23 Kasım 1881’de İstanbul’da doğan Enver Paşa, askeri yetenekleriyle genç yaşta öne çıktı. Harp Akademisi’nden mezun olduktan sonra kısa sürede kurmay rütbesiyle Selanik’teki 3. Ordu’ya atandı. 1906’da binbaşı oldu ve aynı yıllarda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kuruluşunda öncü rol üstlendi. Berlin Askeri Ataşeliği sırasında Almanca öğrendi, Fransızcaya da hakimdi. 1913 yılında Bâb-ı Ali Baskını’nın ardından Bulgar işgali altındaki Edirne’yi kurtararak halkın ve ordunun gözünde kahramanlaştı. Kısa sürede albaylığa, ardından mirlivaya terfi etti. Aynı yıl, Sultan Abdülmecid’in torunu Naciye Sultan ile evlenerek saray damadı oldu.
TRABLUSGARP VE BALKAN SAVAŞLARI
Trablusgarp Savaşı sırasında gönüllü olarak bölgeye giden genç subaylar arasında yer aldı. “Mustafa Kemal Bey, Cami Bey, Fethi Bey” gibi isimlerle birlikte yerel halkı örgütledi. Sunusi şeyhleriyle anlaşarak 20 bin kişiyi seferber etti, hatta merkezi maliyeden yardım ulaşamadığı için kendi adına para bastırdı. Bu başarı, kıyıdan içeri giremeyen İtalyanlara karşı önemli bir zafer sayıldı. Trablusgarp savunması Balkan Savaşı nedeniyle subaylar İstanbul’a çağrılsa da uzun süre devam etti. Bu dönemde yarbaylığa yükseldi.

I. DÜNYA SAVAŞI
1914’te Harbiye Nazırı olan Enver Paşa, Osmanlı’nın Almanya safında I. Dünya Savaşı’na girmesinde etkili oldu. Ancak bu karar diplomatik girişimlerin yetersiz kaldığı, hatta hiç denenmediği bir ortamda alındı. Meşruti hükümetlerin en zayıf yönlerinden biri olarak diplomasiye yeterince önem verilmemesi gösterildi. “Ordular hiç hazırlıklı değildi” ve bu hazırlıksızlık savaşın ağır sonuçlara yol açmasında etkili oldu. Sarıkamış gibi büyük felaketler yaşansa da Kut’ül Ammare gibi zaferler de elde edildi.
GENÇ KOMUTANLARLA GERİLİM
Başkumandan Vekili sıfatıyla savaş planlarında etkili olan Enver Paşa, bazı kararları nedeniyle eleştirildi. Özellikle Esat Paşa, Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Kazım Karabekir ve Fevzi Paşa gibi komutanlar savaşa girilmemesinden yanaydı. Aralarındaki görüş ayrılıkları zamanla gerilime dönüştü. Buna rağmen tüm komutanlar görevlerini yerine getirdi. Enver Paşa’nın onlarla yaşadığı fikir ayrılıkları, ileride İstiklal Savaşı’nı yürütecek kadroların temellerini oluşturdu.
TÜRKİSTAN’A YOLCULUK VE SON
Mondros Mütarekesi’nin ardından Enver Paşa ülkeyi terk ederek Berlin’e geçti. 1920’de Bakü’deki Doğu Ulusları Kongresi’ne katıldı. Ardından Batum’da Türkiye Şuraları Partisi’ni kurarak Türkistan’da bağımsızlık hareketine liderlik etti. “Tacikistan’daki Çeğen köyünde, 4 Ağustos 1922 günü Kızıl Ordu kuşatmasını yarmaya çalışırken şehit düştü.” O sırada 41 yaşındaydı ve rütbesi 1. Ferik’ti. Mareşallik (müşir) rütbesine ulaşacak zamanı olmadı.
TACİKİSTAN’DA HATIRASI YAŞIYOR
Enver Paşa'nın mücadelesi, özellikle Orta Asya Türk halkları arasında derin izler bıraktı. Basmacı hareketinin simgesi haline geldi ve bölgedeki halk tarafından uzun yıllar saygıyla anıldı. Tacikistan’da bulunan mezarı uzun süre ziyaret edildi.