ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılar birinci ayını doldururken, zaten sıkıntılı olan Türkiye ekonomisi, petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle daha da zor bir dönemden geçiyor. Bu sıkıntılı dönemde ekonomi yönetiminin aldığı kararlar ne kadar etkili olacak başlıca tartışma konusu.

Petroldeki artış doğal olarak benzin ve motorin fiyatlarının 80 lira seviyelerine yükselmesine neden oldu. Akaryakıta gelen zamlar, günlük market harcamalarına da yansıyor. Bu durum da enflasyonun artmasına yol açıyor. Resmi verilere göre, enflasyonun artışı nispeten yavaşlasa da vatandaşın günlük hayatındaki zam gerçeği değişmiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan enflasyon oranlarında son aylarda bir yavaşlama görülüyor. Artış hızının düşmesi, teknik olarak “enflasyonun düştüğü” anlamına gelmiyor, sadece zamlar yavaşlıyor.

Tam da bu noktada, algı ile gerçeklik arasındaki büyük fark, markete gidince ortaya çıkıyor. Gıda, kira ve ulaşım gibi temel kalemlerde artış hala devam ediyor. Resmi veriler, artışın yavaşladığını söylese de vatandaş, bu söylemi günlük hayatında hissetmiyor.

Enflasyon Araştırma Grubunun (ENAG) açıkladığı veriler ile TÜİK verileri arasındaki fark giderek artarken, kamuoyundaki güven tartışmalarına da hız veriyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik bir etki de yaratıyor. İnsanlar hangi veriye inanacağını bilemez hale geliyor.

İşin acı tarafı ise “resmi enflasyon” ile “hissedilen enflasyon” arasında oluşan uçurum. Hissedilen enflasyon, gelir düzeyi, harcama alışkanlıkları ve yaşam tarzına göre değişirken, vatandaşın gıda fiyatlarında gördüğü artış, bütün verileri yıkıp geçiyor.

Bütün bunlar yaşanırken, toplum psikolojisi de devreye giriyor. Ekonomistler, enflasyonla mücadelenin sadece rakamlarla değil, güvenle de ilgili olduğunu belirtiyor. Eğer toplumun geneli, enflasyonun düşeceğine inanmazsa fiyatlama davranışları da buna göre şekilleniyor. Doğal olarak bu durum, enflasyonu düşürmeyi daha zor hale getiriyor.

Teknik anlamda enflasyonda bir yavaşlama olsa da vatandaşın cebine yansıyan hiçbir şey yok. Evet enflasyon kısmen düşüyor ya da yavaşlıyor, ancak algının değişmesi için fiyatların gerçekten hissedilir şekilde gerilemesi de gerekiyor.

Bu arada mart enflasyonu, nisan ayının ilk haftasında açıklanacak. Bir aydır süren İran savaşının Türkiye ekonomisine yansıması da böylece ortaya çıkacak. Akaryakıt artışlarıyla gelen zamlar enflasyonu ne kadar artıracak ya da yine bir Ali Cengiz oyunu ile enflasyon düşük mü gösterilecek hep birlikte göreceğiz.