İRAN’A OLASI SALDIRI VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİ
Fidan, olası bir saldırıda rejim değişikliği ihtimali için, “Böyle bir sıkıntı alanı var ama rejimi değiştirecek bir şey olmaz, savaşta olsa bile. İran’da belli senaryoları dillendirmek istemiyorum ama hava saldırısıyla veya başka bir şeyle rejim değişmez. O boş bir hayal” dedi.
Milli güvenlik açısından hassasiyet gösterilen tehdit alanlarını yakından takip ettiklerini belirten Fidan, savaşın bölgede olumsuz etkiler doğuracağını ve mevcut ortamı daha negatif hale çevirecek senaryoları görmek istemediklerini aktardı.
Fidan, İran toplumunda protestolar ve memnuniyetsizlikler olduğunu ancak rejimin tamamen yıkılmasının söz konusu olmadığını vurguladı. “Şu olur, hükümet zayıflar, sistem zayıflar, halk karşısında hizmeti götüremez hale gelir. Mevcut rejim radikal kararlar alıp dönüşebilir” ifadelerini kullandı.
UMMAN VE MÜZAKERE SÜRECİ
Fidan, ABD ile İran’ın Umman’da gerçekleştirdiği dolaylı görüşmelere işaret ederek, tarafların hem zaman kazanmak hem de müzakere etmek için adımlar attığını söyledi. Türkiye’nin bu süreçte hem ABD hem İran ile temaslarını yoğun biçimde sürdürdüğünü belirtti.
İstanbul’daki görüşmelerde olumlu bir hava çıktığını ve müzakerelere kapı aralandığını dile getiren Fidan, “Daha yaratıcı çözümler bulunmalı, savaş tehdidinden uzaklaşılmalı” mesajını verdi.
Nükleer mesele başta olmak üzere çözüm odaklı bir yaklaşımın önemine değinen Fidan, ABD’ye de “4 maddeyi aynı anda al veya terk et” yaklaşımının gerçekçi olmadığını anlattıklarını aktardı.

NÜKLEER SİLAHLAR VE ULUSLARARASI ÇİFTE STANDART
Fidan, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu silahlaştırmaya yönelik bir adım atmadığını belirterek, “Atom bombaları yok İranlıların. Yapmak istediklerine dair de bir veri yok” dedi.
Türkiye’nin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT) çerçevesindeki yaklaşımını anlatan Fidan, anlaşmanın adil olmayan hükümlerine dikkat çekti. “Çifte standart var, ağır çifte standart. Uluslararası toplumun nükleer silahlarla ilgili ciddi bir açılıma gitmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesi, nükleer başlığa dönüşme potansiyeli ve füze entegrasyonu üzerine analizlerin önemli olduğunu vurgulayan Fidan, bölgesel dengeyi bozacak dramatik değişiklikleri istemediklerini kaydetti.
SURİYE VE BÖLGESEL GÜVENLİK
Fidan, Suriye’de YPG’nin çekilmesi ve Kürt nüfusun haklarının güvenceye alınmasının önemine değindi. Bölgesel işbirliği ve dayanışmanın kritik olduğunu vurgulayarak, “Bölgenin esasında en büyük ihtiyacı, bölge ülkelerinin birbirine güven telkin etmesi” dedi.
Filistin ve Suriye’de Türkiye’nin diplomatik çalışmalarının önemine değinen Fidan, “Suni kavgalar, tarihten devraldığımız anlaşmazlıklar, etnik ve mezhebi problemler nedeniyle bölgede kan ve enerji kaybı oluyor. Dünyanın birçok yerinde muazzam mesafeler katedilirken burada kan ve gözyaşı oluyor” ifadelerini kullandı.
Fidan, bölgesel istikrarın sağlanmasında Türkiye’nin uzun süreli istikrarlı yönetiminin büyük bir şans olduğunu belirterek, bölgesel güvenlik ve diplomasi alanında öncü rolün sürdürüleceğini kaydetti.





