MV Hondius adlı uluslararası yolcu gemisinde patlak veren hantavirüs salgını, küresel sağlık otoritelerini harekete geçirdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), gemide yayılan hastalığın nadir görülen ve insandan insana bulaşma özelliği taşıyan Andes virüsü olduğunu doğruladı. Salgının ardından Fransa ve ABD'li yolcular sıkı izolasyon ve karantina süreçlerine tabi tutulurken, gemide bulunan 3 Türk vatandaşı da Türkiye'ye getirilmek üzere yola çıkarıldı. Sağlık Bakanlığı, sürecin titizlikle takip edildiğini belirterek kamuoyunu rahatlatan açıklamalarda bulundu. Bu gelişmelerin ardından vatandaşlar, hantavirüsün ne olduğunu, nasıl bulaştığını ve hastalıktan nasıl korunulması gerektiğini yoğun bir şekilde araştırmaya başladı.

TÜRKİYE'DE HANTAVİRÜS VAKASI VAR MI?

Sağlık Bakanlığı, hantavirüs iddialarına yönelik resmi bir açıklama yaparak Türkiye'deki güncel durumu değerlendirdi. Bakanlık, sürecin bilimsel esaslar doğrultusunda titizlikle takip edildiğini belirterek, Türkiye'de şu an için herhangi bir pozitif hantavirüs vakası bulunmadığını duyurdu. Açıklamada, vatandaşların yalnızca resmi makamlardan gelen bilgilere itibar etmeleri gerektiği vurgulanırken, halk sağlığını tehdit edebilecek bulaşıcı hastalıklara karşı tarama, önleme ve izleme çalışmalarının kesintisiz sürdüğü ifade edildi. Ayrıca uluslararası seyahat gemisinden tahliye edilerek Türkiye'ye getirilen 3 Türk vatandaşının, ülkeye giriş yaptıktan hemen sonra tedbir amacıyla karantinaya alınacağı ve sağlık durumlarının yakından izleneceği bildirildi.

HANTAVİRÜS NEDİR VE NASIL BULAŞIR?

Hantavirüs, genellikle fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan, ciddi solunum yolu ve böbrek rahatsızlıklarına yol açabilen viral bir hastalıktır. Virüsün temel bulaşma yolları şunlardır:

  • Kemirgenlerin idrar, dışkı veya tükürüklerinin kuruyarak havaya karışması ve bu tozlu havanın insanlar tarafından solunması (en yaygın bulaşma şekli).
  • Virüsle kontamine olmuş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin ağız, burun veya gözlere sürülmesi.
  • Nadir de olsa enfekte bir kemirgen tarafından ısırılma veya tırmalanma.

DSÖ'nün doğruladığı üzere, MV Hondius gemisinde görülen Andes virüsü varyantı, hantavirüsün insandan insana bulaşabilen çok nadir bir türü olarak dikkat çekmektedir. DSÖ şu an için Covid-19 benzeri büyük bir pandemi beklemese de, bu varyantın bulaşma dinamikleri yakından takip edilmektedir.

HANTAVİRÜS BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hantavirüs enfeksiyonu, başlangıçta grip benzeri şikayetlerle kendini gösterse de, ilerleyen günlerde hayati risk taşıyan tablolara dönüşebilir. Hastalığın başlıca semptomları şunlardır:

  • Yüksek ateş, şiddetli halsizlik ve yorgunluk.
  • Kas ağrıları, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma ve ishal.
  • İlerleyen evrelerde kuru öksürük ve nefes darlığı.
  • Akciğerlerde sıvı birikimi (pulmoner sendrom) ve solunum yetmezliği.
  • Ağır vakalarda iç kanama ve akut böbrek yetmezliği.

Uzmanlar, özellikle riskli ortamlarda bulunan ve bu belirtileri gösteren kişilerin zaman kaybetmeden tam donanımlı bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği konusunda uyarıyor.

İsviçre'deki Türk gencinden sıcak hava isyanı: "Ülkede klima takmak yasak"
İsviçre'deki Türk gencinden sıcak hava isyanı: "Ülkede klima takmak yasak"
İçeriği Görüntüle

HANTAVİRÜSÜN TEDAVİSİ VAR MI?

Günümüzde hantavirüs enfeksiyonunu doğrudan iyileştirecek spesifik bir antiviral ilaç veya onaylanmış bir aşı tedavisi bulunmamaktadır. Bu nedenle hastalığın yönetiminde erken tanı hayati bir öneme sahiptir. Virüse yakalanan hastalar genellikle yoğun bakım ünitelerinde izole edilerek destekleyici tedavi altına alınır. Solunum yetmezliği gelişen hastalara oksijen desteği veya entübasyon sağlanırken, böbrek fonksiyonlarının korunması ve iç kanama riskinin azaltılması için kapsamlı tıbbi müdahaleler uygulanır.

HANTAVİRÜSTEN NASIL KORUNULUR?

Hantavirüse karşı alınabilecek en etkili önlem, virüsün ana kaynağı olan kemirgenlerle teması tamamen kesmektir. Hastalıktan korunmak için dikkat edilmesi gereken başlıca kurallar şunlardır:

  • Ev, depo, bodrum, çatı katı ve garaj gibi kapalı alanlarda hijyen standartlarını en üst düzeyde tutmak.
  • Fare ve sıçanların yaşam alanlarına girmesini engelleyecek fiziksel tedbirler almak (delik ve çatlakları kapatmak).
  • Kemirgenlerle veya onların dışkılarıyla doğrudan temastan kesinlikle kaçınmak.
  • Uzun süre kapalı kalmış, havalandırılmamış ve tozlanmış alanları temizlerken mutlaka koruyucu maske ve eldiven kullanmak.
  • Temizlik esnasında virüs partiküllerinin havaya kalkmasını önlemek için süpürmek yerine çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla ıslak temizlik yöntemlerini tercih etmek.

Kaynak: HABER MERKEZİ