İsrail polisinin Filistinlilerin bölgeye girişini engelleyip gazetecileri uzaklaştırdığı olaylar sırasında, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in de Mescid-i Aksa baskını sonrası gruba dahil olması gerilimi zirveye taşıdı.

ŞAM KAPISI'NDA IRKÇI SLOGANLAR VE SALDIRILAR

Sabahın erken saatlerinden itibaren Şam Kapısı ve çevresinde toplanan fanatik gruplar, ellerinde İsrail bayraklarıyla Filistinlilere yönelik "Araplara ölüm" ve "Köyün yansın" gibi nefret söylemi içeren sloganlar attı. Eski Şehir'in dar sokaklarında yürüyen gruplar, sadece Müslüman mahallelerinde değil, Hristiyan mahallelerinde de yaşayan sakinlere ve iş yerlerine fiziksel saldırılarda bulundu. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, provokatörlerin yerli halkı sistematik olarak taciz ettiği görüldü.

Bay 1

GAZETECİLER VE AKTİVİSTLER ZORLA UZAKLAŞTIRILDI

İsrail polisi, yürüyüş güzergahı üzerinde geniş güvenlik önlemleri alırken taraflı bir tutum sergilediği gerekçesiyle eleştirildi. Polisin, Eski Şehir içindeki aktivistleri ve görev başındaki basın mensuplarını zorla bölgeden çıkardığı, ancak ırkçı sloganlar atan ve saldırgan eylemlerde bulunan fanatik gruplara müdahale etmediği gözlemlendi. Gazetecilerin çekim yapmasının engellenmesi, bölgedeki hak ihlallerinin belgelenmesini zorlaştırdı.

Bay 3

BEN-GVİR'DEN MESCİD-İ AKSA BASKINI

Aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, provokatif etkinliğe destek vererek Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Bu eylemin ardından fanatiklerin toplandığı Şam Kapısı'na gelen Ben-Gvir, yürüyüşün sembolik liderlerinden biri olarak sahne aldı. Bakanın bu tutumu, hem Filistin kanadından hem de uluslararası toplumdan "yangına körükle gitmek" şeklinde sert tepkiler topladı.

Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
Tahran'a sert uyarı: "Deniz trafiğini tehdit ederseniz vurmaya devam ederiz"
İçeriği Görüntüle

Bay 4

DOĞU KUDÜS'ÜN STATÜSÜ VE TARİHSEL GERİLİM

1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana işgal altında olan Doğu Kudüs, uluslararası hukuka göre Filistin toprağı olarak kabul ediliyor. Ancak İsrail'in 1980'de kenti "birleşik başkenti" ilan etmesi ve bölgeyi Yahudileştirme politikaları, her yıl düzenlenen bu yürüyüşle daha da derinleşiyor. Filistin yönetimi, bu etkinliklerin demografik yapıyı değiştirme ve Filistinli nüfusa karşı ayrımcılığı meşrulaştırma çabası olduğunu vurguluyor.

Kaynak: AA