Jeffrey Epstein’in 10 Ağustos 2019’da New York’taki Metropolitan Islah Merkezi’nde (MCC) hayatını kaybetmesi, yalnızca bir “cezaevi intiharı” olarak kayda geçmedi. O günden bu yana olayın etrafında oluşan soru işaretleri, özellikle FBI’ın kamera kayıtlarına yaklaşımı nedeniyle daha da derinleşti. Son yıllarda yayımlanan belgeler ve teknik incelemeler, Epstein’in ölümüne ilişkin delil zincirinde ciddi boşluklar bulunduğunu gösteriyor.

FBI, EPSTEIN'İN ÖLDÜĞÜ GECE GÖRÜNTÜLERİ Mİ SİLDİ?

Tartışmaların merkezindeki ilk başlık, Epstein’in cezaevindeki kamera kayıtlarının akıbeti. Epstein, ölümünden haftalar önce, 23 Temmuz 2019’da ilk kez “şüpheli bir intihar girişimi” geçirmişti. Bu olaydan sonra hücre koridoruna ait kamera görüntülerinin yanlış etiketleme nedeniyle korunamadığı ve kayıtların daha sonra “artık mevcut olmadığı” mahkeme tutanaklarına yansıdı. Federal savcılar, teknik hatalar nedeniyle bu görüntülerin yedek sistemlerde dahi bulunamadığını açıkladı.

H Ayb Ybda E A Aw G W

Asıl kritik nokta ise Epstein’in ölüm gecesi. Cezaevindeki güvenlik kamerası sisteminin 29 Temmuz 2019’da arızalandığı ve bu nedenle 9–10 Ağustos gecesine ait görüntülerin büyük bölümünün kaydedilmediği belirtildi. Epstein’in bulunduğu hücre bloğunda yalnızca tek bir kameradan sınırlı görüntü elde edilebildi. Hücre kapısını ve koridoru doğrudan gören kameraların ise kayıt üretmediği kabul edildi.

Bu durum, “kasıtlı silme” iddialarının zeminini oluşturdu. Çünkü ortada yalnızca eksik kayıtlar değil, aynı zamanda kamuoyuna daha sonra sunulan görüntülerin niteliğine dair ciddi teknik soru işaretleri bulunuyor.

Epstein Prison

ADALET BAKANLIĞI'NIN PAYLAŞIMI ADOBE PROGRAMIYLA OLUŞTURULMUŞ

Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılında kamuoyuyla paylaştığı ve “ham görüntü” olarak tanımladığı video dosyaları, bağımsız uzmanlar tarafından incelendiğinde yeni bir tartışmayı tetikledi. Dosya meta verileri, videonun bir Adobe Premiere Pro projesi üzerinden oluşturulduğunu ve bir Windows bilgisayarda “MJCOLE~1” adlı kullanıcı profilinden işlendiğini ortaya koydu.

Daha da dikkat çekici olan, video birleştirilirken yaklaşık 2 dakika 53 saniyelik bir bölümün kesilmiş olmasıydı. Bu kesintinin, kameraların her gece 23:59’da yaptığı rutin bir dakikalık teknik kesintiden hemen önceki dakikaları kapsadığı belirlendi. Eleştirmenlere göre bu zaman aralığı, Epstein’in hücresine herhangi bir giriş olup olmadığının tespit edilebileceği kritik bir pencereyi içeriyordu.

Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
Müzakere hattında işler karışık! İran: "ABD saldırıları sürdüğü sürece masada yokuz"
İçeriği Görüntüle

Yetkililer, eksik dakikaların teknik zorunluluklardan kaynaklandığını savundu. Ancak görüntülerin “ham” olarak sunulmasına rağmen kurgu yazılımı izleri taşıması, FBI’ın paylaştığı delillerin bütünlüğü konusunda ciddi şüpheler doğurdu. Meta verilerde görülen kullanıcı adının bir FBI personeline ait olabileceği iddia edilse de, bu konuda resmi bir doğrulama veya isimlendirme yapılmadı.

H Ayb Ybea A A A N Drv

YENİ BELGELER TARTIŞMAYI ALEVLENDİRDİ

Epstein’in ölümüne ilişkin son yıllarda yayımlanan belgeler, yalnızca teknik değil, kurumsal tutarsızlıklara da işaret ediyor. 2026 başında kamuoyuna yansıyan bir FBI gözlem raporunda, ölüm gecesi saat 22:39 sularında kamerada “turuncu renkte bir şeklin” Epstein’in bulunduğu L katına çıkan merdivenlerde hareket ettiği not edildi. FBI görevlisi bu görüntüyü “muhtemelen bir mahkûm” olarak raporladı.

Ancak Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun (OIG) aynı görüntüyü farklı yorumladığı ortaya çıktı. OIG raporunda söz konusu şeklin, “turuncu renkli çarşaf veya nevresim taşıyan bir infaz koruma memuru” olabileceği ifade edildi. Nihai raporda bu kişinin gardiyan olarak kayda geçtiği belirtildi.

Turuncu kıyafetlerin ABD cezaevlerinde genellikle mahkûmlarla özdeşleştirilmesi, aynı görüntünün iki resmi kurum tarafından farklı şekilde yorumlanmasını daha da tartışmalı hale getirdi. Yetkililer, o gece Epstein’ın yanına başka bir tutuklu götürülmediğini savunuyor. Bu durumda görüntüdeki figürün gerçekten bir mahkûm olması, resmi anlatımla açık bir çelişki doğuracaktı.

Epstein Dosyalarından Hitler Çıktı

FBI RAPORUNDA TUTARSIZLIKLAR VAR

Belgeler arasında yer alan bir diğer dikkat çekici unsur, FBI’ın Epstein’in ölümüyle ilgili iki farklı rapor versiyonunun bulunması. Dosyalarda biri 23 sayfa, diğeri 17 sayfa olan iki raporun birlikte yer aldığı, ancak bu durumun nedenine dair hiçbir resmi açıklama yapılmadığı görülüyor.

İki versiyon arasında bazı detayların çıkarılmış veya değiştirilmiş olması, raporların sonradan redakte edilip edilmediği sorusunu gündeme taşıdı. Yetkililerin bu konuda sessiz kalması, şeffaflık tartışmalarını daha da derinleştirdi.

Jeffrey Epstein’in Ölümünden Sonra Çekilen Fotoğraflar Ortaya Çıktı 2

Kamuoyuna açılan geniş kapsamlı otopsi belgeleri de soru işaretlerini besleyen bir diğer unsur oldu. Epstein’in boyun bölgesinde tespit edilen kemik kırıkları ve yaralanmalar, bazı adli tıp uzmanları tarafından intihardan ziyade boğmaya bağlı ölümlerde daha sık görülen bulgular olarak değerlendirildi. Resmi makamlar ise bu bulguların intihar sonucunu değiştirmediğini savunarak kararlarını korudu.

Ancak teknik delillerdeki belirsizlikler, kamera kayıtlarındaki kopukluklar ve FBI belgelerindeki tutarsızlıklar bir araya geldiğinde, Epstein dosyasının hala tam anlamıyla kapanmadığı algısı güçleniyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ