Al Jazeera’ye konuşan Fidan, tarafların sıcak bir savaştan kaçınma niyetinde olduklarını gözlemlediklerini ifade ederken, Türkiye ve Katar’ın bölgesel istikrarı sağlamak adına her türlü diplomatik desteği sunmaya hazır olduğunu belirtti.

ABD-İRAN KRİZİNDE DİPLOMASİ İÇİN TAM ZAMANI

Bakan Hakan Fidan, tarafların 20 yılı aşkın süredir nükleer meseleyi ve bölgesel nüfuz alanlarını tartıştığını hatırlatarak, gelinen noktada artık bir karar verilmesi gerektiğini söyledi. İsrail’in provokasyonlarıyla körüklenen bir savaş riskinin en kötü senaryo olduğunu dile getiren Fidan, "Artık durup, sadece ilgili iki ülkeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bu soruna gerçek bir çözüm bulma zamanı geldi" dedi. Washington ve Tahran yönetimlerinde savaşı sonlandırmak ve normalleşmeye dönmek için yeterli istek ve niyetin bulunduğuna dair izlenimler aldıklarını belirten Fidan, tarafların bugüne kadar yeterince tecrübe kazandığını ve artık kalıcı bir anlaşmanın eşiğinde olunması gerektiğini vurguladı.

A A 20260512 41362227 41362226 D I S I S L E R I B A K A N I F I D A N D O H A D A

TÜRKİYE VE KATAR’DAN ARABULUCULUK MESAİSİ

Türkiye ve Katar arasındaki stratejik işbirliğinin arabuluculuk alanında 10 yılı aşkın süredir mükemmel şekilde işlediğini ifade eden Fidan, bu koordinasyonun sadece Körfez krizinde değil, Libya ve Afganistan gibi birçok noktada somut sonuçlar verdiğini hatırlattı. Katar Emiri ve hükümetinin reklam peşinde koşmadan, sadece sorunu çözmeye odaklı çalıştığını belirten Bakan, Türkiye'nin de aynı prensiple hareket ettiğini söyledi. ABD ve İran’ın kendi aralarındaki görüşmeleri olumlu sonuçlandırmalarını umduklarını kaydeden Fidan, "Sonrasında ek bir desteğe ihtiyaç duyulursa biz de orada olabiliriz" diyerek Ankara’nın kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunun sinyalini verdi.

BÖLGESEL SAHİPLENME VE YENİ DÜZEN ARAYIŞI

Bölgedeki sorunların çözümünde "hegemon" kavramını bölge sözlüğünden silmek istediklerini belirten Hakan Fidan, tahakküm yerine toprak bütünlüğü ve egemenliğe saygı temelli bir işbirliği modelini savundu. Son 30 yıldaki savaşlardan ve istikrarsızlıktan acı dersler çıkarıldığını ifade eden Fidan, bölge ülkelerinin artık kendi sorunlarını çözecek olgunluğa ve yaratıcı fikirlere sahip olduğunu dile getirdi. ABD ve İran arasında sağlanacak bir anlaşmanın, sadece ikili bir uzlaşı değil, tüm Orta Doğu’nun çehresini değiştirecek yeni ve barışçıl bir bölgesel düzenin kapısını aralayacağını sözlerine ekledi.

A A 20260512 41362227 41362225 D I S I S L E R I B A K A N I F I D A N D O H A D A

TÜRKİYE ENERJİ GÜVENLİĞİNDE HAZIRLIKLI

Olası bir başarısızlık senaryosunda dahi Türkiye’nin enerji güvenliği noktasında hazırlıklı olduğunu belirten Fidan, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimlerin Türkiye'yi doğrudan felç etmeyeceğini vurguladı. Orta Asya, Rusya, İran ve Azerbaycan üzerinden gelen üç büyük ana boru hattının Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşıladığını hatırlatan Bakan, enerjiyi büyük oranda gemilerle taşımadıkları için deniz yolu krizlerine karşı dayanıklı olduklarını ifade etti. Ancak küresel enerji fiyatları ve dünya ekonomisinin yeni bir çatışmayı kaldıramayacağını belirten Fidan, bu yüzden Hürmüz dahil tüm geçiş noktalarında savaş öncesi serbest statüye geri dönülmesini istediklerini kaydetti.

İSRAİL’İN BARIŞTAN BAŞKA PLANLARI VAR

Bölge içi ve dışı aktörlerin Hürmüz Boğazı'nın açılması ve istikrarın tesisi yönünde hemfikir olduğunu ifade eden Bakan Fidan, İsrail’in bu genel eğilimden bağımsız ve tehlikeli bir yol haritası izlediğine dikkat çekti. Bazı fanatik İsrailli ve Batılı grupların bölgeyle ilgili rasyonel siyasetten uzak, tamamen dini ve fanatik düşüncelerle hareket ettiğini belirten Fidan, bu odakların barışı bir hedef olarak görmediğini vurguladı. İsrail’in kendi gündemini dayatarak bölgeyi kaosa sürüklediğini ifade eden Bakan, bu politikaların dünya kamuoyunun beklentileriyle tamamen çeliştiğini dile getirdi.

"BÖLGEMİZ BAŞKALARININ FANTEZİ LABORATUVARI DEĞİL"

Orta Doğu topraklarının dış güçlerin veya radikal grupların dini ideallerini test edeceği bir alan olmadığını sert bir dille ifade eden Fidan, "Burası başkalarının kendi mesihlerini bulacağı bir yer değil" diyerek mistik ve radikal fantezilere tepki gösterdi. Bölgenin bir "laboratuvar" olarak görülmesine izin verilmeyeceğini kaydeden Bakan, bu toprakların asıl sahibinin burada yaşayan insanlar ve Müslümanlar olduğunu hatırlattı. Fidan, bölge insanının geleceğinin başkalarının fanatik kurgularına bırakılamayacak kadar değerli olduğunu ve bu bilincin tüm bölge başkentlerinde yayılması gerektiğini savundu.

AB'den Türkiye'ye "stratejik" ziyaret
AB'den Türkiye'ye "stratejik" ziyaret
İçeriği Görüntüle

MÜSLÜMAN TOPRAKLARINDA ÖZNE OLMA VAKTİ

Fidan, bölge ülkelerinin kendi geleceklerine sahip çıkmalarının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtti. "Burası Müslümanlara ait olan topraklar; kendi barışımıza, istikrarımıza ve refahımıza kendimiz sahip çıkmalıyız" diyen Bakan, dışarıdan dayatılan güvenlik mimarileri yerine bölgesel sahiplenme vurgusu yaptı. Mevcut savaş ve çatışma ortamından ders çıkarılması gerektiğini ifade eden Fidan, bölge devletleri arasındaki dayanışmanın artırılması için yoğun bir diplomatik çaba içerisinde olduklarını ve bu dayanışmanın her türlü fanatik saldırıya karşı en güçlü kalkan olduğunu vurguladı.

Kaynak: AA