Amerika Birleşik Devletleri (ABD) İran arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı’na sıçramış durumda. İran'ın 28 Şubat’ta başlayan saldırılara misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapattı. Trump, abluka uyguladığını açıkladı. Son günlerde tansiyon orada bir hayli yüksek. Karşılıklı gemi alıkoyma hamleleriyle tırmanan kriz, küresel enerji piyasalarda dengeleri değiştiriyor.

Haydut İsrail o ülkeden geri çekilirken sivillere ateş açtı
Haydut İsrail o ülkeden geri çekilirken sivillere ateş açtı
İçeriği Görüntüle

Peki, Hürmüz gerilimi nasıl sonuçlar doğuracak? Türkiye ekonomisi nasıl etkilenecek? İstanbul Aydın Üniversitesinden Ekonomist Elif Kaya, konuya ilişkin Türkinform’dan Ecem Çetin’e özel açıklamalarda bulundu.

HÜRMÜZ GERİLİMİ TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLEYECEK?

Hürmüz Boğazının, küresel enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği ana damar olması sebebiyle sadece enerji girdisini değil, tüm makroekonomik dengeleri sarsma potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Kaya, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji arzının damar yolu olmasının ötesinde, makroekonomik dengeleri sarsan bir kaldıraç etkisine sahip olduğunu kaydetti.

Hürmüz'deki bir tıkanma, sadece petrol fiyatlarını değil; küresel tedarik zincirini, navlun maliyetlerini ve buna bağlı olarak küresel enflasyon beklentilerini CPI yukarı yönlü sarstığını söyleyen Elif Kaya, bu durumun, büyük merkez bankalarının özellikle Fed'in faiz politikalarını "şahin" tutmasına ve küresel büyümenin yavaşlamasına stagflasyon riski neden olduğunu aktardı.

“TÜRKİYE İÇİN HÜRMÜZ'DEKİ HER TANSİYON ARTIŞI, DOĞRUDAN CARİ AÇIK VE ENERJİ İTHALAT FATURASI DEMEKTİR”

Petrol ve doğalgazda yüzde 90'ın üzerinde dışa bağımlı olan Türkiye için Hürmüz'deki her tansiyon artışının, doğrudan cari açık ve enerji ithalat faturası olduğunu aktaran Elif Kaya, “Brent petrolün 100 dolar sınırına yaklaştığı her senaryo, iç piyasada akaryakıt zamlarını ve üretim maliyetlerini tetikler. Küresel risk iştahının azaldığı dönemlerde TL üzerindeki baskı artmakta, bu da "döviz şoku" riskini canlı tutmaktadır. Türkiye'nin ihracatı büyük oranda ithal ara malına dayalı olduğu için, dövizdeki artış ihracatçının hammadde maliyetini yükselterek "ihracatın ithalata bağımlılığı" çıkmazını derinleştirir” dedi.

“BU SABİT GÖRÜNÜM, JEOPOLİTİK FIRTINANIN ORTASINDA TÜRKİYE İÇİN BİR "EKONOMİK ÇIPA" GÖREVİ GÖRMEKTEDİR”

Kaya, şunları söyledi:

“Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global Ratings, 2026 Nisan ayı başında yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin kredi notunu teyit ederken, görünümü "durağan" olarak sabit tuttu. Bu açıklama, Türkiye'nin uyguladığı sıkı para politikası ve mali disipline bir "kredi" olarak okunabilir. S&P, bölgedeki gerilime rağmen Türkiye'nin politika setini korumasını, dış şoklara karşı bir tampon olarak değerlendirmektedir. Bu sabit görünüm, jeopolitik fırtınanın ortasında Türkiye için bir "ekonomik çıpa" görevi görmektedir”

Muhabir: ECEM ÇETİN