Eklem romatizması, yalnızca ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu değil. Bağışıklık sisteminin eklemlere saldırması sonucu gelişebilen iltihaplı romatizmal hastalıklar, genç yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. Tedavi edilmediğinde kalıcı eklem hasarına ve hareket kısıtlılığına yol açabilen bu hastalıklarda erken teşhis büyük önem taşıyor.
Fizik Tedavi Uzmanı Ömer Sağlam, Türkinform'a yaptığı değerlendirmede, eklem romatizmasının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi sürecine ilişkin önemli bilgiler paylaştı.
"SABAH TUTUKLUĞU EN ÖNEMLİ BELİRTİLERDEN BİRİ"
Eklem romatizmasının ilk belirtilerinin çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten Fizik Tedavi Uzmanı Ömer Sağlam, şu değerlendirmede bulundu:
"Eklem romatizmasının en dikkat çekici belirtilerinden biri sabahları 30 dakikadan uzun süren tutukluk hissidir. Bunun yanında eklem ağrısı, şişlik, hareket kısıtlılığı, el ve ayak parmaklarında hassasiyet, eklem çevresinde sıcaklık artışı ve günlük işlerde zorlanma görülebilir. Özellikle hareket ettikçe azalan sabah tutukluğu, iltihaplı romatizmal hastalıklar açısından önemli bir bulgudur."
"HER EKLEM AĞRISI YAŞLILIĞA BAĞLANMAMALI"
Uzun süren eklem ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Sağlam, şu ifadeleri kullandı:
"Toplumda eklem ağrılarının yaşlanmanın doğal sonucu olduğu düşünülüyor. Oysa özellikle birkaç haftadan uzun süren ağrılar, sabah tutukluğu ve eklem şişliği varsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken tanı sayesinde eklem hasarı oluşmadan tedaviye başlanabilir."
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
Eklem romatizmasının bazı kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Ömer Sağlam, şunları söyledi:
"Ailesinde romatizmal hastalık öyküsü bulunanlar, kadınlar, orta yaş ve üzerindeki bireyler, sigara kullananlar, fazla kilolu kişiler ve bazı otoimmün hastalıklara sahip bireylerde risk daha yüksektir. Ancak bu hastalıklar her yaşta ortaya çıkabilir."
"ERKEN TANI EKLEM HASARINI ÖNLEYEBİLİR"
Tanı sürecinde hem muayenenin hem de laboratuvar incelemelerinin önemli olduğunu ifade eden Sağlam, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Hastanın şikâyetleri ve fizik muayene tanıda yol göstericidir. Gerekli durumlarda kan testleri, iltihap belirteçleri, romatizmal hastalıklara yönelik antikor testleri ile ultrason, röntgen ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Erken teşhis sayesinde hastalığın ilerlemesi büyük ölçüde kontrol altına alınabilir."
TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR
Tedavinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını belirten Fizik Tedavi Uzmanı Ömer Sağlam, şunları kaydetti:
"Tedavi; hastalığın türüne ve şiddetine göre planlanır. İlaç tedavisinin yanı sıra fizik tedavi uygulamaları, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları tedavinin önemli parçalarıdır. İleri evrede eklem hasarı gelişen bazı hastalarda cerrahi yöntemler de gündeme gelebilir."
"ROMATOLOJİYE BAŞVURMAK GECİKMEMELİ"
Eklem romatizması belirtileri yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurgulayan Sağlam, şu ifadeleri kullandı:
"Eklem romatizması şüphesi bulunan hastaların öncelikle Romatoloji uzmanına başvurması gerekir. Romatoloji uzmanının bulunmadığı merkezlerde ilk değerlendirme İç Hastalıkları uzmanı tarafından yapılabilir. Hareket kaybının azaltılması ve fonksiyonların korunmasında ise fizik tedavi süreci büyük önem taşır."
BU BELİRTİLERİ GÖRMEZDEN GELMEYİN
Fizik Tedavi Uzmanı Ömer Sağlam, aşağıdaki belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti:
"Birkaç haftadan uzun süren eklem ağrıları, sabahları uzun süren tutukluk, eklem şişliği ve kızarıklığı, dinlenmeyle geçmeyen ağrılar, birden fazla eklemde aynı anda gelişen şikâyetler, hareket kısıtlılığı, nedeni açıklanamayan halsizlik ve hafif ateş romatizmal hastalıkların habercisi olabilir. Erken tanı hem eklem sağlığını hem de yaşam kalitesini korumanın en önemli adımıdır."
Uzmanlar, eklem romatizmasının günümüzde erken tanı ve uygun tedaviyle büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirterek, uzun süren eklem şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.








