Kamp enkazı üzerinde gerçekleştirilen eylemde, Filistin halkının topraklarına dönüş hakkından asla vazgeçmeyeceği vurgulanırken; uluslararası toplumun Filistinlilere yönelik ayrımcı tutumu ve hukuki hakların görmezden gelinmesi sert bir dille eleştirildi.
ENKAZ ÜSTÜNDE DİRENİŞ MESAJI
İsrail'in saldırıları sonucu büyük yıkıma uğrayan Şati Mülteci Kampı, bu yıl Nekbe anmalarının sembol noktası oldu. Yıkılan binaların enkazı üzerinde toplanan Filistinliler, ellerinde Filistin bayrakları ve "78 yıl, zulüm ve göç", "Dönüş hakkı kutsaldır" yazılı pankartlarla dünyaya seslendi. Yapılan basın açıklamasında, Nekbe'nin sadece 1948'de yaşanıp biten bir olay olmadığı, İsrail'in bugün de Filistinlileri zorla göç ettirerek bu felaketi sürdürdüğü ifade edildi.

"BİZ SADECE SAYILARDAN İBARET DEĞİLİZ"
Gösteriye katılanlar, Filistin halkının yaşadığı acıların istatistiklere indirgenemeyeceğini belirterek insani bir duruş sergiledi. Topraklarına dönüş haklarının uluslararası hukukça tanınmış siyasi ve hukuki bir hak olduğunu hatırlatan eylemciler, Filistin halkının kimliğini ve haklarını sonuna kadar savunacaklarını dile getirdi. Filistin Kurtuluş Cephesi Sorumlusu Muhammed el-Gul, bu eylemin bir irade göstergesi olduğunu ve direnişin nesiller boyu devam edeceğini vurguladı.
ULUSLARARASI HUKUK SORGULANIYOR
AA'ya konuşan hukuk müsteşarı Mar'i Krizem, modern dünyada ve üniversitelerde ders olarak okutulan uluslararası hukuk normlarının Filistin söz konusu olduğunda işlevsiz kalmasına tepki gösterdi. Krizem, "Uluslararası hukuk normları nerede?" diye sorarak, dünyanın Filistinlilere karşı açık bir ayrımcılık uyguladığını ve mültecilerin meşru dönüş haklarının bilinçli olarak görmezden gelindiğini savundu.
NEKBE: 78 YILLIK BİTMEYEN SÜRGÜN
Filistinliler, 15 Mayıs 1948’de İsrail’in kurulmasıyla başlayan, yüz binlerce kişinin yerinden edildiği ve binlerce kişinin öldürüldüğü süreci "Büyük Felaket" (Nekbe) olarak adlandırıyor. Her yıl 15 Mayıs’ta dünyanın dört bir yanındaki Filistinliler tarafından düzenlenen anma programları, bu yıl Gazze'de devam eden ağır insani krizin gölgesinde, geçmişin acılarını bugünün direnişiyle birleştiren bir atmosferde gerçekleştirildi.




