada, sözleşmenin Türkiye'nin iç suları niteliğindeki Türk Boğazları üzerindeki egemenliğini uluslararası hukuk çerçevesinde teyit ettiği belirtilerek, geçen 90 yıllık süreçte sözleşmenin büyük bir hassasiyetle uygulandığı kaydedildi.
Bakanlık, Montrö rejiminin yalnızca Türkiye'nin haklarını güvence altına almakla kalmadığını, aynı zamanda bölgesel güvenlik açısından da önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti.
KARADENİZ'DE BARIŞ VE İSTİKRARIN TEMELİ
Açıklamada Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin Karadeniz'de barış, güvenlik ve istikrarın korunmasındaki rolüne de vurgu yapıldı.
Bakanlık, sözleşmenin hem barış dönemlerinde hem de savaş dönemlerinde uluslararası hukuk bakımından geçerliliğini koruduğunu belirterek bugüne kadar yaşanan gelişmelerin Montrö'nün önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.
Karadeniz'de dengelerin korunmasına katkı sağlayan sözleşmenin, bölgesel istikrar açısından temel mekanizmalardan biri olmayı sürdürdüğü kaydedildi.
"TÜRKİYE AYNI KARARLILIKLA UYGULAMAYA DEVAM EDECEK"
Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uygulama konusundaki tutumunun değişmeyeceğini bildirdi.
Yapılan açıklamada, Türkiye'nin bugüne kadar sözleşmeyi tarafsızlık, şeffaflık ve uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda uyguladığı belirtilirken bundan sonraki süreçte de aynı anlayış ve kararlılıkla hareket edileceği ifade edildi.
Bakanlık, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin uluslararası hukuktaki önemini koruduğunu ve Türkiye'nin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyi sürdüreceğini vurguladı.


