Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Türkiye’de en çok araştırılan dini konulardan biri de fidye ve oruç hükümleri oldu. Oruç tutamayan müminlerin yerine getirmesi gereken bir yükümlülük olan fidye, belirli şartlara bağlanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı, özellikle fidye verme imkânı bulunmayanların durumuna ilişkin kafa karışıklığını gideren açıklamalarda bulundu. Kur’an-ı Kerim’de yer alan hükümler doğrultusunda yapılan bilgilendirmede, kalıcı mazereti olanlar ile maddi imkânı bulunmayanlar arasındaki ayrım net bir şekilde ortaya konuldu.

FİDYE NEDİR VE HANGİ DURUMLARDA VERİLİR?

Fidye kelime anlamı olarak, bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel demektir. Dini bir terim olarak ise fidye; oruç ibadetinin eda veya kaza imkânının kalmaması sebebiyle ya da hac ibadetinin edası sırasında işlenen birtakım kusurların giderilmesi için ödenen maddi bedeli ifade eder.

Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi'nin 184. ayetinde, "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder" buyrulmaktadır. Buna göre, yaşlılık nedeniyle oruç tutamayanlar veya iyileşme ümidi olmayan bir hastalığı bulunan kimseler, daha sonra bu oruçları kaza etme imkânı bulamazlarsa, tutamadıkları her gün için bir fidye öderler.

FİDYE VERME GÜCÜ OLMAYAN KİŞİLER NE YAPMALIDIR?

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kaynaklarına göre, fidye ödeme yükümlülüğü maddi imkanla sınırlıdır. Senenin hiçbir mevsiminde oruç tutamayacak kadar yaşlı olan (pîr-i fâni) kimselerin veya iyileşme umudu olmayan hastaların Ramazan’ın her bir günü için bir fakire fidye vermeleri gerekir. Ancak fidye verecek gücü olmayanlar, bu ödemeden sorumlu tutulmazlar.

Bu durumda olan kişiler, kasten tutmadıkları oruçların değil, mazeretleri nedeniyle tutamadıkları oruçların manevi sorumluluğunu taşırlar. Maddi gücü olmadığı için fidye veremeyenlerin yapması gereken, Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma dilemektir. Yani parası olmayan kişi borçlanarak fidye vermek zorunda değildir.

Milyonların vazgeçilmez içeceği için kritik uyarı: Sakın böyle tüketmeyin
Milyonların vazgeçilmez içeceği için kritik uyarı: Sakın böyle tüketmeyin
İçeriği Görüntüle

BİR GÜNLÜK FİDYE MİKTARI NE KADARDIR?

Bir fidye, bir kişiyi bir gün doyuracak yiyecek miktarı veya bunun nakdi ücretidir. Bu miktar, Ramazan ayında verilen "sadaka-i fıtır" (fitre) ile aynı tutarı ifade eder. Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl bu asgari tutarı belirler. Bu rakam fidyenin asgari ölçüsüdür; maddi imkânı olanların belirlenen tutardan daha fazlasını vermesi dinen daha hayırlı kabul edilir.

HAMİLE VE EMZİREN KADINLAR FİDYE VERİR Mİ?

Mezhepler arasında bu konuda bazı detay farklılıkları bulunmaktadır. Şafii mezhebine göre, Ramazan ayının kaza borcu mazeretsiz olarak yerine getirilmeden diğer Ramazan gelirse, kaza borcuna ek olarak fidye ödeme yükümlülüğü doğar. Ayrıca Şafii mezhebinde gebe ve emzikli kadınlarla ilgili özel bir durum vardır. Emzirme ve hamilelik sebebiyle çocuğunun sağlığı hakkında endişe duyan annelerin, oruç tutamadıkları günleri hem kaza etmeleri hem de fidye vermeleri gerekir. Ancak çocuk için değil de kendi sağlıkları için endişe ederlerse, o zaman fidye vermelerine gerek yoktur, sadece kaza etmeleri gerekir.

Kaynak: HABER MERKEZİ